21. Hukuk Dairesi 2016/3279 E. , 2017/5649 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere,temyiz kapsam ve nedenlerine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 1988 yılı Nisan ayından 1990 yılı Şubat ayına kadar,1992 yılı Mart ayından 1993 yılı Mart ayına kadar,1995 yılı Şubat ayından 1996 yılı Ocak ayına kadar ve 2001 yılı Mart ayından 2008 yılı Ağustos ayına kadar davalı işyerinde geçen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece,davanın kısmen kabulüne,davacının davalı işyerinde 15.09.1992-28.02.1993 tarihleri arasındaki dönemde Kuruma bildirilen günler dışında 33 gün daha ve 01.03.2001-03.08.2008 tarihleri arasındaki dönemde ,Kuruma bildirilen günler dışında 876 gün daha çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 1990/2 dönemden 03.08.2008 tarihine kadar çalışmalarının davalı işverence giriş çıkış şeklinde kesintili olarak bildirildiği,davacının tespiti istenen dönemde dava dışı işyerlerinden bildirilen çalışmaları da bulunduğu, davacının 1988 yılı Nisan ayından 1990 yılı Şubat ayına kadar olan çalışmalarının hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verildiği, 20.05.1995-31.12.1996 tarihleri arasındaki çalışmasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedildiği,ancak bu dönemde kayıtlı bordro tanığı dinlenmediği,komşu işyeri araştırması yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa"nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa"nın 86/8. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay"ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
506 sayılı Yasa"nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa"nın 86/8. maddelerine göre Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır. Yasada yer alan 5 yıllık süre hak düşürücü olup mahkeme tarafından kendiliğinden nazara alınması gerektiği gibi davacının aynı işyerinde çalışmasını sürdürmesinin veya 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının, hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağı ve hak düşürücü sürenin, kesilmesi ve durmasının mümkün bulunmadığı hukuksal gerçeği de ortadadır.
Maddede belirtildiği üzere yönetmelikle tespit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi) verilmesi durumunda hak düşürücü sürenin işlemeyeceği kabul edilmelidir.
Davacının sigortalı çalışmalarının Kuruma kısmen bildirildiği hallerde, eksik bildirimlere yönelik olarak açılan davada hak düşürücü süre işlemeyecektir. (Hukuk Genel Kurulunun 23.06.2004 gün ve 2004/21-369 E, 2004/371 K. sayılı kararı )
Ayrıca çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemeyecektir.
Yapılacak iş,davacının hizmet cetvelinde 1990 /2 dönemden itibaren davalı işyerinden bildirimi bulunduğu ve öncesinde kesintisiz çalıştığı iddiası bulunduğundan hak düşürücü süre açısından bu dönemi değerlendirmek, 1995 ve 1996 yıllarındaki çalışmasına ilişkin olarak dönem bordrosunda kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden taraflardan davacı ve davalılardan ..."e iadesine, 03/07/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.