
Esas No: 2009/6977
Karar No: 2010/680
Karar Tarihi: 16.02.2010
Husumet - İtirazın İptali - Kaçak Su Bedeli - Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2009/6977 Esas 2010/680 Karar Sayılı İlamı
Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)
Dava, icra takibine karşı itirazın iptali istemiyle açılmıştır. Mahkeme, dava konusu işyerinde kaçak su kullanıldığı iddiasıyla davalı şirkete karşı kısmen kabul kararı vermiştir. Ancak, dava dışı kişinin bu işyerini kiralamış olduğu ve kaçak su kullanımıyla ilgisinin olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle, davalı şirketin husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, davalı Feyzullah hakkında ise karara adının eklenmediği tespit edilmiştir. Bu nedenle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
- Kanun Maddeleri:
818 Sayılı Borçlar Kanunu [ Madde 41 ]:
Borç, borçlu tarafından yerine getirilir.
818 Sayılı Borçlar Kanunu [ Madde 42 ]:
Borçlu, asılı borcu ödemekle yükümlüdür. Bu borcu kapsayan borç ilişkisi nedeniyle, borçlu ve kesinleşmiş bir alacaklı arasında başka bir kimse tarafından dava açılamaz.
1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (Mülga) [ Madde 38 ]:
Sıfat yokluğu hallerinde davanın husumet nedeniyle reddine karar verilir.
1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (Mülga) [ Madde 73 ]:
Davacı bir hakkın mevcudiyeti hakkında maddi bir delil bildirirse, bu delil ile bağlıdır.
7. Hukuk Dairesi 2009/6977 E., 2010/680 K.
7. Hukuk Dairesi 2009/6977 E., 2010/680 K.
- HUSUMET
- İTİRAZIN İPTALİ
- KAÇAK SU BEDELİ
- 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 41 ]
- 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 42 ]
- 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 38 ]
- 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 73 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay"ca incelenmesi davalı A... Antalya Lara Turistik Tesisleri ve İşletmeleri A.Ş. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Dava, haksız fiilden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemece varılan sonuç dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemiştir.
Alacak davalarında davalı olma sıfatı, alacağın borçlusuna, haksız fiillerde zarar sorumlularına, itirazın iptali davalarında ise hakkında takip yapılan ve itiraz etmesi nedeniyle hakkındaki takip kısmen ya da tamamen duran borçluya aittir. Borçlu veya zarar sorumluları dışında üçüncü bir kişiye karşı dava açılması durumunda davanın sıfat yokluğu, bir başka deyişle husumet yönünden reddine karar verilmesi zorunludur. Husumet defi olmayıp bir itirazdır. Bu niteliği dikkate alındığında yargılamanın her aşamasında öne sürülebileceği gibi taraflarca öne sürülmese dahi mahkemelerce kendiliğinden dikkate alınması ve husumet sorunu çözümlendikten sonra işin esasına girilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Ayrıca bina maliklerinin kaçak su bedelinden sorumlu olacaklarına ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığından, kural olarak kaçak su bedelinden ancak kaçak kullanım yapan gerçek ve tüzel kişiler sorumludur. Dolayısıyla kiralayanın kiracının haksız fiillerinden kaynaklanan zarardan sorumlu tutulması mümkün değildir.
Somut olaya gelindiğinde, davacı taraf davalı tarafın maliki olduğu yerde, abone olmaksızın kaçak su kullandığını öne sürmüştür. Davalı taraf savunmasında, tutanak düzenlenen adreste üçüncü şahısın kiracı olarak faaliyette bulunduğunu, ancak davanın dava konusu olayla ilgisi bulunmayan kendileri hakkında açıldığını öne sürerek husumet itirazında bulunmuştur. Dosyada bulunan kira sözleşmesinden, dava konusu işyerinin 01.01.2001 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli yazılı kira sözleşmesi ile davalı tarafından dava dışı kişiye kiralandığı anlaşılmaktadır. Kaçak su kullanım tutanağının düzenlendiği gün itibarıyla tutanak düzenlenen işyerinde dava dışı kişinin faaliyette bulunduğu dikkate alındığında, kaçak su kullanımından davalı tarafın değil, dava dışı kişinin sorumlu olacağı kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, kaçak su kullanımı ile ilgisi bulunmayan davalı taraf hakkında açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, davalı Feyzullah hakkında hüküm kurulmasına rağmen karar başlığında adına yer verilmemesi dahi isabetsiz, davalı şirketin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), peşin ödenen harcın istek halinde davalı şirkete iadesine, 16.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.