Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2015/791
Karar No: 2015/1756
Karar Tarihi: 16.09.2015

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2015/791 Esas 2015/1756 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Genel Kurulu         2015/791 E.  ,  2015/1756 K.
  • ALACAK DAVASI
  • ÖZEL TAKİP YOLU
  • HUKUKİ YARAR
  • SEÇİMLİK HAK
  • GENEL HÜKÜMLER UYARINCA TAKİP VE DAVA YOLUNA BAŞVURMA
  • AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN (6183) Madde 1
  • AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN (6183) Madde 54
  • AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN (6183) Madde 55
  • HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 114
  • HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 115
  • İCRA VE İFLAS KANUNU (İİK) (2004) Madde 47
  • ŞİRKETLERİN MÜRURU ZAMANA UĞRAYAN KUPON TAHVİLAT VE HİSSE SENEDİ BEDELLERİNİN HAZİNEYE İNTİKALİ HAKKINDA KANUN (2308) Madde 2

"İçtihat Metni"

Taraflar arasındaki “alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın yargı yolu bakımında usulden reddine dair verilen 11.06.2013 gün ve 2013/78 E., 2013/329 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 30.01.2014 gün ve 2014/245 E., 2014/1438 K. sayılı ilamı ile,
“...Dava, 2308 sayılı kanuna göre hazineye intikal ettirilmesi gereken temettülerden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Yerel mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı vekili, davalı şirket hakkında vergi başmüfettişi tarafından tanzim edilen 23/11/2012 tarihli raporda 2308 sayılı Şirketlerin Müruruzamana Uğrayan Kupon Tahvilat ve Hisse Senedi Bedellerinin Hazineye İntikali Hakkındaki Kanun gereğince hazineye intikal ettirilmesi gerekirken, gerekli intikal işlemlerinin yapılmadığı, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla 1.245.976,76 TL alacağın hazineye intikal etmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Yerel mahkemece, davacı bakanlığın 6183 sayılı Kanun"un 54.ve devamı maddelerine göre hareket etmesi gerektiği, davalı şirkete anılan kanunun 55.maddesi gereğince ödeme emri tebliğinden sonra davalı şirkete anılan kanun hükümleri doğrultusunda itiraz ve dava hakkı tanınması gerekirken doğrudan alacak davası açılmasının yerinde olmadığı, mahkemenin davaya bakmakta görevli olmadığı, H.M.K."nun 114.maddesinin (b) bendi delaletiyle aynı Kanun"un 115.maddesine göre dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Dava konusu alacağın 6183 sayılı yasaya göre takibi mümkün olsa bile, bir alacağın ödetilmesi amacıyla özel takip yolu öngörülmüş olması, o alacağın genel takip yolu veya genel hükümler gereğince istenmesini engellemez. Alacaklının bu konuda seçimlik hakkı bulunduğunun ve bu hakkını genel takip hükümlerinden yana kullandığının kabulü gerekir. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, işin esasının incelenmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile usulden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir...”
gerekçesiyle oyçokluğuyla bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü;
Dava; alacak istemine ilişkindir.
Davacı İdare vekili, vergi incelemesi sırasında ödenmediği tespit edilen temettülerin 3028 sayılı Kanun uyarınca davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece istem, “davacının 6183 sayılı Kanun"un 54.ve devamı maddelerine göre hareket etmesi gerektiği, anılan kanun hükümleri doğrultusunda davalıya itiraz ve dava hakkı tanınması gerekirken doğrudan mahkememizde alacak davası açılmasının yerinde olmadığı, mahkemenin davaya bakmakta görevli olmadığı, gerekçesi ile dava şartı yokluğundan usulden reddedilmiş, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine, yukarıda belirtilen gerekçe ile bozulmuştur.
Mahkeme önceki ve karşı oydaki gerekçelere dayanarak direnmiştir.
Hukuk Genel Kurulunun önüne gelen uyuşmazlık; 6183 sayılı Kanun hükümlerine tabi eldeki alacağın genel hükümler çerçevesinde tahsilinin istenip istenemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun “Hukuku amme borçları” başlıklı 47. maddesinde, para cezasiyle diğer hukuku amme borçlarının takibi hakkındaki kanunlar hükmünün mahfuz olduğu ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un 1. maddesinde, “Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer"i amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümleri tatbik olunur” denilse de bu hükümler seçimlik hakkı bulunan davacının genel hükümler uyarınca takip ve dava yoluna başvurmasına engel değildir. Bu nedenle davacının genel hükümler çerçevesinde takip ve dava yoluna başvurmasında hukuki yararı bulunduğunun kabul edilmesi gereklidir.
Görüşmeler sırasında azınlıkta kalan üyelerin bir kısmı tarafından, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un 1. maddesinin lafzına ve ruhuna bakıldığında maddede sayılan alacaklar yönünden 6183 sayılı Kanun’un uygulanmasının zorunlu olduğu, bu zorunluluğun 1. madde de “tatbik olunur” denilerek düzenleme altına alındığı ve İİK 47 maddesinde de bu hususun tekrar edildiği, 6183 sayılı Kanun’un gerek alacaklıya ve gerekse borçluya özel haklar getirdiği, uyuşmazlığın örneğin 6183 sayılı Kanun’un 1. maddesinde sayılan alacak türlerinden olan vergi alacağı gibi vergi mahkemelerini ilgilendiren özel bir konuda olduğunun varsayılması halinde uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesindeki itirazın iptali davasında nasıl sonuçlandıracağının cevap verilmesi gereken önemli bir sorun olduğu savunulmuş ise de bu görüş çoğunluk tarafından kabul edilmemiştir.
Azınlıkta kalan üyelerin diğer kısmı ise, dava konusu uyuşmazlığın 6183 sayılı Kanun’un 1. maddesinde sayılan alacak türlerinden olmadığını, mahkeme kararının bu değişik gerekçe ile bozulması gerektiğini savunmuşlar ise de bu görüş de çoğunluk tarafından kabul edilmemiştir.
Hal böyle olunca; mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da, benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 16.09.2015 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
Davacı Maliye Bakanlığının davalı şirketten talep ettiği alacağın kaynağı 2308 sayılı kanun olup bu kanunun 2.maddesi ile  zamanaşımı nedeniyle eksik borç haline dönüşen ve şirket ortağının veya şirket tarafından ihraç edilen tahvilin alacaklısı olanların hukuk yolları ile elde etme imkanını yitirdikleri değerlerin (beş senelik müruruzamana uğrayan faiz, temettü ve ikramiye gibi değerlerle bu şirketlerin hisse senetleri ve tahvillerinden bedele inkılâp etmiş olanlarının on senelik müruruzamana uğrayan bedelleri)  Devlete intikal edeceği düzenlemiştir.
Davacı Maliye Bakanlığı, davalı şirketten zamanaşımı süresi geçmiş olmasına rağmen şirket ortaklarına ödenmeyen ve yukarıdaki kanun gereğince Devlete intikal eden temettüleri talep etmektedir.
Mahkemece, ayrıntılı gerekçe verilmeden ve davacı alacağının nasıl bir kamu alacağı olduğunu açıklamadan davacı Maliyenin tahsilatı 6183 sayılı kanun hükümleri uyarınca yapması gerektiği sonucuna varmış ve davacının 6183 sayılı kanunun 54 vd maddelerine göre hareket etmesi gerekirken doğrudan işbu dâvanın açılmasının yerinde olmadığı, mahkemenin görevli olmadığı gerekçesiyle dâva şartı yokluğundan dâvanın reddine karar verilmiştir.
Özel Daire de " dava konusu alacağın 6183 sayılı yasaya göre takibi mümkün olsa bile.." demek suretiyle alacağın 6183 sayılı kanun uyarınca takibi yapılan kamu alacaklarından olup olmadığı konusunda bir değerlendirme yapmamış, idarenin seçim hakkı bulunduğu, genel takip hükümlerini de tercih edebileceğini belirterek mahalli mahkeme kararını bozmuştur.
 6183 sayılı kanunun 1. maddesi "Devlete, vilâyet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer"i âmme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu Kanun hükümleri tatbik olunur." hükmünü hâvidir.
Dâva konusu alacak maddede belirtilen " vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer"i" nitelikte bir kamu alacağı olmadığı gibi " amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan" bir alacak mahiyetinde de değildir. Bir an için alacağın maddede belirtilen "para cezası" olabileceği düşünülebilir ise de davacı Maliye, davalı şirketin ortaklarına ödemesi gereken ancak zamanaşımına uğradığından Devlete intikal eden temettü ödemeleri ile bu ödemeleri üç ay içinde Devlet"e yapmamış olması sebebi ile "üç misli tazminat" istediği dikkate alındığında asıl alacağın bir ceza olmaması, "üç misli"nin de kanunda açıkça "tazminat" olarak nitelendirilmesi karşısında dava konusu alacağın "para cezası" niteliğindeki bir kamu alacağı da olmadığı görüşündeyim.
Bu durumda da ortada bir kamu alacağı olmadığından mahkemenin gerekçesinde belirtildiği gibi davacı Maliye"nin 6183 sayılı kanun hükümleri uyarınca hareket etmesini gerektirir bir durum da bulunmadığından ve idare alacağını genel hükümler uyarınca adli yargıda doğrudan dâva açarak talep edebileceğinden yerel mahkeme kararının değişik bu gerekçe ile bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan Sayın Çoğunluğun alacağın kamu alacağı olduğu ve idarenin kamu alacağını takip hususunda Özel Dairenin görüşü gibi seçimlik hakkı bulunduğu yönündeki görüşüne katılamıyorum.



Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


Avukat Web Sitesi