Hukuk Genel Kurulu 2013/2376 E. , 2015/1762 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 22/11/2012
NUMARASI : 2012/436-2012/451
Taraflar arasındaki “endüstriyel tasarım belgelerinin hükümsüzlüğü ve sicilden terkini” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesince (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla) davanın reddine dair verilen 11.05.2010 gün ve 2008/53 E., 2010/147 K. sayılı kararın incelenmesi davacılar vekilince istenilmesi üzerine, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 06.02.2012 gün ve 2010/9988 E., 2012/1445 K. sayılı ilamı ile;
(…Davacı vekili, davalıların “masa” adlı tasarımları için endüstriyel tasarım belgesi aldıklarını, tasarımların yenilik ve ayırt edicilik niteliklerinin bulunmadığı ve teknik bakımından tasarımcıya seçenek bırakmadıklarını ileri sürerek davalı Bürotime Mobilya Sanayi Ticaret Ltd.Şti."ne ait “masa”, diğer davalı T....Mobilya Sanayi Ve Ticaret A.Ş:"ye ait “masa” ve “masa ayağı profili” isimli endüstriyel tasarım belgelerinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacıların çoğu ürünlerinin müvekkili firmanın tasarımlarının birebir kopyası olup derdest davalarının bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre bilirkişiler raporu doğrultusunda dosyaya sunulmuş olan kataloglarda tarih olmadığı, katalogda yer alan ürünlerin davalı taraf tasarımlarından daha eski tarihli oldukları yönünde her hangi bir bilginin de bulunmadığı, deliller arasındaki tarih karşılaştırılmasının yapılamadığı, bu itibarla katalogların tek başına bir hükümsüzlük nedeni oluşturduğundan söz edilemeyeceği, yine katalogda yer alan ürünlerin davalı taraf tasarım tescil başvurusundan önce üretilip, piyasaya sürüldüklerinin ve ayrıca ürün kodlarını içeren faturalar gibi başkaca delillerle ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece somut uyuşmazlığın çözümünün özel ve teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle bilirkişi görüşüne başvurulmuş ancak bu yolda alınan hukukçu bilirkişi görüşü benimsenmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa uyuşmazlık, 554 sayılı KHK hükümlerinden kaynaklandığına göre dava konusu tasarımların yeni ve ayırt edici olup olmadığı hususunda tasarımcı bilirkişi görüşü alınması gerekirken yukarıda açıklandığı üzere konusunda uzman olmayan hukukçu bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir...)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacılar vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, endüstriyel tasarım belgelerinin hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir.
Davacılar vekili; davalıların "masa" ve “masa ayağı” tasarımları için aldıkları endüstriyel tasarım belgelerine konu tasarımların yenilik ve ayırt edicilik niteliklerinin bulunmadığı ve teknik bakımından tasarımcıya seçenek bırakmadığını ileri sürerek endüstriyel tasarım belgelerinin hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; davanın reddini savunmuştur.
Yerel mahkemece; davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafından temyizi üzerine; Özel Dairece hüküm yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava konusu tasarımların yeni ve ayırt edici nitelikte olup olmadığının tespiti için mahkemece alınan hukukçu bilirkişi raporunun yeterli olup olmadığı, dosya kapsamına göre tasarımcı bilirkişi görüşü alınmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle endüstriyel tasarım hukukuna ilişkin açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır.
Tasarım hukuku ilk olarak 16. yüzyılda Fransa’da tekstil ürünlerindeki desenlerin başkaları tarafından taklit edilmesinin önüne geçmek için geliştirilmeye başlanmıştır. Ülkemizde ise, 1995 yılına kadar 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda yer alan hükümler ile (FSEK m.2, m.4) koruma sağlanırken, 24.06.1995 tarihinde 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (554 sayılı KHK) çıkartılmıştır.
Anılan Kararname ile koruma altına alınmak istenen tasarım, kavram olarak; bir ürün veya ürün parçasının görünümüdür (Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2012, Beşinci Bası, s.661).
554 sayılı KHK’nin 3. maddesindeki tasarım tanımı ise; “bir ürünün tümü veya bir parçası veya üzerindeki süslemenin, çizgi, şekil, biçim, renk, doku, malzeme veya esneklik gibi insan duyuları ile algılanan çeşitli unsur veya özelliklerinin oluşturduğu bütünü” şeklindedir.
Kararnamede “endüstriyel” kelimesinin kullanılmasının sebebi ise; endüstriyel yolla üretilen ürün tasarımlarına endüstriyel tasarım denmesidir. Bunlar seri imalata konu ürünlerdir.
Korumanın kapsamı, ürünün görünüm özellikleriyle sınırlıdır (Karahan/Suluk/Saraç/Nal; y.a.g.e.; s. 285).
Ülkemizde tasarım tescilleri, Türk Patent Enstitüsü (TPE) tarafından yapılmakta olup bir endüstriyel tasarımın 554 sayılı KHK hükümlerine göre korunabilmesi için tasarımın tescil edilmesi gereklidir. Bu tescil ilkesi, tescilsiz tasarımların korunmayacağı anlamına gelmez. Tescilsiz tasarımlar genel hükümlere göre korunacaktır (Tekinalp, y.a.g.e. s.674).
554 sayılı KHK’nın 9. maddesi gereğince tescilli bir tasarımın, hukuken korumadan yararlanabilmesi için bazı özelliklere sahip olması gerekir ki; bunların en başında kamu düzeni ve genel ahlaka aykırı olmama hali gelir . “Koruma Şartları” başlığı altında düzenlenen 5.6 ve 7. maddelerinde yeni ve ayırt edici nitelikteki tasarımların korunacağı belirtilmiştir. Koruma kapsamı dışında kalan diğer haller ise Kararnamenin 10. maddesinde düzenlenmiş olup yenilik ve ayrıt edicilik vasıfları bulunmayan tasarımlar ile tasarımcıya seçenek özgürlüğü bırakmayan tasarımların koruma kapsamı dışında bırakılacağı hükme bağlanmıştır.
Yenilik ve ayırt edicilik incelemesi, önceden mevcut bulunan tasarımlar ile ihtilaf konusu olan tasarımın kıyaslanarak değerlendirilmesi işlemidir. Yenilik (m.6) unsurunun belirlenmesinde, tasarımının, önceki mevcut bir tasarımın aynısı olup olmadığı incelenir.Ayırt edicilik (m.7) ise; yeni olan bir tasarımın ortak özelliklerinin dışında ve bilgilenmiş kullanıcı gözüyle kıyaslanan diğer tasarımlardan farklı kılan özelliklerdir.
TPE, başvuruya konu tasarımın yeni ve ayırt edici nitelik taşıyıp taşımadığını incelememektedir (Esas İnceleme). TPE, sadece, başvuruda gerekli evrakın verilip verilmediği, başvuru ücretinin yatırılıp yatırılmadığı gibi şekli hususları inceler (Şekli İnceleme). Ülkemizde tasarım tescilleri bakımından yayıma dayalı itiraz sistemi benimsenmiştir. Çünkü esas incelemeyi yapmak oldukça zaman alıcı ve masraflı bir iştir. Kaldı ki, esas inceleme sistemini benimseyen ülkelerde bu incelemeye tabi tutulan tasarımların birçoğu daha sonra mahkemeler tarafından özgün olmadığı gerekçesiyle iptal edilmektedir. Bu da göstermektedir ki, pratikte esas inceleme sağlıklı bir şekilde zaten yapılamamaktadır. Bu inceleme esasen uyuşmazlık halinde mahkemeler önünde yapılabilmektedir.
Türk Hukukunda “hükümsüzlük” ancak mahkeme önünde ileri sürülebilir. TPE, bir tasarımın hükümsüz olup olmadığı konusunda bir karar veremez ancak itiraz prosedürü çerçevesinde tasarımın koruma şartlanın karşılanmadığı gerekçesiyle başvuruyu reddedebilir (Karahan/Suluk/ Saraç/Nal; y.a.g.e., s.290).
Hangi hallerde mahkemelerce hükümsüzlük kararı verileceği 554 sayılı KHK’nın 43. maddesinde sayılı olarak (numerus clausus) belirlenmiştir. Bunlar, tasarımın yeni ve ayırt edici nitelikte olmaması, teknik fonksiyonun tasarım şekillendirmesi, tasarımın kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı olması, tasarımın gerçek sahibinin başkası olması, sonradan kamuya açıklanmış olmakla birlikte, aynı veya benzer başka bir tasarımın başvuru (veya varsa rüçhan) tarihinin daha önce olması halleridir. Anılan hususlar genel olarak YHGK’nın 27.03.2013 gün ve 2013/11-209E., 2013/399 K sayılı kararında da vurgulanmıştır.
Yukarıda yapılan açıklamaların ışığı altında somut olaya gelince; hükümsüzlüğü istenilen 2006/416 numaralı "masa", 2005/8653 numaralı “çoklu masa” ve 2003/2992 numaralı "masa ayağı profıli" tasarım olarak davalılar adına tescil edilmiştir. Mahkemece, tasarımların yenilik ve ayırtedicilik vasıflarının bulunup bulunmadığı ve teknik bakımdan tasarımcıya seçenek bırakmayan tasarımlardan olup olmadığı iddialarının tespiti yönünden hukukçu bilirkişiden görüş alınmış, bilirkişi raporunda bir kısım masa tasarımları yönünden yeni ve ayıredicilik vasıflarının bulunmadığı hususu kataloglarda sunulan masa görüntüleri karşılaştırılarak tespit edilmeye çalışılmış ise de teknik özellikleri bakımından üreticiye seçenek bırakıp bırakmadığı, harc-ı alem olup olmadığı, tasarımların yeni ve ayıredici özelliklerinin bulunup bulunmadığı belirtilmemiştir. Esasen bu hususlar bilirkişinin uzmanlık alanı dışındadır. Dosya içinde mevcut tespit bilirkişi raporları ile ceza dosyasının yargılaması sırasında alınan bilirkişi raporları da dava konusu iddialar yönünden yeterli ve uyumlu tespitler içermemektedir.
Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, içinde tasarım konusunda uzman bilirkişi ya da bilirkişilerin bulunduğu yeni bir bilirkişi kurulundan dosyadaki raporlar arasındaki duraksamayı gideren ve davacıların itirazlarını da karşılayacak şekilde rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.03.2007 gün ve 2007/11-154 Esas, 2007/168 Karar sayılı ilamı ile 07.03.2007 gün 2007/11-94 Esas, 2007/113 K, 12.03.2008 gün ve 2008/11-234 E.,2008/244 Karar sayılı kararlarında da aynı hususlar benimsenmiştir.
Öte yandan; davanın konusu olan ve davalı adına tescilli 2003/2992 sayılı “masa ayağı profili” tasarımı bir profil tasarım kesiti niteliğindedir. 554 sayılı KHK"nın 3. maddesi uyarınca profil tasarımlarının korunabilmesi için tasarımın uygulandığı nihai ürün halinin görülebilir nitelikte olması gerekir. Bu ürünün üretim aşamalarında görünen kısımları 554 sayılı KHK"nın 3. vd. maddeleri kapsamında tasarım olarak nitelendirilemez. Bu bakımdan, 2003/2992 sayılı profil tasarımı kesitinin ne suretle tasarım olarak tescilinin mümkün olacağı hususunun da tespiti bakımından tasarımcı uzman bilirkişi görüşü alınmalıdır.
Hal böyle olunca; yerel mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ:Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; direnme kararının Özel Daire bozma ilamında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 16.09.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.