3. Hukuk Dairesi 2014/11328 E. , 2015/4579 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : DÜZCE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/04/2014
NUMARASI : 2012/186-2014/169
Taraflar arasındaki alacak(sebepsiz zenginleşme) davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili; 1999 yılında Düzce ilinde meydana gelen depremler neticesinde evleri yıkılan ya da ağır hasar görenlerden hak sahipliği tespit edilenlere kalıcı konutlarda hak sahibi olduklarını, davalıların murisi ölü K.. D.."nun 1978 yılında vefat eden babası Rüştü"ye ait 212 ada 22 parsel sayılı taşınmazdaki binanın yıkılması nedeni ile müracaatta bulunduğunu, talep taahhütnamesinin ekine 1975 tarihli tapu belgesini eklediğini, 2001 yılında çekilen kura sonucu adına isabet eden evi teslim aldığını, ancak muris Kemal"in babasından kendisine intikal eden hissesini 04.07.1994 tarihinde diğer hissedar Mustafa Durdu"ya sattığını, geçersiz eski tapu ile müvekkil idareyi yanıltmak sureti ile kendisini hak sahibi imiş gibi göstererek kalıcı konuta hak sahibi olduğunu ve konutu teslim aldığını, ölü Kemal"in geçersiz tapu ile hak sahibi olduğunun tespit edilmesi üzerine 04/10/2007 tarihinde mahalli inceleme komisyonu kararı ile 7269 sayılı yasanın 29. Maddesi uyarınca hak sahipliğinin iptal edildiğini, konutu boşaltması yönünde tebligat da yapıldığını, konutun teslim edilmemesi üzerine aleyhine tapu iptal tescil davası açıldığını, ancak bu davanın açılmasından önce K.. D.. aleyhine aynı taşınmaz yönünden ayrı bir tapu iptal tescil davası açıldığının ve taşınmazın tapusunun iptali ile dosyanın davacısı N.. K.. adına tapuya tescil edildiğinin tespit edildiğini, kararı müdahale yolu ile temyiz etmelerine karşın Yargıtay"ca temyiz dilekçesinin reddedildiğini, öte yandan ölü kemal"in müvekkil idarenin hak sahipliğinin iptaline ilişkin kararın iptali istemi ile Sakarya 1. İdare Mahkemesi"nin 2008/943 Esas sayılı dosyasında açtığı davanın devam etmekte olduğunu, fazlaya dair dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydı ile 60.000,00 TL"nin hak sahipliğini iptal edildiği 04.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevabında, zamanaşımı definde bulunmuş , esasa ilişkin olarak konutun geri ödemesi olarak devlete 12.000,00 TL ödeme yapıldığını, dava değerinin fahiş olduğunu, davalıların murisi Kemal tarafından babadan kalan 212 ada 22 parsel sayılı taşınmaza bina yapılması amacı ile daha ekonomik olması ve işlemlerin daha çabuk ilerlemesi maksadı ile kardeşi Mustafa"ya güvene dayalı olarak inşaatın tamamlanması akabinde her hissedara bir daire verilmesi kaydı ile bedelsiz olarak devrettiğini, kardeşler arasında bu itibarla inanç sözleşmesi yapıldığını, muris kalıcı konutlarda hak sahibi olmak için müracaat ettiğinde ilgili inanç sözleşmesini yetkililere bildirdiğini ve onların yönlendirmesi ile eski tapuyu sunduğunu iddia ederek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile 47.831,50 TL"nin davacının hak sahipliğinin iptal edildiği 04.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacının tüm davalının sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Uygulamada sebepsiz zenginleşmenin iade borcunun para ile ifa edileceği durumlarda faizin hangi tarihte işlemeye başlayacağı sorunu ile karşılaşılır.
BK.101.maddesi uyarınca (6098 sayılı TBK. 117. Madde) muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. O halde, iade borcu para borcu şeklindeyse iade talebinde bulunulmasından itibaren temerrüt faizi işleyecektir.
Zenginleşen ister iyiniyetli, ister kötüniyetli olsun, kendisinden iade talep edilmeden önce temerrüde düşmüş sayılması olanaklı değildir. Sebepsiz zenginleşmede gecikme faizi yürümesi için borçlunun yani haksız mal edinenin ya bir ihtar ile ya da aleyhine bir dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi gerekir (HGK.6.2.2008gün ve 2008/3-40-102 s.).
Davada, davalının (yani iade borçlusunun) temerrüde düşürüldüğü tarihin, davacının hak sahipliğinin iptaline ilişkin olarak Sakarya 1. İdare Mahkemesi"nin 2008/943 Esas 2009/845 karar sayılı dosyada açtığı davanın reddine ilişkin verilen kararın kesinleştiği 17/04/2012 tarihi kabul edilerek faizin bu tarihten başlatılması gerekirken, mahkemece; 04.10.2007 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi doğru değilse de, bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 1.fıkrasından " 04.10.2007 tarihinden" bölümü çıkartılarak yerine "" temerrüt tarihi olan 17.04.2012 tarihinden " ifadesi yazılmak suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.