20. Hukuk Dairesi 2016/12634 E. , 2018/5591 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı-karşı davacı ... Yönetimi ve davalı ...... vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma talebinin değerden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı-karşı davalı vekili ... Yömetimine husumet yönelterek açtığı dava dilekçesinde; müvekkili davacının 1968 yılında yapılan tapulama çalışmalarında, muris ...... Sökmen adına tapuya kayıt ve tescil edilen ...... ilçesi, ......... mahallesi, pafta 17, parsel 517"de kayıtlı 12.860 m²"lik taşınmazı 19/01/1981 tarihinde murisi ...... Sökmen"den tapuda devir aldığını, davacı müvekkilin tapuda devir alma işlemini gerçekleştirdiği esnada, tapuda hiçbir sınırlama ve şerh mevcut olmadığını, ... Yönetiminin 1968 yılında yapılan tapulama çalışmalarına hiçbir itirazının bulunmadığını, 1983 yılında bölgede yapılan ... çalışmaları sonucu, taşınmazın ... sınırlarında bırakıldığını, davacının ilandan sonradan haberdar olarak 1990 tarihinde tahdide itiraz davası açtığını, ...... Kadastro Mahkemesince davanın süre yönünden reddedildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, kesinleşmiş olan davadan uzun bir süre sonra 2008 yılı içerisinde ... Yönetimince tapuya ... şerhi konulduğunu ancak bugüne kadar tapu iptali ve tescil davası açılmadığını, taşınmazın halen davacı müvekkil adına tapuda kayıtlı olduğunu ileri sürerek, şimdilik 10.000,00.-TL"nin dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline, müvekkili adına kayıtlı 517 parsel sayılı taşınmazın kesinleşmiş tahdit ile ... olan bölümünün tapu kaydının iptaline ve ... vasfıyla ...... adına tapu kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında ise 28/03/2016 tarihli ıslah dilekçesi talebini 817.987,14.-TL"ye çıkartarak harcı ikmal edemediğinden adli yardım talebinde bulunmuş ve ......yi de davaya dahil etmiştir.
Davalı - karşı davacı ... Yönetimi vekili cevap dilekçesinde 517 sayılı parselin 1982 yılında ilânı yapılan 1744 sayılı Kanun uyarınca yapılan tahdit uygulamasında 147-148 nolu O.S. noktaları ile 152 nolu O.S. noktaları içerisinde tamamının ... alanı içerisinde kalacak şekilde tespit edildiğini, öncelikli olarak asıl dava bakımından davacı-karşı davalının davasının husumet ve esas yönünden reddi ile karşı davalarının kabulü ile dava konusu taşınmazın tapu kayıt maliki adına olan tapusunun iptalini, davalının taşınmaza müdahalesinin önlenmesini, taşınmaz üzerinde bulunan irtifak hakkı, haciz ve ipotek şerlerinin tapu üzerinden kaldırılmasını, taşınmazın tamamının hakkı, haciz ve ipotek şerhlerinin tapu üzerinden kaldırılmasını, taşınmazın tamamının ... vasfıyla ...... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; 1) Asıl davanın kabulü ile 817.987,14.-TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ......den alınarak davacı ..."e verilmesine, davalı ... Yönetimi açısından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
2) Karşı davacı ... Yönetiminin davasının kabulü ile dava konusu ...... ilçesi, ......... köyü eski 517 sayılı parsel içerisinde kalan 09/10/2015 tarihli fen bilirkişi raporunda; (A), (B) ve (C) harfleri ile gösterilen kısımların ...... Sökmen adına olan tapu kaydının
iptali ile ... vasfıyla ...... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı-karşı davalı ... vekili, davalı-karşı davacı ... Yönetimi ve davalı ...... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanununun “Harcı Ödenmeyen İşlemler" başlığını taşıyan 32. maddesinde ise "Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz. Ancak, ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır." hükmüne yer verilmiştir.
Dolayısıyla harç alınması veya tamamlanması yanların isteğine bırakılmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re"sen) gözetilmesi hükme bağlanmış ve yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanmıştır.
Davacı taraf, 492 sayılı Kanun kapsamında kendisi harçtan muaf olmadığı gibi, işlemi de yargı harçlarından müstesna değildir.
Nitekim vurgulanan bu ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 12.10.2011 gün ve E: 2011/3-629, K: 2011/613 ile 23.10.2013 gün ve E: 2013/7-31, K: 2013/1481 sayılı ilâmlarında da benimsenmiştir.
Yargılama aşamasında taraflardan her biri, yapmış olduğu usûl işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. Kural olarak, ıslah işlemi harca tâbi bir işlem olup; ıslah edilen husus, değer artırımı ise nispi tarifeye göre, değilse maktu harç yatırılmalıdır.
Davacının yargı harçlarını ödeme yükümü altında olduğu anlaşıldığına göre, dava dilekçesinde belirtilen miktar üzerinden nisbi peşin harç, ıslah edilen dava değeri üzerinden nisbi tarifeye göre ıslah harcı ödenmedikçe eldeki davaya devam etme olanağı bulunmamaktadır. Davalı taraf harçtan muaf olsa dahi nispi peşin harç ve ıslah harcının alınması gerekir.
Ne var ki, somut olayda, davacılar vekili dava dilekçesinde maktu harç tuatarınca peşin harç yatırarak 10.000,00.-TL olarak açıkladığı tazminat talebini, 28/03/2016 tarihli dilekçe ile 817.987,14.-TL’ye yükseltmiş ve müvekkilinin ıslah harcını ödeyemeceğini belirterek adli yardım talebinde bulunmuş ve ıslah harcını ödememiştir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ortaya konulan ilkeler gözardı edilerek, davacının adli yardım isteği hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmeden, peşin harç ve ıslah harcı alınmadan yargılamaya devamla işin esası hakkında hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Bu itibarla mahkemece, öncelikle davacının adli yardım isteği yönünden bir karar verilmeli, adli yardım isteğinin reddi halinde; yürürlükteki harçlar tarifesi uyarınca dava dilekçesinde belirtilen dava değeri üzerinden nispi peşin harç ve ıslahla artılan dava değeri üzerinden ıslah harcını ödemesi konusunda davacılar vekiline usûlünce süre verilip harcı ödenen miktar üzerinden hüküm kurulması gerekirken, harcı yatırılmayan dava ve ıslah dilekçelerine değer verilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Ayrıca 3234 sayılı Kanunun 7139 sayılı Kanunla değişik 33. maddesinin 2. fıkrası uyarınca ... Yönetimi harçtan muaf olmasına rağmen aleyhine harç yüklenmiş olması da doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı-karşı davalı ... vekili, davalı-karşı davacı ... Yönetimi vekili ve davalı ...... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde iadesine 13/09/2018 günü oy birliğiyle karar verildi.