1. Hukuk Dairesi 2021/1655 E. , 2021/2738 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, hukuki ehliyetsizlik ve aldatma (hile) hukuki nedenine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı, maliki olduğu 968 ada 8 parsel sayılı taşınmazda bulunan 3 nolu bağımsız bölümün hile ile tapusunun davalı adına devrinin sağlandığını, satış bedelinin ödenmediğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında davacının kısıtlanması üzerine davacı vasisi, dava konusu taşınmazın tapuda ..."ya devir tarihinde davacının ehliyetsiz olduğunu, husumetin hatalı olarak Tapu Müdürlüğüne yöneltildiği bildirerek davayı ..."ya yöneltmiştir.
Davalı Tapu Müdürlüğü, davanın husumetten reddini, dahili davalı ... ise satış tarihinde davacının fiil ehliyetini haiz olduğunu, satış bedelinin ödendiğini, paranın iadesi halinde taşınmazı geri verilebileceğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalı Tapu Müdürlüğü yönünden pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle, dahili davalı ... yönünden ise iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine ilişkin verilen karar Dairece; "...akit tarihi itibariyle davacının fiil ehliyetini haiz olduğu belirlenerek ehliyetsizlik iddiası bakımından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur... davada ileri sürülen aldatma (hile) iddiası yönünden; davacı hakkında alınan tüm sağlık raporları, dinlenen tanık beyanlarından davacının kandırılmaya yatkın olduğu saptanmış olup,dava konusu taşınmazın değerinin tespit edilmesi, bedelin ödenip ödenmediği, davacının irade fesadına uğratılıp uğratılmadığı ve satışa ilişkin bilgileri yönünden gerekirse tanıkların tekrar dinlenilmesi,yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak toplanan ve toplanacak tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; hile iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 36/1. (818 s.
Borçlar Kanunun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Somut olayda davacının hukuki ehliyeti haiz olduğu belirlenmiş ise de, aldatılmaya müsait olduğu, kendisi ve ailesinin oturduğu tek taşınmazını satmasını gerektirecek makul bir nedenin olmadığı, davacı tanıklarının beyanlarında taşınmaz bedelinin ödenmediğinin belirtildiği yine davacının almış olduğu aracın değeri ile taşınmazın değeri arasında kıyaslanamayacak ölçüde fark bulunduğu gözetildiğinde, davacının aldatılmak suretiyle taşınmazını devrettiği sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca davanın kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması isabesizdir.
Davacının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24/05/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.