(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2019/1667 E. , 2020/1009 K.
"İçtihat Metni"TÜRK MİLLETİ ADINA
Davacı, davalılardan işverenlere ait işyerinde 2000-2005 yılları arasında eksik ve almış olduğu ücretle orantılı olmayan kesintili olarak gösterilen sigortalılığının tespitini karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Dava, davacının 01/09/2000- 01/08/2005 tarihleri arasında davalı işyerlerinde kesintisiz reklam müdür olarak çalıştığının gerçek ücreti üzerinden tespitine ilişkindir.
Dairemizin 31/01/2008 tarih 2007/4503 E. 2008/1375 K. Sayılı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemece; Davanın KABULÜ ile; Davacının, 01.09.2000-14.04.2003 tarihleri arasında 727 gün, 01.09.2003-01.08.2005 tarihleri arasında 101 gün olmak üzere toplam 828 gün çalıştığının TESPİTİNE, karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 11004208 işyeri sicil numaralı Ortadoğu Makine Ltd.Şti’nden 14/09/2002 tarihli işe giriş bildirgesinin verildiği , 2002/3.dönem ,2003/1.dönemde kısmi bildirimlerinin olduğu, 11005177 işyeri sicil numaralı Atılım Org.San.Tic.Ltd.Şti’nde 2003/1. ve 2003/2. Dönemde kısmi bildirimlerinin , 12/09/2003 tarihinde yine Ordoğu Makine Ltd Şti’nden girişinin yapıldığı, 2004/1.dönem,2004/5 ila 9. Ayları arasında 30’ar günden hizmet bildiriminin yapıldığı, 01/10/2004 tarihinde 1005208 işyeri sicil numaralı Ortadoğu İnş.A.Ş.’nden girişinin verildiği ve kısmi bildirimlerinin yapıldığı, birden fazla şirketin bulunduğu ve şirketlerin ihtilaflı dönemde kanun kapsamına alınmış olduğu, mevcut bordrolarda 2004/12-2005/6. aylarda davacının imzalarının yer aldığı anlaşılmıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa"nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa"nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay"ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Ayrıca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 297’nci maddesinde; “...taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmüne yer verilmiştir. Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması, gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gerekir.
Somut olayda, birden fazla davalı olduğu, davalılardan Atılım Org.San.Tic.A.Ş. ‘ne usulüne uygun olarak gerekçeli karar tebliğinin yapılmadığı, hüküm fıkrasında hizmet tespitinin hangi davalı yönünden olduğunun belirtilmediği görülmekle, hükmün bu haliyle infazı mümkün olmayıp, verilen karar hatalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20/02/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.