21. Hukuk Dairesi 2016/12392 E. , 2017/6998 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, ölüm aylığını kesen Kurum işleminin iptaline, aylığın yeniden bağlanmasına karar verilmesini ...emiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, ...eğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz ...eğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Dava; 5510 sayılı Yasa"nın 56/2.fıkrası uyarınca boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı tespit edilen davacının, ölüm aylığının kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptali ve babası üzerinden ölüm aylığı bağlanmasına karar verilmesi ...emine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; Davacı ...’ın eşi ...’tan 27.05.2010 tarihinde boşandığı, 21/06/2009 tarihinde vefat eden babasından dolayı yetim aylığı aldığı, Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından tanzim edilen 02/10/2014 tarih ve 2014/.../143 sayılı Rapora göre; davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşamaya devam ettiğinin tespit edildiği, tutanak tanıklarının Mahkemede tanık olarak dinlendikleri, ve ifade değiştirdikleri, bu rapora dayanılarak Kurumca 25.06.2011-24.11.2014 tarihleri arası ödenmiş 11.557,95 TL yersiz aylık ödemesi ve faizinin borç çıkarıldığı, anlaşılmıştır.
02/10/2014 tarih ve 2014/.../143 sayılı Rapora göre; ... Mahalle muhtarı ...ile görüşüldüğü, muhtarın beyanında; davacı ve boşandığı eşinin ... Mahallesi ... Sokak No:4 Daire:1"de birlikte yaşadıklarını, duyduğunu, Kimlik Paylaşım S...emindeki “... Mahallesi 3. ... Sok. No:14/1 /...” adresinin davacının annesine ait olduğunu beyan ettiği, ... Sokak 5 ve 7 numarada ikamet eden komşuların davacı ve eşinin sokaktaki 4 numaralı eve 1,5 yıl önce taşındıklarını, iki çocukları olduğunu, gelir seviyelerinin düşük olduğunu, Sedat’ın arada inşaatlara çalışmaya gittiğini söyledikleri,davacının eşinin mernis adresi olan “.... Sitesi B ... No:2/3 /...” adresine gidildiği, Adresin 1,5 yıldır boş olduğunun öğrenildiği, davacı ve eşi adına elektirik-su ve gaz aboneliklerinin bulunmadığı, anlaşılmıştır.
Davanın, yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada: “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Düzenleme ile ölen sigortalının kız çocuğu veya dul eşi yönünden, boşanılan eşle boşanma sonrasında fiilen birlikte olma durumunda, ölüm aylığının kesilmesi ve ödenmiş aylıkların geri alınması öngörülmektedir. Buna göre, daha önce sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusu, gelir veya aylık kesme nedeni ve bağlama engeli olarak benimsenmiştir.
Anılan maddenin gerekçesinde de açıklandığı üzere, düzenleme ile hakkın kötüye kullanımının olası uygulamaları engellenmek ...enmiş ve bu amacın gerçekleştirilebilmesi için kötüye kullanımın varlığı belirlendiği takdirde ilgiliyi haktan yararlandırmama; hakkın kötüye kullanılması durumunda hak sahipliğinin ortadan kalkması ve dolayısıyla gelir veya aylıktan yararlandırılmama yöntemi benimsenmiştir.
5510 sayılı Yasa"nın 56. maddesinde oldukça yalın olarak; "eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen" ibareleri yer almakta olup kanun koyucu tarafından örneğin; "sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan", " hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan", "gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan" veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede, boşanma amacına/saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurum"ca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken, eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin/samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma/irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan "boşanma" hukuki durum ve sonucunun, eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda "anlaşmalı boşanma" adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibariyle gerçek/samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin/aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
Tüm bu nedenler ve Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından tanzim edilen rapora ilişkin alınan tanık ifadeleri, tanıklardan ... Mahalle muhtarı ... ’ın denetmene verdiği yazılı ve imzalı ifadesini, değiştirmesinin haklı gerekçesinin olmaması, 22/04/2015 tarihli Polis Tutanağında; davacının boşandığı eşi ...’ın “... Mah. ... Cad. No:2/3 ” adresinde oturmadığı ve çevreden tanınmadığı, ... isimli şahsın burada oturduğu, yöneticiyle görüşüldüğünde bu şahsın 2009-2014 tarihlerinde adreste oturmadığının tespit edilmesi, davacının adına ”... Mah. 5. ... Sok. No:17/...” adresindeki sabit telefon aboneliğinin 06/10/2009 tarihinde “Piremir mah. ... ...:84/1” ... adresine taşınmış olması, bu adresin davacının eşinin 2011-2013 yılları arası ikamet adresi olması, davacı tanıklarının davacının eşinin çalıştığı dönemlerde çocukların başında durmak için eşinin adresine geldiği ve kaldığı yönündeki tevil yollu beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacı ve eski eşinin aynı adreste birlikte yaşadıkları sabit olup, 5510 sayılı yasanın 59/2. maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin de aksi ispat edilemediğinden, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28/09/2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.