21. Hukuk Dairesi 2016/12261 E. , 2017/6999 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, kesilen aylığın yeniden bağlanmasına, ödenmeyen aylıkların faiziyle birlikte ödenmesine, davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Dava; 5510 sayılı Yasa"nın 56/2.fıkrası uyarınca boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı tespit edilen davacının, ölüm aylığının kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptali, kuruma borçlu olmadığının ve ödenmeyen ölüm aylıklarının yasal faizi ile birlikte ile ödenmesi gerektiğinin tespiti, istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; davacı ...’ın eşi ... " den 11/03/2008 tarihinde boşandığı, 1990 yılında vefat eden babasından dolayı yetim aylığı aldığı, Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından tanzim edilen 30/04/2013 tarih ve 65 sayılı rapora göre; davacı ve eski eşinin boşandıktan sonra birlikte yaşadıklarının tespit edildiği, bu rapora dayanılarak Kurumca 23.10.2008-22.06.2013 tarihleri arasında davacıya ödenen 35.827,22 TL yersiz aylık miktarı ve işleyen faizinin borç çıkarıldığı, davacının adresinin 16/02/2009 tarihinde kardeşi ... tarafından beyan edilen “.... T. ... Cad. ...:25/6 .../ ...” , eşinin adresinin ise 2006 yılından itibaren ... No:21 olduğu, 02/06/2014 tarihli Emniyet Müdürlüğü tutanağında; davacının mernis adresi olan “.... T. ... Cad. ...:25/6 .../ ...” adresinde ... isimli şahsın anne babasıyla kaldığı, yani davacının abisi ...’ın ailesiyle yaşadığının tespit edildiği anlaşılmıştır.
30/04/2013 tarih ve 65 sayılı Denetmen Raporunda; ... İlçe Jandarma Komutanlığıyla yazışma yapılıp birlikte yaşama olgusunun araştırılmasının istenildiği, 22/03/2012 tarihli İlçe Jandarma Komutanlığı Tutanağında; ...’ın kış aylarında ...’de yaşadığı,yazları köye gelince akrabalarının yanında kalıyor gibi gözüktüğü, ancak halen eski eşi ... ile birlikte yaşadığı, evlilik birliğinin resmiyette olmasa bile fiilen devam ettiği, ancak köy muhtarı ve azalarının bu kişilerle sorun yaşamamak ve köylünün tepkisini çekmemek için yazılı bilgi vermek istemediklerinin tespit edildiği, görülmüştür.
Davanın, yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada: “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Düzenleme ile ölen sigortalının kız çocuğu veya dul eşi yönünden, boşanılan eşle boşanma sonrasında fiilen birlikte olma durumunda, ölüm aylığının kesilmesi ve ödenmiş aylıkların geri alınması öngörülmektedir. Buna göre, daha önce sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusu, gelir veya aylık kesme nedeni ve bağlama engeli olarak benimsenmiştir.
Anılan maddenin gerekçesinde de açıklandığı üzere, düzenleme ile hakkın kötüye kullanımının olası uygulamaları engellenmek istenmiş ve bu amacın gerçekleştirilebilmesi için kötüye kullanımın varlığı belirlendiği takdirde ilgiliyi haktan yararlandırmama; hakkın kötüye kullanılması durumunda hak sahipliğinin ortadan kalkması ve dolayısıyla gelir veya aylıktan yararlandırılmama yöntemi benimsenmiştir.
5510 sayılı Yasa"nın 56. maddesinde oldukça yalın olarak; "eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen" ibareleri yer almakta olup kanun koyucu tarafından örneğin; "sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan", " hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan", "gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan" veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede, boşanma amacına/saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurum"ca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken, eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin/samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma/irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan "boşanma" hukuki durum ve sonucunun, eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda "anlaşmalı boşanma" adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibariyle gerçek/samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin/aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. İnceleme konusu 56"ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.
Tüm bu nedenler ve Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından tanzim edilen rapor içeriğindeki jandarma tutanağı, davacının, abisi ...’ın adresini mernis adresi olarak beyan etmesine rağmen muhtar ve bazı tanıklar tarafından köyde yaşadığının beyan edilmesi, tanık beyanlarının çelişkili olması, bazı tanıkların, tarafların köyde ayrı evlerde kaldığını, diğer tanıkların çocuklarının yanında ... ve ...’da kaldıklarını beyan etmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde 5510 sayılı yasanın 59/2. maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin aksi ispat edilemediğinden, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28/09/2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.