21. Hukuk Dairesi 2016/11177 E. , 2017/7000 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, kesilen aylığın ...den bağlanmasına, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Dava; 5510 sayılı Yasa"nın 56/2.fıkrası uyarınca davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeni ile ölüm aylığının kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptali ve davalı Kurum"a borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; Davacı ..."nun 11/06/1999 tarihinde eşi ... "den boşandığı, 28/01/1983 tarihinde vefat eden babasından dolayı yetim aylığı aldığı, 21/12/2003 tarihinde dünyaya gelen kızının eski eşi tarafından tanındığı, Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından tanzim edilen 07.01.2015 tarih ve 2015/CÇ/007 sayılı rapora göre davacı ve boşandığı eşinin birlikte yaşadıklarının tespit edildiği, bu rapora dayanılarak davacının aylığının kesilerek, Kurumca 01.10.2008-01.02.2015 tarihleri arası ödenen aylıklar ve işleyen faizinin borç çıkarıldığı, Nüfus Müdürlüğü adres beyan formlarına göre davacının, eşinin daimi mernis adresi olan “... Mah. ... ... Sok. No:......” adresinde, 23/07/2014 tarihine kadar ikamet ettiği, bu tarihten sonra “... Mah. C ... sok... ...” adresinde (burada yaşamadığının beyan edildiği akrabasının adresi) 07/04/2015 tarihine kadar ikamet ettiği, bu tarihten sonra “... Mah. ... ... Sok. No:......” adresini tekrar beyan ettiği, davacının eski eşi ..."in ise 20/02/2007 tarihinden itibaren aralıksız olarak “... Mah. ... ... Sok. No:......” adresinde ikamet ettiği anlaşılmıştır.
07.01.2015 tarih ve 2015/CÇ/007 sayılı raporda; ...’nin mernis adresi olan “... Mah. C ... adresine gidildiği, No:3” te oturan komşu ...’in imzalı beyanında; ...’nin akrabası olduğunu, ...’nin bu apartmanda oturmadığını, 5 numarada görümcesi ve aynı zamanda mahalle muhtarı olan ... ve kızkardeşlerinin oturduğunu, onları ziyarete geldiğini söylediği, 8 numarada oturan ve ismini vermek istemeyen kişinin; ...’nin ... mahallede kocasıyla birlikte kaldığını, bu apartmanda ...’in oturduğunu, ...’nin ...’in kardeşinin oğluyla evli olduğunu söylediği, “... Mah. ... ... Sok. No:......” adresinde davacının eski eşi ... ile görüşüldüğü, imzalı beyanında;1999 yılında ...’den ayrıldığını, nerede oturduğunu bilmediğini, kardeşlerinin yanında kalıyor olabileceğini, buraya 4-5 ay önce oğlunu ve kızını görmeye geldiğini, diyalizde olduğu için kendisini görmediğini, yurtdışına gitmek için alman biriyle evlendiğini, ancak şuan kendisini bulamadığı için ayrılamadığını söylediği, aynı apartman 9 numaradaki ...’ın; ...’in, eşi ... iki kızı ve bir oğluyla birlikte kaldığını, bu adreste kaldığı iki yıl boyunca hiç ayrı görmediğini söylediği, görülmüştür.
Davanın, yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada: “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Düzenleme ile ölen sigortalının kız çocuğu veya dul eşi yönünden, boşanılan eşle boşanma sonrasında fiilen birlikte olma durumunda, ölüm aylığının kesilmesi ve ödenmiş aylıkların geri alınması öngörülmektedir. Buna göre, daha önce sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusu, gelir veya aylık kesme nedeni ve bağlama engeli olarak benimsenmiştir.
Anılan maddenin gerekçesinde de açıklandığı üzere, düzenleme ile ...n kötüye kullanımının olası uygulamaları engellenmek istenmiş ve bu amacın gerçekleştirilebilmesi için kötüye kullanımın varlığı belirlendiği takdirde ilgiliyi haktan yararlandırmama; ...n kötüye kullanılması durumunda haksahipliğinin ortadan kalkması ve dolayısıyla gelir veya aylıktan yararlandırılmama yöntemi benimsenmiştir.
5510 sayılı Yasa"nın 56. maddesinde oldukça yalın olarak; "eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen" ibareleri yer almakta olup kanun koyucu tarafından örneğin; "sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan", " hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan", "gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan" veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede, boşanma amacına/saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurum"ca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken, eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin/samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma/irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan "boşanma" hukuki durum ve sonucunun, eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda "anlaşmalı boşanma" adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibariyle gerçek/samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin/aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
Tüm bu nedenler ve Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından düzenlenen rapor içeriği, Nüfus Müdürlüğü adres beyan formlarına göre davacının, çok uzun süre boşandığı eşinin daimi mernis adresinde ikamet etmesi, 23/07/2014 tarihinde beyan ettiği akrabasına ait “... Mah. C ... Sok... ...” adresinde yaşamadığının, apartman komşularınca beyan edilmesi, 07/04/2015 tarihinden sonra tekrar eşinin adresi olan “... Mah. ... ... Sok. No:......” adresini beyan etmesi, davacının boşandığı 11/06/1999 tarihinden sonra 21/12/2003 tarihinde "..." ... çocuğunun dünyaya gelmesi ve bu çocuğun eşki eşi tarafından tanınması hususları birlikte değerlendirildiğinde davacı ve eşinin, boşandıkları süreçte de birlikte yaşamaya devam ettikleri sabit olup 5510 sayılı yasanın 59/2. maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin de aksi ispat edilemediğinden, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28/09/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.