Abaküs Yazılım
21. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/12249
Karar No: 2017/7004
Karar Tarihi: 28.09.2017

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2016/12249 Esas 2017/7004 Karar Sayılı İlamı

21. Hukuk Dairesi         2016/12249 E.  ,  2017/7004 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi


    Asıl ve birleşen davaların davacısı, yetim aylığını kesen ve borç bildirim kararının iptaline, davalı Kuruma borçlu olmadığına karar verilmesini istemiştir.
    Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde asıl ve birleşen davaların kabulüne karar vermiştir.
    Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.

    K A R A R

    Dava; 5510 sayılı Yasa"nın 56/2.fıkrası uyarınca boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı tespit edilen davacının, ölüm aylığının kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptali ve borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
    Mahkemece asıl davanın ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Hüküm, davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir.
    Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; Davacı ...’in 07/10/2003 tarihinde eşi ...’tan boşandığı, 1982 yılında vefat eden babasından dolayı yetim aylığı aldığı, Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından tanzim edilen 16/01/2014 tarih ve 22 sayılı Rapora göre; davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşamaya devam ettiğinin tespit edildiği, , bu rapora dayanılarak Kurumca 01/11/2008 - 31/03/2014 tarihleri arası ödenmiş aylık tutarı ve sağlık ödemesi tutarı ile faizinin borç çıkarıldığı, ... 8.İş Mahkemesinin 2014/2248 E. 2014/1876 K. Sayılı dosyasının bu dosyayla birleştirildiği, birleşen dosyada davacı ... tarafından davalı kurumun 04/09/2014 gün ve 12-418-504 nolu borç bildirim kararının iptaliyle, kuruma 7.091,96 TL asıl alacak (sağlık ödemesi) ve fer"ileri kadar borcu olmadığının tespitinin talep edildiği, anlaşılmıştır.
    16/01/2014 tarih ve 22 sayılı Denetmen Raporunda; Davacının mernis adresi olan “... mah. ... Sok. No:15/2” adresine gidildiği, 8 nolu dairede ikamet eden ...’in yazılı ve imzalı ifadesinde; .... Hanım’ı tanıdığını, 2 numarada eşi ve çocuğuyla birlikte kirada oturduğunu söylediği, evsahibi ... yazılı ve imzalı ifadesinde; birlikte oturduğu annesinin 2 numaralı dairenin sahibi olduğunu, burada ....’ın, eşi ve çocuklarıyla ikamet ettiğini, 10 yıldır kiracıları olduğunu söylediği, Yönetic...7ın çifti 7 yıldır tanıdığını, bir oğlu ve bir kızları olduğunu , genelde şehir dışında olduğundan zaman zaman ... ve .... ile karşılaştıklarını, evli olduklarını bildiğini, boşandıklarını bilmediğini, söylediği , davacının eşinin 11/11/2013 tarihli beyanı ile babasının evini ikamet adresi olarak beyan ettiği, apartman görevlisi ve karşı komşu dairenin şu an boş olduğunu, 1ay önce ....’ın babası ve üvey annesinin yanlarında kimse olmadan 6-7 yıl burada ikamet ettiklerini söylediği, sonucunda denetmence tarafların birlikte yaşadıkları kanaatine varıldığı görülmüştür.
    Davanın, yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada: “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
    Düzenleme ile ölen sigortalının kız çocuğu veya dul eşi yönünden, boşanılan eşle boşanma sonrasında fiilen birlikte olma durumunda, ölüm aylığının kesilmesi ve ödenmiş aylıkların geri alınması öngörülmektedir. Buna göre, daha önce sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusu, gelir veya aylık kesme nedeni ve bağlama engeli olarak benimsenmiştir.
    Anılan maddenin gerekçesinde de açıklandığı üzere, düzenleme ile hakkın kötüye kullanımının olası uygulamaları engellenmek istenmiş ve bu amacın gerçekleştirilebilmesi için kötüye kullanımın varlığı belirlendiği takdirde ilgiliyi haktan yararlandırmama; hakkın kötüye kullanılması durumunda hak sahipliğinin ortadan kalkması ve dolayısıyla gelir veya aylıktan yararlandırılmama yöntemi benimsenmiştir.
    5510 sayılı Yasa"nın 56. maddesinde oldukça yalın olarak; "eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen" ibareleri yer almakta olup kanun koyucu tarafından örneğin; "sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan", " hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan", "gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan" veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede, boşanma amacına/saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurum"ca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken, eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin/samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma/irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan "boşanma" hukuki durum ve sonucunun, eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda "anlaşmalı boşanma" adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibariyle gerçek/samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin/aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
    Tüm bu nedenler ve Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından tanzim edilen rapora ilişkin alınan tanık ifadeleri, tanıkların mahkemede verdikleri ifadelerinde tevil yoluyla ikrarları, seçmen kayıtlarına göre 2006-2008 arası davacı ve eşinin adreslerinin aynı olması (.. Mah. No:... ), 2007 yılında aynı okul ve sandıkta art arda oy kullanmaları, birlikte değerlendirildiğinde davacı ve eski eşinin aynı adreste birlikte yaşadıkları sabit olup, 5510 sayılı yasanın 59/2. maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin de aksi ispat edilemediğinden, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
    Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
    O halde, davacının tüm temyiz itirazları reddedilip, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davacıya yükletilmesine, 28/09/2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.Başkan





    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi