21. Hukuk Dairesi 2016/12073 E. , 2017/7008 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı Kurum tarafından gönderilen ödeme emrinin iptaliyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Dava; 5510 sayılı Yasa"nın 56/2.fıkrası uyarınca davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeni ile ölüm aylığının kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptali ve davalı Kurum"a borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; Davacı ..."un 22.04.2011 tarihinde eşi ...’dan boşandığı, 20.02.2014 tarihinde eski eşiyle tekrar evlendiği, aylık aldığı babasının 30/11/1990 tarihinde vefat ettiği, 01/05/2011 tarihinden itibaren aylık bağlandığı, Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından tanzim edilen 22/09/2014 tarih ve 105 sayılı rapora göre davacı ve boşandığı eşinin birlikte yaşadıklarının tespit edildiği, bu rapora dayanılarak davacının aylığının kesilerek, Kurumca 01.05.2011- 16.03.2014 tarihleri arasında ödenen 25.741.32 TL aylık tutarı ve işlemiş faizinin borç çıkarıldığı anlaşılmıştır.
22/09/2014 tarih ve 105 sayılı raporda; denetmen tarafından beyanına başvurulan davacı ...’un ifadesinde: “22.04.2011 tarihinde eşim ...’tan çocuğumuzun olmaması nedeniyle boşandık. Eşimle tekrar 20.02,2014 tarihinde aile yakınlarının araya girmesiyle evlendim. Boşandığım dönemde kuzenim ...’nın ... Mah. ... Nolu Sok. No:6 .../... adresinde ki evinde kaldım. Bu dönemde eşim ... ... Mah. 10 Nolu Sok. No:2 .../... adresinde kalıyordu. Boşandığımız dönemlerde eşimle pek görüşmemiz olmadı. ... Mah. ... Nolu Sok. No:6 .../... adresi çevresindeki komşularla pek görüşemediğimizden beni bu adreste kimse tanımaz. Boşandığımız dönemde hiçbir yerde çalışmam olmamıştır. Sürekli ... Mah. ... Nolu Sok No:6 .../... adresinde ki evde kalmaktaydım. ” dediği, ...’un ifadesinde kuzeni ...’nın evinde kaldığını beyan ettiğinden ...’nın beyanına başvurulduğu, beyanında: ” ... mah. ... nolu Sok. No:6 .../... adresinde ikamet etmekteyim. ... teyzemin kızı olur. ... 2011 ile 2014 yılları arasında benim evimde sürekli kalmamıştır. Ara ara benim evimde misafir olarak kalmıştır. Eşiyle boşandığı konusunda hiçbir bilgim yoktur. Benim evimde sürekli olarak ikamet etmemiştir. "dediği, ...’un kimlik paylaşım sistemindeki ... Mah. ... Nolu Sokakta yapılan çevresel soruşturmada, ...’un bu sokak ve bu adreste tanınmadığı böyle birinin oturup oturmadığının bilinmediğinin beyan edildiği görülmüştür. Davanın, yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada: “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Düzenleme ile ölen sigortalının kız çocuğu veya dul eşi yönünden, boşanılan eşle boşanma sonrasında fiilen birlikte olma durumunda, ölüm aylığının kesilmesi ve ödenmiş aylıkların geri alınması öngörülmektedir. Buna göre, daha önce sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusu, gelir veya aylık kesme nedeni ve bağlama engeli olarak kabul edilmiştir.
Anılan maddenin gerekçesinde de açıklandığı üzere, düzenleme ile hakkın kötüye kullanımının olası uygulamaları engellenmek istenmiş ve bu amacın gerçekleştirilebilmesi için kötüye kullanımın varlığı belirlendiği takdirde ilgiliyi haktan yararlandırmama; hakkın kötüye kullanılması durumunda haksahipliğinin ortadan kalkması ve dolayısıyla gelir veya aylıktan yararlandırılmama yöntemi benimsenmiştir.
5510 sayılı Yasa"nın 56. maddesinde oldukça yalın olarak; "eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen" ibareleri yer almakta olup kanun koyucu tarafından örneğin; "sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan", " hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan", "gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan" veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede, boşanma amacına/saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurum"ca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken, eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin/samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma/irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan "boşanma" hukuki durum ve sonucunun, eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda "anlaşmalı boşanma" adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibariyle gerçek/samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin/aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
Somut olayda; davacının 20.02.2014 tarihinde eski eşiyle tekrar evlenmesi, Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından tanzim edilen rapor içeriğinde; davacının kuzeni ...’nın beyanları ve mahkemede, davacının boşandığı süreçte kendisinde kalmadığı yönündeki beyanlarını tekrarlaması, ...’nın adresi olan ... Mah. ... Nolu Sokakta yapılan çevresel soruşturmada, ...’un bu sokak ve bu adreste tanınmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde davacı ve eşinin, boşandıkları süreçte de birlikte yaşamaya devam ettikleri sabit olup 5510 sayılı yasanın 59/2. maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin de aksi ispat edilemediğinden, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28/09/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.