1. Hukuk Dairesi 2018/1630 E. , 2018/13347 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."nün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakan ..."ın maliki olduğu 7 adet taşınmazı mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak davalı ..."a satış suretiyle temlik ettiğini, ..."ın bir kısım payı davalı ..."e ..."in de edindiği payı ..."ın eşi olan ..."ye devrettiğini ileri sürerek, davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tescile karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin dolduğunu, işlemin gerçek satış olduğunu belirtilerek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, temliklerin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan ...’ın 01.10.2008 tarihinde öldüğü geriye ...’den olma oğlu davalı ..., ...’den olma davalı ..., davacı ... ve dava dışı ...’nin mirasçı olarak kaldıkları davalı ...’in ...’in oğlu, davalı ..."nin ise ...’ın eşi olduğu, çekişme konusu 3282 ada 4 parsel sayılı 282 m2 miktarlı arsa, 3280 ada 6 parsel sayılı 384m2 miktarlı arsa, 3280 ada 7 parsel sayılı 384m2 miktarlı arsa (362/384 payı), 3280 ada 8 parsel sayılı 781m2 miktarlı arsa nitelikli taşınmazlar mirasbırakan adına kayıtlı iken 25.08.1999 tarihli satış akdi ile toplam 2.000.000.000ETL bedelle ...’e devredildiği, onun da 3280 ada 8 parsel sayılı taşınmazı 07.08.2001 tarihli akitle 1.500.000.000ETL bedelle ...’ye temlik ettiği, diğer üç taşınmazı ise 08.08.2001 tarihli akitle 2.100.000.000ETL bedelle ...’e devrettiği, dava konusu 3279 ada 5 parsel sayılı 875m2 miktarlı arsa, 3280 ada 2 parsel sayılı 480m2 miktarlı arsa, 3280 ada 3 parsel sayılı384m2 miktarlı arsa nitelikli taşınmazların geldileri olan 1357 ada 779,780,781,782 ve 783 parsel sayılı taşınmazların mirasbırakan adına kayıtlı iken 19.07.1991 tarihli satış akdi ile 6.000.000ETL bedelle ...’a devredildiği, imar işlemi ile oluşan 3279 ada 5 parsel sayılı taşınmazın halen ... adına kayıtlı olduğu, 3280 ada 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazın ise ... adına kayıtlı iken 07.08.2001 tarihli akitle davalı ..."e 1.500.000.000ETL bedelle devrettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu"nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu"nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu"nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olayda, davacının eski eşi ve oğlunun tanık olarak dinlendiği, davalı tanıklarının mirasbırakanın altı kişiye baktığını ve taşınmazlarını satarak geçimini sağladığını beyan ettiği, nitekim mirasbırakanın, adına kayıtlı 25789 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 236/527 payını, aynı ada 2 parsel sayılı taşınmazın tamamı ile aynı ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki 352/678 payını dava dışı 3. kişilere satış suretiyle 10.06.2003 tarihinde devrettiği, mirasbırakan adına halen 15 adet daha taşınmaz kaydı bulunduğu, mal kaçırma kastı bulunduğu takdirde tüm taşınmazlarını elden çıkarabileceği de gözetildiğinde işlemlerin gerçek satış olduğu, muvazaanın söz konusu olmadığı açıktır.
Hal böyle olunca, yukarıda değinilen somut olgular, açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, mirasbırakanın mal kaçırma amacı bulunmadığından ve temliklerin gerçek satış niteliğinde olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.
Kabule göre de; çekişme konusu 3279 ada 5 ve 3282 ada 4 parsel sayılı taşınmaz kayıtlarının imar işlemi ile kapandığı anlaşılmakla infazda tereddüt yaratacak şekilde, doğru sicil oluşturma ilkesine aykırı olarak kapanan sicil kaydı üzerinden hüküm kurulması da doğru değildir.
Davalıların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.