1. Hukuk Dairesi 2018/4076 E. , 2018/13413 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTAL VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptal ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı, davalı ..."ın 08.05.2003 tarihli adi yazılı satış vaadi sözleşmesi ile dava konusu 13 no"lu parseldeki fırın nitelikli 3 no"lu bağımsız bölümü satmayı vaadettiğini, 23.09.2003 tarihinde de tapu devrini yaptığını davalı ..."ın, kat irtifakı kurulurken 3 numaralı bağımsız bölüme başka kısımları da dahil ettiğini, bu yanlışlığın düzeltilmesi için çekişmeli taşınmazdaki 1/2 payını kendisine devretmesinin gerektiği ve yanlışlık düzeltildikten sonra da payı tekrar iade edeceği telkini üzerine, 23.09.2013 tarihinde 1/2 payını bedelsiz olarak temlik ettiğini, ..."nın bu payı iade etmeyip dava dışı ..."e, ... tarafından da 03.01.2005 tarihinde davalı ... Cihazları Kuyumculuk Tekstil Ürt. İnş. Tur. Tic. ve San. Ltd. Şti."ne satış suretiyle aktardığını, çekişmeli 3 nolu bağımsız bölümün paylı mülkiyet üzere adına ve davalı şirket adına tescil edildiğini, ... tarafından çekişmeli payın devri konusunda hataya düşürüldüğünü ve yapılan işlemlerin yolsuz olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı ..., davacıya fazladan pay temlik etmesi sebebiyle geri aldığı 1/2 payın bir başka bölüme ait olduğunu sandığını, çekişme konusu taşınmazdaki fırına ait pay olduğunu sonradan anladığını, ayrıca dava konusu taşınmazdaki payın 3. kişi adına olduğunu belirterek davanın husumet yokluğundan reddini savunmuştur.
Davalı şirket, davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, iyiniyetli alıcı olduğunu davalı ..., çekişme konusu taşınmazdaki payı davalı şirket adına ..."den satın aldığını, iyiniyetli olduğunu, ayrıca kayıt malikinin yetkilisi olduğu şirket olduğunu belirterek davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini bildirmişlerdir.
Davaya dahil edilen ..., davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece; "..Hata hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davalarda Borçlar Yasasının 31. maddesi hükmü gereği, hatanın öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre öngörülmüştür.Somut olayda, çekişmeli pay temliki 23.09.2003 tarihinde yapılmış, dava ise 19.04.2006 tarihinde açılmıştır. Ne varki, mahkemece hak düşürücü süre üzerinde durulmuş değildir.
Hal böyle olunca; davanın süresinde açılıp açılmadığının belirlenmesi, süresinde açıldığının saptanması halinde, işin esası yönünden toplanan ve toplanacak delillerin incelenip, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi doğru değildir." gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davalı şirketin iyiniyetli olmadığı gerekçesiyle şirket adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, şirket yetkilisi davalı ... yönünden davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
82 ada 13 parseldeki 3 nolu bağımsız bölümün tamamı davalı ... . adına kayıtlı iken 12.09.2003 tarihinde davacı ..."ye, ..."nün 1/2 payını üzerinde bırakarak kalan 1/2 payını 08.05.2003 tarihinde davalı ... ."ye, ... ."nin 11.10.2005 tarihinde davaya dahil edilen ..."ye, ..."nin de 3.1.2006 tarihinde davalı ... Ev Cihazları Ltd Şti"ye vekaleten ..."ya satış suretiyle devrettiği kayden sabittir.
Bilindiği üzere, hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alış verişte bulunmaları satın aldıkları şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bu amaçla Medeni Kanunun 2.maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda 988 ve 989, tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023.maddesinin özel hükümleri getirilmiştir.
Öte yandan bir devleti oluşturan unsurlardan biri insan unsuru ise bunun kadar önemli olan ötekisi topraktır İşte bu nedenle Devlet, nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlenmiş, bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağlamış, iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiş, değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarak da tapuya itimat edip, taşınmaz mal edinen kişinin iyi niyetini korumak zorunluluğunu duymuştur. Belirtilen ilke M.K.nun 1023.maddesinde aynen "tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan 3 ncü kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024.maddenin 1.fıkrasına göre "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken 3 ncü kişi bu tescile dayanamaz" biçiminde öngörülmüştür.
Ne var ki; tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin, iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır. Gerçekten bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse diğer yanda ise kendisi için maddi, hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır.
Bu nedenle yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta, şeklen iyi niyetli gözükeni değil, gerçekten iyiniyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması, bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.
Somut olayda; son kayıt maliki davalı ... Ev Cihazları Ltd Şti"ye vekaleten şirket yetkilisi ..."nın 03.01.2006 tarih ve 43 yevmiye nolu senetle ..."den çekişmeli 3 nolu bağımsız bölümdeki 1/2 pay da dahil olmak üzere birçok bağımsız bölümü satın aldığı, Türkiye İş Bankası"nın 03.01.2006 veriliş tarihli "satıcı ..." ye ödenen" açıklamalı 200.000,00 TL"lik dekont ibraz ettiği, salt bedeller arasındaki farkın son kayıt maliki davalının kötü niyetli olduğunun tek başına kanıtı olamayacağı, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanı da dikkate alındığında davalıların el ve iş birliği içerisinde oldukları hususunun davacı tarafından kanıtlanamadığı, dolayısıyla davalı ... Ev Cihazları Ltd Şti iyiniyetli 3. kişi konumunda olup TMK"nin 1023. maddesinin korumasından yararlanması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca, ilk el konumundaki davalı ... bakımından bedel isteği de bulunmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Bir kısım davalılar vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 11/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.