14. Hukuk Dairesi 2018/252 E. , 2018/5027 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 02.12.2005 ve 10.09.2007 gününde verilen dilekçeler ile talebi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; ortaklığın giderilmesi dair verilen 10.05.2017 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar ve bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_ K A R A R _
Asıl dava ve birleşen dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, asıl davada ... İli, 19 ... İlçesi, ... Mahallesi 163 Ada 1 parsel, ... Mahallesi 183 ada 8 parsel, 184 ada, 3 parsel, 173 ada 4 parsel, 174 ada 5 parsel, 177 ada 4 parsel, 178 ada 4 parsel, 182 ada 5 ve 10 parsel; ... Mahallesi 776 ada 6 parsel, 777 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 parseller, 778 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 parseller, 779 ada 1,2,3,4 parseller, 204 ada 6 parsel, 205 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 parseller, 206 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 parseller, 207 ada 1, 2, 3, 4 parseller üzerindeki ortaklığın aynen taksim veya satış yoluyla giderilmesini; birleştirilen davada ... İli, 19 ... İlçesi, ... Mahallesi 163 ada 1 parsel ve 108 parsel; ... Mahallesi 819 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11 ve 12 parsel; ... Mahallesi 820 ada 1, 2, 3 ve 4 parsel; ... Mahallesi 110 parsel; ... Mahallesi 508 ve 507 parselde kayıtlı taşınmazlar üzerindeki ortaklığın aynen taksim, mümkün olmaması halinde satış yoluyla giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Bir kısım davalı vekili, dava konusu taşınmazlar üzerindeki ortaklığın aynen taksim yoluyla giderilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen ilk kararın Dairemizin 07.07.2014 tarih, 2014/8249 E- 2014/9069 K sayılı ilamı ile, "Somut olaya gelince; dava konusu 820 ada 2 parselde bulunan dükkanın ..."e, ... Mahallesi 110 parselde bulunan 1 adet ev, 2 adet ahır ve bahçenin ..."e, ... Mahallesi 110 parselde bulunan diğer bir adet ev, garaj, 3 adet ahır ve bahçenin ..."e, ... Köyü 508 parselde bulunan iki adet ev, iki ahır, bahçe garaj ve odunluğun davalı ..."e, ... Köyü Köprübaşı Mevkii 163 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan yapıların ..."e ait olduğu konusunda muhdesat iddiasında bulunulmuştur. Bu durumda mahkemece yukarıda değinilen ilkeler dikkate alınarak bilirkişi vasıtasıyla taşınmazın tüm değeri bulunup, bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%...) oran kurulmak suretiyle belirlenmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Ayrıca dava konusu 110 sayılı parsel ile ilgili olumlu olumsuz hüküm kurulmaması da doğru olmadığından açıklanan bu sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir. Kabule göre de dava konusu 818 ada, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11 ve 12 parsel sayılı taşınmazların ada numarasının "118" olarak yazılması da doğru görülmemiştir." gerekçeyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulü ile dava konusu taşınmazlar üzerindeki ortaklığın satış yolu ile giderilmesine, ... Köyü 508 parsel, 820 ada 2 parsel sayılı yerde bulunan yapıların ..."e, ... Mahallesi 110 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki bulunan yapıların ..."e, ... Mahallesi 110 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapıların ..."e, ... Mahallesi 163 ada 1 parsel sayılı yerdeki yapıların Kemal Şener"e aidiyeti ile ilgili 20/03/2015 tarihli inşaat bilirkişisi raporundaki yüzde olarak belirlenen değerler dikkate alınarak işlem tesis edilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili ve bir kısım davalılar vekili temyiz etmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%...) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Bununla birlikte, 6100 sayılı HMK’nun 297/2. maddesi gereğince; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Bunların yanında hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. (HMK m.26/1)
Somut olaya gelince; mahkemece, satış bedelinin muhdesat oranlaması dikkate alınarak dağıtılması, başka bir ifade ile satış bedelinden muhdesata isabet eden kısmın muhdesat sahibine, kalanının ... kaydı ve mirasçılık belgesindeki payları oranında paydaşlara dağıtılmasına karar verilmesi gerekirken hüküm sonucun bir numaralı bendi ile infaza elverişsiz hüküm kurulması ve yine satış bedelinin farklı şekilde dağıtılmasına ilişkin üçüncü bent oluşturularak çelişkili karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan, bozmadan sonra hüküm tekrarı yapılması, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karar tarihine göre belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin olarak karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi hatalıdır.
Ayrıca, 492 sayılı Harçlar Kanunu ve eki Tarifenin karar ve ilam harcına ilişkin hükmü uyarınca karar tarihi itibariyle gayrimenkullerin satış bedeli üzerinden "binde 11,38" harç alınmasına karar verilmemesi, davacılar ... ve ...’ın karar başlığında gösterilmemesi, dava konusu 508 parselin mahalle adının “... Mahallesi” olmasına rağmen, hüküm sonucuna ... Köyü olarak yazılması, davalılar ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... (...) davada Av. ... tarafından temsil edildiği halde karar başlığında adı geçen davalıların vekille temsil edildiklerinin gösterilmemesi de doğru değildir.
Mahkemece yukarıda değinilen hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekili ve bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 03.07.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.