Hukuk Genel Kurulu 2014/167 E. , 2015/2486 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki “alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Anadolu 15. Asliye Ticaret Mahkemesince ( Kapatılan Kadıköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi) davanın kısmen kabulüne dair verilen 26.06.2012 gün ve 2009/623 E. 2012/592 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 04.02.2013 gün ve 2012/24062 E. 2013/2212 K.. sayılı ilamı ile;
(…Davacı, davalı üretici ile yapılan mandalina alım sözleşmesi ile 160 ton ürün için 120.000 TL ödediğini, sözleşmeye göre eksik ürün teslimi halinde ödenen bedelin iadesinin kararlaştırıldığını, davalının eksik ürün teslim etmesi nedeniyle ödenen 35.240,81 TL"nin dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının sözleşmeyle kararlaştırılan son kesim tarihi olan 15.11.2008 tarihine kadar ürünleri almaması nedeniyle ürünlerin zarar gördüğünü ve bu zarardan davacının kusurlu olduğunu, 15.11.2008 tarihinden sonra 06.12.2008 tarihine kadar 7 sefer daha toplandığını, 15.11.2008 tarihine kadar 21.580 ton ürün topladığını bu tarihten sonra yaptığı ürün alımları ile davacının toplam 119.460 ton ürün topladığını, davacıya ürünleri alması için defalarca talepte bulunulmasına rağmen ekonomik krizi gerekçe göstererek ürünleri toplamadığını ve ürünleri çöpe atmak zorunda kaldığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, taraflar arasındaki mandalina alım sözleşmesine göre davacı tarafından davalıya yapılan peşin ödemeye rağmen eksik ürün teslimi nedeniyle fazla ödenen bedelin tahsiline ilişkin olup,davalı savunmasında sözleşmede kararlaştırılan sürede davacı tarafından ürünün toplanmaması nedeniyle ürünün zarar gördüğünü ve bu nedenle davacının kusurlu olduğunu savunmuştur.
Dava konusu taraflar arasında düzenlenen 20.07.2008 tarihli sözleşmede tahmini 160 ton satsuma cinsi mandalinanın satışı kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin 2. maddesinde satıcının taahhüt ettiği miktarda ürünü alıcıya teslimle yükümlü olduğu, teslim anına kadar hasarın satıcıya ait olduğu,kesim sonucunda teslim edilen ürünün satıcının taahhüt ettiğinden az olması halinde satıcının ancak teslim ettiği miktar kadar bedel talep edebileceği,fazla tahsilat yapmışsa iade edeceği,5. Maddesinde doğal afetlerden doğacak riskin satıcıya ait olduğu,7. Maddesinde ürünün yetişmesinden sonra kesimin alıcının belirleyeceği tarihlerde yapılacağı düzenlenmiş ve sözleşmenin başlık kısmında da ürünün son kesim tarihinin 15.11.2008 tarihi olacağı kararlaştırılmıştır. Dava konusu ürünlerin kötü hava koşulları ve yağışları nedeniyle zarar görmesine bağlı olarak eksik teslim edildiği her iki tarafın ve mahkemenin kabulündedir. Dosya içerisinde mevcut meteoroloji kayıtlarıyla sabit olduğu üzere dava konusu ürünlerin zarar görmesine sebeb olan yağışların sözleşmede belirlenen son kesim tarihi olan 15.11.2008 tarihinden sonra 18.11.2008 tarihinden itibaren başladığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 7. maddesinde
ürünün kesim tarihinin alıcının belirleyeceği tarihlerde yapılacağı kararlaştırılmış olup,alıcının talebine rağmen satıcı tarafından ürünlerin kesiminin yapılmadığı davacı tarafından ispat edilememiştir. Hâl böyle olunca davacının müterafik kusurunun varlığının kabulü gerekir. B.K. 98.maddesi delaletiyle aynı yasanın 44. maddesinin 1.fıkrası hükmüne göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödeyenin durumunu diğer bir suretle ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir. Bu durum karşısında, davaya konu olayda B.K. 44.maddesinin uygulanması açısından olay somutlaştırılmalı, tarafların iddia ve savunmaları, kanıtları göz önünde bulundurularak B.K. 44.maddesinin uygulanmasına etki yapacak subjektif nedenlerin belirlenmesi ile hasıl olacak uygun sonuç çerçevesinde hak ve nesafet kuralları da nazara alınarak tahakkuk edecek miktardan bir miktar indirim yapılarak sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece tarafların sorumlulukların tesbiti açısından kusur incelemesi için bilirkişi raporu alınarak az yukarıda açıklanan hususlar da gözetilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir…)
gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava; mandalina satım sözleşmesine göre eksik ürün teslimi nedeniyle davacı alıcı tarafından davalı üreticiye fazla ödenen bedelin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Özel Dairece yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmuştur.
Mahkemece, davalı tarafça sunulan kantar fişlerine göre mandalina kesiminin bozma kararında belirtildiği üzere son kesim tarihi olan 15.11.2008 tarihinden sonra 18.11.2008 tarihinde başladığı iddiasının sübut bulmadığı, kötü hava koşullarından dolayı davacıya bir kusur atfedilemeyeceği, sözleşmeye göre doğal afetlerden doğacak riskin satıcıya ait olduğu belirtilerek ve önceki gerekçeler tekrarlanarak direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararını davalı vekili temyize getirmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava konusu olayda BK’nın 44. maddesi uyarınca davacıya atfı kabil bir kusurun bulunup bulunmadığı ile varılacak sonuca göre tarafların sorumlulukların tespiti açısından kusur incelemesi için bilirkişi raporu alınmasının gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır.
Hukuk Genel Kurulundaki görüşme sırasında işin esasının incelenmesinden önce, temyize konu kararın gerçekte bozma öncesi kararda yer verilmeyen yeni bir gerekçeye dayalı yeni bir hüküm olup olmadığı; dolayısıyla, temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulunca mı yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak değerlendirilmiştir.
Bilindiği üzere; direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için, mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir (6217 sayılı Kanun"un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi).
Başka bir anlatımla; mahkemenin yeni bir bilgi, belge ve delile dayanarak veya bozmadan esinlenip gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek, dolayısıyla da ilk kararının gerekçesinde dayandığı hukuki olguyu değiştirerek karar vermiş olması halinde, direnme kararının varlığından söz edilemez (Hukuk Genel Kurulunun 26.06.2013 gün ve 2012/9-1892 E., 2013/881 K.; 26.03.2014 gün ve 2013/18-632 E., 2014/394 K.; 22.04.2015 gün ve 2013/11-2205 E. 2015/1257 K. sayılı ilamları).
Somut olayda ise; yerel mahkemece temyize konu ilk kararının gerekçesinde yer verilmeyen ve dolayısıyla Özel Daire tarafından değerlendirilmeyen “davalı tarafça sunulan kantar fişlerine göre mandalina kesiminin Yargıtay bozma kararında belirtildiği üzere son kesim tarihi olan 15.11.2008 tarihinden sonra 18.11.2008 tarihinde başladığı iddiasının sübut bulmadığı” gerekçesine yer verilip, yeni bir hukuki gerekçeye dayalı olarak "direnme" olarak adlandırılan karar verilmiştir.
Mahkemenin "direnme" olarak adlandırdığı temyize konu kararın, usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı; ilk kararda tartışılıp, değerlendirilmemiş yeni gerekçeye dayalı, yeni hüküm niteliğinde olduğu her türlü duraksamadan uzaktır.
Hal böyle olunca; kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi, Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye aittir.
Bu nedenle, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 13. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 06.11.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.