Hukuk Genel Kurulu 2014/393 E. , 2015/2491 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki “geçit hakkı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; .... Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 02.10.2012 gün ve 2012/63E., 2012/490 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 13.02.2013 gün ve 2012/15241 E., 2013/2149K. sayılı ilamı ile;
(...Davacı, 23 parsel sayılı taşınmazı yararına, davalıya ait 24 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur
Mahkemece, davacıya ait 23 parsel sayılı taşınmaz yararına, davalıya ait 24 parsel sayılı taşınmaz üzerinde teknik bilirkişi raporu ekindeki krokide ""A"" ile gösterilen 3,33m2 yerden geçit hakkı tesisine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda, davacının geçit tesisi isteyebilmesi için taşınmazının genel yolla bağlantısının bulunmaması başka bir ifadeyle geçit ihtiyacı içerisinde olması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta davacı, 23 parsel sayılı taşınmazı lehine, komşu parsel üzerinden geçit hakkı kurularak mevcut yolun genişliğinin arttırılmasını istemiştir. Dosya içerisindeki kadastro paftası ve fen bilirkişisi rapor ve krokisi incelendiğinde, davacının taşınmazının kuzey batı tarafındaki yola 2.50 m genişlikte cephesinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle davacının nispi geçit ihtiyacı içerisinde bulunduğu söylenemez.
Açıklanan bu nedenle davanın reddi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru görülmediği…)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 747. maddesi uyarınca geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davacı vekili; .. İlçesi ... Köyü, 182 ada 23 parsel sayılı taşınmazın davacıya ait olduğunu, evinin önüne kadar gelen yolun öncesinde 4.69 metre ve 5.40 metre olmasına rağmen kadastro tespiti sırasında yolun evine giriş için 2.50 metre genişliğinde bırakıldığını, davacının kamyoneti ile evine geldiğinde arazinin yapısı nedeni ile 2.50 metre kısımdan bahçesine giremediğini, evin köşesinden aracın dönemediğini bu nedenle aracını aşağıda yolun ağzında bırakmak zorunda kaldığını belirterek davacıya ait 23 parsel sayılı taşınmaz lehine davalıya ait 24 parsel sayılı taşınmazdan kamyonet ve taksi geçecek genişlikte en az 1 metre genişlikte ve 7 metre uzunluğunda geçit hakkı verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının öz kardeşi olduğunu, 3 hane olarak aynı avlu içinde olduklarını, yıllar önce geçen kadastro ile yol bırakıldığını, yıllardan beri kardeşinin buradan kamyonu ile gelip geçtiğini, burasının rahatlıkla bir kamyon girip çıkabilecek durumda olduğunu, problemin yol olmadığını, eşyasını ve zeytinini evinin önüne getirdiğini, davacının kulağının ağır işittiğini, bu nedenle girip çıkarken kendilerine zarar verdiğini, daha önce kamyonu ile aracı ile dönerken kendilerinin balkon demirlerini yıktığını, demirleri yıktığını bildiği halde oralı olmadığını, davacının kendi imkanlarına ve kafasına göre yer istediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; 18/04/ 2012 tarihli fen bilirkişisi raporuna göre 23 parselin geçmek için kullandığı tek yol 24 ve 22 parsel arasındaki kadastral yol olduğu, gösterilen diğer yollardan davacının parseline ulaşması için geçit hakkı tesis edilmesinin zemin durumu ve uzaklığı ve masraflı oluşu gibi nedenlerle mümkün olmadığı, tarafların istekleri ve bilirkişi raporları değerlendirilerek gerek taşınmaz bütünlüğünün bozulmaması, gerek taşınmazın kullanımına aykırılık bulunmaması, gerek en yararlı güzergah bulunması göz önünde tutularak davanın kabulü ile davacıya ait 182 ada 23 parsel sayılı taşınmaz lehine davalıya ait 182 ada 24 parsel sayılı taşınmaz aleyhine geçit hakkı tesisine dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine; Özel Daire’ce yukarda başlık bölümünde metni aynen yazılı olan karar ile bozulmuş; mahkemece, önceki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle direnme karar verilmiştir.
Direnme kararını davalı vekili temyize getirmektedir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda davacının nispi geçit ihtiyacı içerisinde olup olmadığı, noktasında toplanmaktadır.
Bilindiği üzere geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, davacıya ait 182 ada 23 parsel sayılı taşınmazın kuzey batı tarafındaki yola 2.50 m genişlikte cephesinin bulunduğu 18.04.2012 tarihli fen bilirkişi raporundan anlaşılmıştır. Davacı ise taşınmazının yola cephesinin genişletilmesi için eldeki davayı açmıştır.Geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Davacının geçit ihtiyacı içerisinde olup olmadığının belirlenmesinde subjektif arzuları değil objektif esaslar dikkate alınmalıdır. Davacının taşınmazının kuzey batı tarafındaki yola 2.50 m genişlikte cepheli olduğundan nispi geçit ihtiyacı içerisinde olduğunun kabulü mümkün değildir.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında bir kısım üyeler tarafından, davacının taşınmazının 2.50 metre yola cephesi olduğundan davacının davayı açarken iyiniyetli hareket edip etmediği,davacının gerçekten yola ihtiyacının olup olmadığının objektif olarak belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararının değişik gerekçe ile bozulması görüşü dile getirilmiş ise de bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
O halde, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine 06.11.2015 gününde oyçokluğu ile karar verildi.