Hukuk Genel Kurulu 2014/338 E. , 2015/2493 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki “tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Düzce 1. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 24.01.2012 gün ve 2010/254 Esas, 2012/14 Karar sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 01.07.2013 gün ve 2012/18711 Esas, 2013/11324 Karar sayılı ilamı ile;
(...Dava, hata hukuksal sebebine dayalı olarak sözleşmenin kısmen geçersizliği istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında imzalanan 01/03/2003 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesi uyarınca Düzce ili Aydınpınar köyünde bulunan davacıya ait boş gayrimenkul üzerinde davalı tarafından yıkama-yağlama istasyonunun kurulacağını ve istasyonun davalı tarafından işletileceğini, davalı tarafın en son ödediği aylık kira tutarının 175,00 TL olduğunu, davalı tarafın kira sözleşmesinin imzalanmasından uzun bir zaman sonra davacının yalnız olduğu bir anda davacıya gelerek "kiracı sıfatı ile davacıya ödediği bedelleri vergiden düşebilmesi için yer sahibi olarak davacının imzasına gerek duyduğunu ve bu nedenle kira kontratının bazı kısımlarını imzalaması gerektiğini" belirttiğini, davalının, davacının okuma yazmasının çok zayıf, ilkokul mezunu dahi olmaması ve tecrübesizliğinden faydalanarak kira kontratını davacıya imzalattığını, ilgili kira sözleşmesinin sona ermesine yakın kiracı ile yapılan görüşmelerde sözleşmede belirtilen seçimlik haklarından hangisini seçeceği konusunun gündeme gelmesi sonrasında davalı tarafın sonradan kendisinin ekleyerek müvekkilini aldatıp altına imzasını aldığı 6.7. ve 8.maddeleri kastederek kiralanan yerden çıkmayacağını ve yapmış olduğu yapılaşmaların bedellerinin toplam karşığı olan 105 ay boyunca "yaklaşık on yıl boyunca" kiralanan yeri bedelsiz olarak kullanacağını ve sonrasında ilgili taşınmazı terk edeceğini bildirdiğini, davalının kendisini aldatarak imzasını aldığını dolayısıyla bu sözleşme ile bağlı olmadığını belirterek davalıya noter ihtarı çektiğini, ancak davalının bu yerden 105 ay boyunca çıkmayacağını belirttiğini, kira kontratının süresinin beş yıl olduğunu ve 02/03/2008 tarihinde sona erdiğini, bu nedenle davanın kabulü ile sözleşmenin 6. 7.8.maddeleri ile bağlı olmadıklarının tespiti ile davalı tarafın ne süre ile ilgili yerde bedelsiz olarak kalabileceğinin tespitini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili davalının taşınmazı 01/03/2003 tarihli kontrat ile 5 yıllığına kiraladığını, tarafların imalat bedelinin 105 aylık kiraya tekabül edeceği konusunda anlaştıklarını, müvekkili davalının, davacının tecrübesizliğinden yararlanarak sözleşmeye sonradan söz konusu maddeleri eklediği hususunun gerçek dışı olduğunu, davalı tarafından inşa edilen yapıların değerinin taraflarca belirlenen 105 aylık kullanma bedelini karşıladığını, ortada somut bir sebep olmadan ve yapmış olduğu yatırım karşısında davacının akti fesih talebini kabul etmeyince, davacının asılsız gerekçelerle bu davayı açtığını, haksız davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davacının sözleşmenin 6,7 ve 8. maddeleri ile bağlı olmadığının tespitine, davalı kiracının 01.03.2008 tarihinden itibaren 3 yıl 1 ay daha taşınmazı bedelsiz kullanabileceğine karar verilmiştir. Davacı vekili müvekkili kiraya verenin ilkokul mezunu olması, tecrübesizliği ve okuma yazmasının zayıf olmasından faydalanarak ve müvekkili aldatılarak sözleşmeye 6, 7 ve 8 maddelerinin yazıldığını iddia etmesine göre uyuşmazlığın 818 sayılı Borçlar Kanunu 31.maddesi, (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 39.maddesi) uyarınca çözülmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır...)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARAR I
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, kira sözleşmesine sonradan eklendiği iddia edilen bir kısım maddelerin hata hukuksal nedenine dayalı olarak geçersiz olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle bozulmuştur.
Yerel Mahkemece, önceki kararda direnilmiş; hükmü temyize davalı vekili getirmiştir.
Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında, işin esasının incelenmesinden önce, temyize konu kararın gerçekte yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı; dolayısıyla, temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulunca mı, yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiği hususu, ön sorun olarak değerlendirilmiştir.
Bilindiği üzere; direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için, mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir (6217 sayılı Kanun"un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 429. maddesi).
Eş söyleyişle; mahkemenin yeni bir delile dayanarak veya bozmadan esinlenerek gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması halinde, direnme kararının varlığından söz edilemez.
Somut olayda ise bozma ilamında bahsi geçen ve tartışılmasının gereğine işaret edilen “818 sayılı Borçlar Kanunu 31.maddesi, (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 39.maddesi)” yerel mahkemece direnme olarak adlandırılan kararın gerekçesinde tartışılarak, “kira sözleşmesine sonradan eklenen 6, 7 ve 8. maddelerin tam olarak ne zaman kira sözleşmesine eklendiğinin tespit edilemediği, davacı Havva Sezgin’in kira süresinin bitiminden 2 gün sonra Düzce 5. Noterliği"nin 03.03.2008 tarih ve 1553 yevmiye nolu ihtarnamesini davalı tarafa gönderdiği, yine davacı Havva Sezgin tarafından 08.04.2008 tarihinde dava açıldığı, davalı tarafın sonradan eklenen maddelerin ne zaman eklenmiş olduğunu ispat edemediği, maddeler daha evvel eklenmiş olsa bile bu durumu kira sözleşmesinin bitimine yakın bir tarihte öğrenmiş olduğunun kabulünün olayın kapsamına daha uygun düştüğü, bu itibarla da açılan davanın süresi içinde olduğu” gerekçesiyle direnme hükmü kurulmuştur.
Mahkemenin direnme olarak adlandırdığı temyize konu kararın bu haliyle, Özel Daire denetiminden geçmeyen tamamen yeni gerekçeye dayalı yeni bir hüküm niteliğinde olduğu her türlü duraksamadan uzaktır.
Hal böyle olunca; bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi, Hukuk Genel Kuruluna değil Özel Daireye aittir.
Bu nedenle, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 6. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 06.11.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.