Abaküs Yazılım
20. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/3635
Karar No: 2018/6183

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2018/3635 Esas 2018/6183 Karar Sayılı İlamı

20. Hukuk Dairesi         2018/3635 E.  ,  2018/6183 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairenin 15/02/2018 gün ve 2016/3180 E. - 2015/1030 K. sayılı ilâmıyla bozulmasına karar verilmiş, süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    K A R A R

    Davacılar vekili 25/12/2014 havale tarihli dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... ili, ... ilçesi, ... köyü 423 parsel sayılı taşınmazın tapu kayıt maliki olduğunu, ancak tapu kaydının taşınmazın ... sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/465 E. - 2012/331 K. sayılı ilamı ile iptal edildiğini, davalının mülkiyet hakkının ihlalinden sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL tazminatın tapu kaydının iptal edildiği tarihten itibaren uygulanacak yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekillerine ödenmesini talep etmiş, 03/12/2015 tarihli ıslah dilekçesiyle 10.000,00 TL olarak açtıkları davayı, harcını tamamlamak suretiyle 764.951,64 TL"ye yükselterek, tapu kaydının iptal tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasını istemiştir.
    Mahkemece; yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile 764.951,64 TL"nin tapu iptali ve tescil kararının kesinleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Dairenin 15/02/2018 gün ve 2016/3180 E. - 2015/1030 K. sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
    Bozma kararında özetle “...4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 1007. maddesi gereğince, tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle zarara uğrayan kişinin bütün zararlarından Devlet sorumludur. Tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse, tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar; tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı, zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı, zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse, aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.03.2003 gün ve 2003/19-152 E. - 2003/125 K.; 29.09.2010 gün ve 2010/14-386 E. - 2010/427 K.; 15.12.2010 gün ve 2010/13-618 E. - 2010/668 K. sayılı kararı). Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup, bu tarih ise zararın meydana geldiği tarihtir. 4721 sayılı TMK’nın 705/2. maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil istekli davaların kesinleştiği tarih itibariyle mülkiyet hakkı sona ereceğinden bu tarih itibariyle tapusu iptal edilen gerçek ve tüzel kişilerin zararı oluşacaktır.
    Zararın meydana geldiği tarihe göre, tapusu iptal edilen gayrimenkulün niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
    Bakanlar Kurulunun Yargıtay tarafından benimsenen 28.02.1983 gün ve 1983/6122 sayılı kararı uyarınca, belediye veya mücavir alan sınırları içinde kalan taşınmazın arsa niteliğinde olduğunun kabulü için uygulamalı imar planı ile iskan sahası olarak ayrılmış olması esastır. Aynı karar uyarınca imar planında yer almayan bir taşınmazın, arsa sayılabilmesi için 2018/3635 - 2018/6183 değerlendirme tarihi itibariyle, belediye veya mücavir alan sınırları içinde olmakla beraber, belediye hizmetlerinden (Belediyece meskun olduğu için veya meskun hale getirileceği için sunulan yol, su, elektrik, ulaşım, çöp toplama, kanalizasyon, aydınlatma vs.) yararlanması ve meskun yerler arasında yer alması gerekir.
    Taşınmaz değerlendirme tarihi itibariyle belediye nazım imar planı içinde ise, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 17.04.1998 gün ve 1996/3-1998/1 sayılı kararı uyarınca, bu plan kapsamına alındığı tarih ve plandaki konumu, altyapı hizmetlerinden yararlanma ve ulaşım olanakları, belediye merkezine uzaklığı, kullanım biçimi itibariyle iskan amacına yönelik yapılaşma olasılıkları da değerlendirilmek üzere araştırılmalıdır.
    Mahkemece tapusu iptal edilen taşınmazın arsa olarak belirlenmesi halinde, emsal satışların değerlendirme tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak, taşınmazdan ... payının düşülmesinin gerekip gerekmediği belirtilmek, üzerinde bina var ise ...Bakanlığı resmi birim fiyatları esas alınarak yıpranma payı düşülmek suretiyle gerçek zararın belirlenmesi gerektiğinden, taraflara dava konusu taşınmaz ile aynı bölgeden bulunamaması halinde yakın bölgelerden ve değerlendirme tarihinden önce ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer nitelikli ve yüzölçümlü satışları bildirmeleri için olanak tanınması, gerekli görülürse re"sen emsal getirtme yoluna gidilmesi ve bu emsallere göre değer biçilmesi için konunun uzmanı bilirkişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulu vasıtasıyla keşif yapılarak, denetlemeye olanak veren bilimsel verileri içeren rapor alınması, emsal alınan taşınmazlara ilişkin resmi satış akit tablolarının tapu müdürlüğünden getirtilmesi, emsal taşınmazlar ile çekişmeli taşınmaza ait Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas olan m² değerleri, ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Vergi Dairesinden istenip, dava konusu taşınmazın, emsal taşınmazlara göre üstünlük oranı yönünden bilirkişi kurulu raporununda denetlenmesi, dava konusu taşınmazın ve emsal alınan taşınmaz/taşınmazların değerlendirme tarihi itibariyle imar düzenlemesi sonucu oluşmuş imar parselleri olup olmadıkları, imar parseli iseler düzenleme ortaklık payının düşülüp düşülmediğinin, düşülmüş ise oranının belediye başkanlığı imar ve tapu müdürlüklerinden sorulup, emsalin İmar Kanunu uyarınca imar parseli, dava konusu taşınmazın ise imar uygulaması yapılmamış arsa parseli olduğunun belirlenmesi halinde çekişmeli taşınmazın emsalle karşılaştırma sonucu bulunan değerinden düzenleme ortaklık payına karşılık gelecek oranda indirim yapılması gerektiğinin gözetilmesi, tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği arazi olarak belirlenir ise, arazi niteliğinde bulunan dava konusu taşınmaza yönelik olarak, sulu olup olmadığı, yerleşim alanlarına uzaklığı iklim şartları, arazinin toprak ve topoğrafik yapısı ve bölgesindeki konumu gözetilerek oluşturulacak bilirkişi kurulu yardımıyla çevrede yetiştirilen ürünlerin münavebesi, dekar başına ortalama verim, toptan satış fiyatı ve üretim maliyeti resmî verileri ilçe tarım müdürlüğünden getirtilmek suretiyle, taşınmaz üzerinde meyve ağaçları varsa ağaçların cinsleri de dikkate alınmak suretiyle elde edilen verilere uygun biçimde değerlendirme yapılarak tapu kapsamındaki taşınmazların değeri, hesaplanmalı, taşınmazın varsa mütemmim cüzleri, muhdesat ve sökülemeyen teferruatlarının değerleri bayındırlık birim fiyatları ve yıpranma oranları gözetilerek değerleme tarihine göre tespit ettirilmeli, bu şekilde tapusu iptal edilen taşınmazların zemin değeri, üzerindeki mütemmim cüz, muhdesat ve sökülemeyen teferruatları esas alınarak, tapu sahiplerinin oluşan gerçek zararlarının saptanması gerekmektedir.
    Somut olaya gelince, ormanlar özel mülkiyete konu olamayacak ise de genel arazi kadastrosu sırasında çekişmeli taşınmaz hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlenerek tapu kütüğünün gerçek kişiler adlarına oluşturulduğu bu şekilde tapu sicilinin hatalı olarak tutulduğundan, TMK"nın 1007. maddesi kapsamında Devletin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu ve davacının gerçek zararının karşılanması gerektiği kuşkusuzdur.
    Mahkemece değerlendirme tarihi olarak zararın gerçekleştiği tapu iptali ve tescil davasının kesinleştiği 02/12/2013 tarihinin esas alınması ve bu tarihe göre taşınmazın arsa yahut 2018/3635 - 2018/6183 arazi vasfında olup olmadığının araştırılması gerekirken, dava tarihinin değerlendirme tarihi olarak alınması doğru değildir. Ayrıca, dava tarihi itibariyle taşınmaz arsa olarak kabul edildiğinden tapu iptali ve tescil davasının kesinleştiği tarih itibari ile davaya konu taşınmazın niteliğinin ve değerinin yönetimine uygun şekilde tespit edildiği de söylenemez.
    Hal böyle olunca, çekişmeli taşınmazın somut olayda değerlendirme tarihi olarak kabul edilmesi gereken 02/12/2013 tarihinde yukarıda açıklanan Bakanlar Kurulu kararı ve Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararı çerçevesinde arsa vasfında olup olmadığı yeniden araştırılmalı, taşınmazın bu ilkelere göre arsa niteliğinde olduğunun belirlenmesi halinde, değerlendirme tarihinden önce satışı yapılan emsal incelemesi ve kıyaslaması yöntemiyle, arazi niteliğinde olduğunun saptanması halinde ise tarımsal gelir metoduna göre 02/12/2013 tarihindeki gerçek değeri tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma, inceleme ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.” denilmiştir. Davacı vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuş ve mahkemece tapu iptal kararının kesinleştiği tarih esas alınarak hüküm kurulduğu belirterek yerel mahkeme kararının onanması talep edilmiştir.
    Dava, tapu kaydının hükmen iptali nedeniyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 1007. maddesine göre açılan tazminat istemine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; ... ilçesi, ... köyü 423 parsel 1967 yılında yapılan kadastro sırasında senetsizden tarla vasfıyla gerçek kişiler adına tespit edilmiş, kişilerin itirazı üzerine hükmen 1967 tarihinde ... ve arkadaşları adına tescil edilmiş iken satış yoluyla 28/04/1971 tarihinde davacı adına tescil edilmiştir. 423 parselin ifrazıyla oluştuğu anlaşılan 548 parsel sayılı taşınmaz ise 1487 m² yüzölçümü ve tarla niteliğiyle 23/03/1998 tarihinde davacı adına tescil edilmişken, ... Yönetimi tarafından açılan dava sonucu ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/465 E. - 2012/331 K. sayılı kararıyla taşınmazın tamamının tapusunun iptaline ve ... vasfıyla tesciline karar verildiği, kararın 02/12/2013 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 25/12/2014 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece davacının adına kayıtlı taşınmazın ... olduğu gerekçesi ile iptal edilmesinden dolayı zarara uğradığının kabulünde bir isabetsizlik yoktur.
    Ne var ki; mahkemece taşınmazın arsa yahut arazi vasfında olduğunu belirlemeye yönelik yazılan müzekkerede; taşınmazın imar planı içinde olup olmadığı, belediye hizmetlerinden yararlanıp yararlanmadığı, etrafının meskun olup olmadığı hususları dava tarihi esas alınarak sorulmuş, belediye tarafından da; dava tarihi itibari ile taşınmazın durumu bildirilmiş ve bilirkişilerce dava tarihi itibari ile taşınmazın arsa vasfında olduğu kabul edilerek önce dava tarihi itibari ile değeri belirlenmiş, sonra aynı bilirkişilerden ek rapor alınmış ve bu ek raporda bilirkişiler tapu iptali ve tescil kararının kesinleştiği tarih itibari ile de; arsa olarak kabul edilerek 13.12.2013 tarihinde satışı yapılan ... köyü 1326 parsel somut emsal olarak değerlendirilerek tazminat miktarı belirlenmiş ve mahkemece bu ek rapor esas alınarak hüküm kurulmuştur.
    Hükme esas alınan ek raporda tapu iptal kararının kesinleştiği tarih itibari ile değer belirlenmiş ise de; değerlendirme tarihi olan 02/12/2013 tarihi itibari ile taşınmazın arsa vasfında olup olmadığı belli olmadığı gibi, arsa vasfında olsa dahi somut emsal olarak incelenen taşınmazın satış tarihi değerlendirme tarihinden daha sonra olduğu için bu emsalin somut emsal olarak kabul edilmesi, dolayısı ile ek raporun hükme esas alınması doğru değildir.
    Tapu iptali ve tescil kararının kesinleştiği tarih itibari ile davaya konu taşınmazın vasfının ve değerinin yöntemine uygun şekilde tespit edildiği söylenmez.
    Bozma ilamının 3. sayfasının ikinci paragrafında dava tarihin değerlendirme tarihi olarak esas alındığına ilişkin ifade maddi yanılgıya dayalı olup, açıklanan bu husus davacı 2018/3635 - 2018/6183 vekilinin karar düzeltme isteği üzerine farkedilmiş olduğundan, bozma kararında bu paragrafın kaldırılarak hükmün bozma kararındaki diğer ifadelere yukarda yazan hususlar da eklenmek sureti ile değişik gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulüyle Dairenin 15/02/2018 gün ve 2016/3180 E. - 2015/1030 K. sayılı bozma kararının 3. sayfasının 2. paragrafının kaldırılarak hükmün bozma kararına ek yukarda belirtilen gerekçelerde eklenmek sureti ile değişik gerekçe ile BOZULMASINA, karar düzeltme harcının istek halinde iadesine 02/10/2018 günü oy birliği ile karar verildi.








    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi