1. Hukuk Dairesi 2019/2701 E. , 2021/2795 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, ...Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 2018/2241 Esas, 2019/744 Karar sayılı 03.04.2019 tarihli kararı ile, davalı ... yönünden davanın esastan reddinin doğru olduğu ancak davalı ... satış işlemlerinde satın alan ya da vekil sıfatıyla taraf olmadığından aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddinin gerektiği gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalı ... yönünden ise davanın husumetten reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 25.05.2021 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat gelmedi. Temyiz edilen davalılar vekili Avukat ... geldi, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Davacı, mirasbırakan babası ..."in 2007 ( 243 ada 20), 2009 (243 ada 36), 2010 (243 ada 21), 2012 (243 ada 37), 465 ve 500 parsel sayılı taşınmazlarını vekil kıldığı oğlu davalı ... aracılığıyla ..."in eşi diğer davalı ..."ya satış suretiyle temlik ettiğini, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek miras payı oranında tapu iptali ve tescil istemiştir. Davalılar, kesin hüküm itirazında bulunmuşlar, davalı ..."e husumet yöneltilemeyeceğini, taşınmazları üzerindeki hacizlerle birlikte mirasbırakandan satın alıp akitte belirtilen bedellerin yanında mirasbırakanın icra takip dosyalarındaki borçlarını da ödediklerini, satın aldıkları tarihten bu yana taşınmazları kullandıklarını, davanın kötüniyetle açıldığını belirterek davanın usulden ve esastan reddini savunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesince, mirasbırakanın temlikteki amacının mal kaçırma olmadığı, taşınmazların cebri icra yoluyla satılmasını önlemek olduğu, mirasbırakanın borçlarının davalı ... tarafından ödendiği, ...’in kabulü üzerine taşınmazların eşi adına tescil edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, ...Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 2018/2241 Esas, 2019/744 Karar sayılı 03.04.2019 tarihli kararı ile, davalı ... yönünden davanın esastan reddinin doğru olduğu ancak davalı ... satış işlemlerinde satın alan ya da vekil sıfatıyla taraf olmadığından aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddinin gerektiği gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalı ... yönünden ise davanın husumetten reddine karar verilmiştir.Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan ..."in vekil kıldığı oğlu davalı ... aracılığıyla 2007 ( 243 ada 20), 2009 (243 ada 36), 2010(243 ada 21) , 2012 (243 ada 37), 465 ve 500 parsel sayılı taşınmazlarını üzerindeki hacizlerle birlikte gelini olan diğer davalı ...’ya (’in eşi) 03.02.1987 tarihinde satış suretiyle toplam 1.590.000,00 ETL bedelle temlik ettiği, mirasbırakanın 22.12.2008 tarihinde öldüğü, geriye mirasçıları olarak çocukları davacı ..., davalı ... ile dava dışı eşi ’in kaldığı anlaşılmaktadır.Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu"nun (TBK) 237., (Borçlar Kanunu"nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu"nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ile durumun aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.Somut olayda, mirasbırakanın, mal satmaya ihtiyacının olmadığı, başkaca taşınmazının bulunmadığı, davalı tarafça ödendiği bildirilen mirasbırakana ait icra takip borcunun 1.500.000,00 olduğu, taşınmazların akit tarihindeki toplam değerinin ise 25.922.225,03 olduğunun keşfen saptandığı, temlikin muvazaalı olduğu anlaşılmakla; mirasbırakanın borcunun ödenmesi karşılığında taşınmazların temlik edildiği savunmasının kabulü mümkün bulunmamaktadır.Hal böyle olunca, davalı ... bakımından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, delillerin yanlış takdiri suretiyle yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir. Davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK"nın 371/1-a maddesi gereğince ...Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, HMK"nın 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren ...Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 25/05/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.