(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2019/5821 E. , 2020/1041 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozma üzerine ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyiz kapsamı ve temyiz nedenlerine göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Dava sigortalının iş kazasından vefatı nedeniyle hak sahibi eş ve çocuklarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, destekten yoksunluğa dayalı maddi tazminat, destekten yoksun kalan veya kalanların, sigortalı müteveffanın kazancından yoksun kalmaları nedeniyle hesaplanan bir tazminat olup, bu tazminatın hesabında dairemiz kabulüne göre PMF 1931 sayılı bakiye ömür tablosuna göre, desteğin bakiye ömrü süresince, onun desteğinden yoksun kalanın bakiye ömür sonuna kadar hesap yapılacağı açıktır. Öte yandan destekten yararlananın farazi bakiye ömür tablosunda belirlenen süreden önce ölümü halinde destekten yararlanma sürelerinin bu tarih itibariyle son bulacağı ve tazminat alacağının biline bu tarihe göre hesap edileceği dairemizin kökleşmiş uygulamalarındandır.
Aynı zamanda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06/03/2002 gün ve 1/119-135 sayılı kararında da belirtildiği üzere; bozma kararına uyulması ile Mahkemenin bozma kararı doğrultusunda işlem yapma yükümlüğü doğar. Bu ilke Usul Kanunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeni ile ilgilidir. Yargıtay’ın bozma kararına uymuş olan Mahkemenin, bozma gereğince değerlendirme yaparak yeni hükmünü tesis etme zorunluluğu vardır.
Somut olayda, Mahkemece verilen 28/12/2015 tarihli bir önceki kararın Dairemizin 2016/10847 Esas-2018/291 Karar sayılı ilamıyla “davacılar tarafından sigorta şirketince yapılan ödemenin tahsiline ilişkin davalı işverene açılan itirazın iptali davası sonucu beklenilerek, davacılara yapılacak ödemelerin yapıldığı tarihteki veriler esas alınarak davacıların gerçek zararını saptamak, davacılara miras payları oranında ödenen tutarların davacıların ödeme tarihindeki gerçek zararlarını hangi oranlarda karşıladığını belirlemek, hükme esas alınan bilirkişi hesap raporunda tespit edilen maddi zarar tutarlarından bu oranlarda indirim yapmak, daha sonra kalan miktara hükmetmek gerektiğine” işaretle bozulduğu, bozmaya uyularak yapılan yargılama esnasında davacı eş Asiye’nin 28/07/2018 tarihinde vefat ettiği anlaşılmasına karşın, bozmadan sonra alınan 21/11/2018 tarihli raporda davacı eş için bilinen ölüm tarihi yerine farazi bakiye ömür sonuna kadar hesap yapıldığı öte yandan itirazın iptali davası neticesinde davacıya yapılan ödeme dikkate alınarak davacının alacağını karşılama oranı tespit edilmişken, bu oranın bozma gereği önceki hükme esas alınan rapora uygulanması yerine, bozmaya aykırı olarak işlemiş devre ileri çekilmek ve asgari ücretteki farklar rapora yansıtılmak suretiyle alınan rapora uygulanmak suretiyle bozmaya aykırı karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş, bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşen davacıların manevi tazminat istemleri hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar vermek; davacı müteveffa eş Asiye’nin maddi tazminat istemi yönünden ise bu davacının vefat tarihi olan 21/11/2018 tarihi esas alarak bu tarihe kadar maddi tazminat hesabı yapmak, sigorta tarafından 23/02/2018 tarihinde yapılan ödemenin davacı eşin maddi tazminat alacağının ne kadarlık bir kısmını karşıladığını denkleştirme yöntemi ile bilirkişiye hesaplatmak, hesaplanan denkleştirme oranını önceki bozma kapsamına göre 03/11/2015 tarihli kök rapora uygulayarak davacı müteveffa eşin bir maddi tazminat alacağının varlığı halinde bu miktara hükmetmek alacağın tamamen karşılanması halinde ise davacı eşin maddi tazminat isteminin reddine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, uyulan bozma kararına aykırı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 24/02/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.