Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2014/647
Karar No: 2015/2686
Karar Tarihi: 25.11.2015

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/647 Esas 2015/2686 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Genel Kurulu         2014/647 E.  ,  2015/2686 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın husumetten reddine dair verilen 19.04.2012 gün ve 2010/214 E.- 2012/195 K sayılı kararın incelenmesi davacı idare vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 04.02.2013 gün ve 2012/13947-1215 E. K. sayılı ilamı ile;
    (…Dava, tazminat istemine ilişkindir.)
    Mahkemece, dava tarihi itibariyle davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Dosya içeriği ve toplanan delillerden, ...."nın dava konusu 475 ada 11 parselde paydaş olduğu, davacı Hazine"nin, davalının miras bırakanı ...."in aldığı hasımsız veraset belgesine göre ...."nın yasal tek mirasçısıymış gibi 84/1458 payı adına intikal ettirdiği ve tescilden sonra payı dava dışı şahısa satış suretiyle devrettiği, intikale konu veraset ilamının gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek ..."nin yasal mirasçısı olan davalıdan dava konusu payın bedeli olan 445.875,00 TL tazminatın tahsiline karar verilmesini istediği anlaşılmaktadır.
    Miras bırakanın hiçbir mirasçısı bulunmaz ise, o takdirde TMK"nun 501. maddesi hükmünce (743 sayılı Kanuni Medeninin 448. maddesi) Hazinenin son mirasçı olarak tereke üzerinde hak sahibi olacağı tartışmasızdır.
    Hal böyle olunca, davacı Hazine"nin davadaki sıfatı yönünden, açtığı ( 2010/347 Esas sayılı) verasetin iptali dava sonucunun eldeki dava yönünden bekletici mesele yapılması, davacının mirasçı olduğunun belirlenmesi halinde işin esasının araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir....)
    gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmiş, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.


    HUKUK GENEL KURULU KARARI

    Hukuk Genel Kurulunca incelenerek kararın süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
    Dava, yolsuz tescil nedenine dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
    Davacı Hazine vekili, Sarıyer ilçesi Kireçburnu Mahallesi Arabayolu mevkiinde bulunan 80 pafta 475 ada 11 parsel sayılı arsa vasıflı taşınmazın, tapu kayıtlarına göre, .... adına tescilli iken hatalı şekilde .... ve varisleri adına kayıt edildiğini, dava konusu hissenin ise Üsküdar 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 12.08.1981 tarih 1981/665-737 sayılı veraset ilamına istinaden Mahmut Hamdi varisi ... Biricik (Tokurçal) adına tescil edildiğini, sonrasında da aynı gün yapılan satış sureti ile el değiştirdiğini, Üsküdar 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 12.08.1981 tarih 1981/665-737 sayılı ve Üsküdar 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1985/502-1409 sayılı veraset ilamlarının iptali için Sarıyer 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/347 E.sayılı dosyasıyla dava açıldığını, yapılan tescilin yolsuz olduğunu, ... Biricik (Tokurçal)’in vefat ettiğini, geriye mirasçı olarak eşi ...’ın kaldığını belirterek davalının hissesinin değeri olan 445.875,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalı, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
    Mahkemece, davacı hazinenin, .... ile ilgili, daha önce düzenlenen veraset ilamlarının hatalı olduğunu, hazineye miras payı düşme olasılığının bulunduğunu iddia ederek bu davayı açtığı, verasetin iptaline ilişkin davanın halen derdest olup sonuçlanmadığı, davacı hazinenin, dava tarihi itibari ile mirasçı olmadığı, dava tarihi itibari ile davacı hazinenin mirasçı olmadığından alacağa yönelik davada aktif dava ehliyeti bulunmadığı, verasetin iptaline ilişkin davanın bekletici mesele yapılmasına gerek olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; davacı Hazine vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde yer alan nedenlerle hüküm bozulmuş, mahkemece gerekçe genişletilmek suretiyle önceki kararda direnilmiştir.
    Direnme kararını davacı Hazine vekili temyize getirmektedir.
    Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava konusu taşınmazın yolsuz tescil edildiği iddiasıyla açılmış bulunan tazminat davasında, davacı Hazinenin aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla, Hazine tarafından veraset ilamlarının iptali istemiyle açılan dava dosyasının eldeki dava için bekletici mesele yapılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
    Öncelikle dava ehliyeti ve taraf sıfatı kavramları üzerinde durulmalıdır:
    Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir (TMK. m.9); dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.
    Taraf sıfatına gelince, bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir (Bunun, Cumhuriyet Savcısının kamu yararının bulunduğu durumlarda bazı hukuk davalarını açabilme yetkisinin bulunması gibi bazı istisnaları vardır). Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceğinden sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.
    Eş söyleyişle sıfat, dava konusu subjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Kuru, Baki-Arslan, Ramazan-Yılmaz, Ejder, Medeni Usul Hukuku, 7.Baskı, Ankara 1995, s.231).
    O halde, dava konusu şey üzerinde kim veya kimler hak sahibi ise, davayı da bu kişi veya kişilerin açması gerekir. Davayı açabilmek için gerekli sıfat, dava konusu şey üzerinde hak sahibi olan kişiye aittir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir (Kuru, Baki-Arslan, Ramazan-Yılmaz, Ejder, age., s.231-232; Üstündağ, Saim:Medeni Yargılama Hukuku, Alfa Basım Yayım Dağıtım, İstanbul 1997, s.307).
    Görülmektedir ki, mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def"i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir.
    Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 23.06.2004 gün ve E:2004/4-371, K:2004/375;18.04.2007 gün ve E:2007/5-233, K:2007/221;04.03.2009 gün ve E:2009/10-34, K:2009/104;04.11.2009 gün ve E:2009/2-402, K:2009/484;03.02.2010 gün ve E:2010/4-4 , K:2010/56; 22.12.2010 gün ve E:2010/19-638, K:2010/694; 09.02.2011 gün ve E:2010/15-657, K:2011/49; 07.12.2011 gün ve E:2011/1-631, K:2011/745 sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
    Bunun yanında, “Taşınmazlarda hak karinesi” başlığını taşıyan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)"nun 992.maddesi; “Tapuya kayıtlı taşınmazlarda, hak karinesinden ve zilyetlikten doğan dava açma hakkından yalnız adına tescil bulunan kimse yararlanır” hükmünü;
    "Tescil" başlığını taşıyan 705. maddesi; "Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur.
    Miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleri ile kanunda öngörülen diğer hallerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hallerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır." ;
    "Devlet" başlığını taşıyan 501. maddesi ise; "Mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirası Devlete geçer" hükümlerini içermektedir.
    Bu anılan madde hükümleri dikkate alındığında görülmektedir ki, adına taşınmaz tescilli olan kimsenin kullanabileceği dava açma hakkı, TMK"nın 495 ilâ 500. maddeleri arasında sayılan kanuni mirasçıları niteliğindeki kan hısımları, eşi veya evlatlığı, bu şekilde mirasçısı bulunmayan kimsenin mirasçısı TMK 501. maddesi uyarınca Devlet olacağından, Hazine tarafından kullanılabilecektir.
    Tüm bu bilgiler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı Hazine tarafından 475 ada 11 parsel sayılı taşınmazdaki ...."ya ait hissenin devrine ilişkin alınan veraset ilamlarının gerçeği yansıtmadığından, davalının murisi ... Biricik (Tokurçal) tarafından yapılan tescilin yolsuz olduğu belirtilerek, taşınmazdaki murise ait hissenin değeri olan 445.875,00 TL tazminatın davalıdan tahsili istenilmiştir. Davacı Hazine tarafından yukarıda belirtilen TMK"nun 501. maddesindeki mirasçılık hakkına dayalı olarak dava açıldığı ve iptali istenen veraset ilamlarının iptal edilmesi halinde alınacak yeni veraset ilamı ile Hazinenin murisin ölüm tarihi itibariyle hak sahibi olacağı anlaşıldığından veraset ilamlarının iptaline ilişkin davaların sonucunun beklenmesi gerekirken Hazinenin aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
    Hukuk Genel Kurulu görüşmeleri sırasında bir kısım üyeler tarafından, davanın açılma zamanında dava şartlarının bulunması gerektiği, 6100 sayılı HMK"nun 114. maddesinde düzenlenen dava takip yetkisinin dava açıldığı tarihte bulunmadığından, yerel mahkeme direnme hükmünün onanması gerektiği ileri sürülmüşse de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından yukarıda açıklanan nedenlerle benimsenmemiştir.
    Hal böyle olunca; yerel mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
    Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
    SONUÇ : Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 25.11.2015 gününde oyçokluğu ile karar verildi.





    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi