Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2015/1025
Karar No: 2015/2769

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2015/1025 Esas 2015/2769 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Genel Kurulu         2015/1025 E.  ,  2015/2769 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

    Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kayseri 4. İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 25.03.2014 gün ve 2013/607 E., 2014/181 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 23.06.2014 gün ve 2014/12714 E., 2014/18666 K. sayılı ilamıyla;
    (...Davacı İsteminin Özeti:
    Davacı vekili, davacının davalı işveren işyerinde çalışırken 2010 yılında Türkiye Yol- İş Sendikasına üye olduğunu, işyerinde uygulanan Toplu İş Sözleşmelerinden (TİS) yararlandırıldığını, ancak sanki o tarihte yeni işe girmiş gibi ücret ve parasal haklarının belirlendiğini, intibakının da yanlış yapıldığını belirterek; Türkiye Yol-İş sendikasına üye olduğu tarihte yapılan intibakın yanlış olduğununu tespiti ve kurumdan ayrıldığı tarih itibariyle bulunması gereken derece ve kademesinin belirlenmesi ile alması gereken yevmiyesinin tespitini; ayrıca ücret farkı, yıpranma primi farkı, ilave tediye ve akdi ikramiye farkı alacaklarını istemiştir.
    Davalı Cevabının Özeti:
    Davalı vekili, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının davalı İdarede geçici işçi olarak işe başladığını ve 26.10.2010 tarihli protokol ile sürekli işçi kadrosuna dahil edildiğini, bu protokolde sürekli işçi kadrolarına intibakların toplu iş sözleşmesi hükümleri de dikkate alınarak yapılacağının düzenlendiğini, dolayısıyla davacının intibaka ilişkin iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı ile ferdi sözleşme imzalanmış olup kendisine yapılan ödemelerin dikkate alınması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
    Mahkeme Kararının Özeti:
    Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı idare tarafından davacının sendika üyesi olduğu tarih itibariyle derece ve kademesinin yanlış belirlenmesi sebebiyle davacının çalıştığı hizmet süresine göre davacıya yapılan ödemelerde davacı aleyhine durum yaratıldığı ve eksik ödeme yapıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Temyiz:
    Kararı davalı temyiz etmiştir.
    Gerekçe:
    1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
    2-Davacı, davalı İdarede geçici işçi olarak çalışmakta iken 26.10.2010 tarihli Protokolle daimi işçi olarak kadroya geçirilmiştir. Yine davacı 27.08.2010 tarihinde işyerinde faaliyette bulunan Yol İş Sendikasına üye olmuş ve sendika aidatı ödemeye başlamıştır. İşyerinde bağıtlanan 2007-2009 dönemine ait Toplu İş Sözleşmesi 17. maddesinde işe 01.03.2005 tarihinden önce girenlere Ek/1-A, sonra girenlere ise Ek/1-B çizelgesine göre ücret ödeneceği kararlaştırılmıştır. Bu çizelgelerde işçinin yaptığı iş ve kıdemine göre yevmiyeler tespit edilmiştir.
    Toplu iş sözleşmesinin kademe ilerlemesi başlıklı 98. maddesinde;
    “En az bir yıl iş sözleşmesi ilişkisi bulunmak, bulunduğu kademede en az bir yıl çalışmak, bulunduğu derecede ilerleyeceği kademe bulunmak, değerlendirme fişinde kişisel davranış bakımından en az 7 puan almak ve toplam 60 puan almak şartıyla her yıl Şubat ayı içerisinde işçilere bir kademe ilerlemesi yaptırılır ve izleyen Mart ayı başından itibaren uygulanir.
    Bir işçinin kişisel davranış puanı, işçinin Disiplin Kurulu"na girmiş veya ceza alması halinde 7 puandan aşağıya düşürülebilir.
    Mazeretinden dolayı, iş sözleşmesi devam etmekle beraber, işinden ayrı kalan işçinin kademe ilerlemesi yapabilmesi için yukarıdaki şartlara ilaveten, o yıl içinde tatiller dahil, bulunduğu kademe terfii tarihinden geriye doğru toplam 90 gün çalışması gerekir.
    İşe ilk defa veya tekrar alınan işçilere, bu maddedeki şartlarla kademe ilerlemesine hak kazandıkları takdirde; bir yılını doldurduğu tarihle, izleyen Mart ayının birinci günü arasındaki süre içinde, bulunduğu kademe ile ilerleyeceği kademe arasındaki ücret farkı tutarı, bir defaya mahsus olmak üzere sözü edilen Mart ayı içinde ödenir. Bu ödeme başka ödemeleri etkilemez. İşçinin kademesinde ilerleme sayılmaz.” hükmü yer almaktadır.
    Derece terfi başlıklı 99. maddesinde;
    “İşçilerin çok dereceli pozisyonlarda, alt derecelerden üst dereceye terfii edebilmeleri için;
    a) Bulundukları derecede 2 yıl çalışmış olmaları,
    b) Kademe ilerlemesine hak kazanmaları,
    c) Bir önceki yıl kademe ilerlemesi yapmış olması ve son yıla ait değerlendirme fişinde de en az 70 puan almış olması
    d) Terfii edebileceği üst derece olması şarttır.
    Derece terfii, kademe ilerlemesi yapıldıktan sonra ve kademe ilerlemesine hak kazanacağı dönemlerde yaptırılır.
    Derece terfii ile işçi ancak bir üst dereceye yükselebilir.
    Derece terfiine hak kazanan işçi, kademe ilerlemesi yaptırıldıktan sonra bulunacak gündeliğine, bulunduğu derece ile yükseltileceği derecenin birinci kademe gündelikleri arasındaki fark ilave edilmek suretiyle bulunacak rakam, yükseltileceği derecenin kademeleri arasında mevcutsa bu kademeye, değilse bu rakama en yakın lehte kademeye intibak ettirilir.
    Derece terfiine esas tarihler ve derece terfiine esas teşkil eden kademeye 103. maddeye göre tesbit edilen 1 Mart günü esas teşkil eder.” hükmü yer almaktadır.
    Toplu İş Sözleşmesinin 98. ve 99. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde işyerinde daimi olarak çalışan işçilerin kademe ve derece ilerlemeleri nesnel şartlara bağlanmıştır.
    Toplu İş Sözleşmenin 17. maddesinde 01.03.2005 tarihinden önce işe giren işçilere Ek 1/A. sonra işe girenlere Ek 1/B. çizelgesinin uygulanacağı açıkça belirtilmiştir.
    Davacının 01.03.2005 tarihinden önce işe girdiği ve Ek 1/A. çizelgesinden yararlanacağı tartışmasızdır. Ancak davacının daimi kadroya atanmadan önce geçici işçi olarak davalı işveren bünyesinde çalıştığı sabittir. Toplu İş Sözleşmesinin 98. ve 99. maddeleri nazara alındığında davacının geçici işçi olarak çalıştığı dönemler dikkate alınarak toplam kıdemine göre kademe ve derece ilerlemesi yaptırılamaz. Bu durumda davacının yevmiyesi Ek 1/A. çizelgesinden kendisine uyan kısmının en alt derecesine göre tespit edilerek varsa fark ücret, ikramiye, ilave tediye ve yıpranma tazminatı alacakları hesaplanarak hüküm altına alınmalıdır. Davacının geçici işçi olarak çalıştığı toplam süre dikkate alınarak derece ve kademesi tespit edilerek buna uygun Ek 1/A. çizelgesine göre talep edilen işçilik alacaklarının hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir...)
    gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.


    HUKUK GENEL KURULU KARARI

    Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
    Dava, fark işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
    Davacı vekili, davacının 20.06.2006 tarihinden itibaren davalı işyerinde çalışmaya başladığını, 2010 yılında Türkiye Yol-İş Sendikasına üye olduğunu, davacının Toplu İş Sözleşmelerinden yararlandırıldığını, ancak o tarihte sanki yeni işe girmiş gibi ücret ve parasal haklar konusunda hesaplamalar yapıldığını, intibakının yanlış yapıldığını ileri sürerek, Türkiye Yol-İş Sendikasına üye olduğu tarihte yapılan intibakın yanlış olduğunun tesbiti, Kurumdan ayrıldığı tarih itibariyle bulunması gereken derece ve kademesinin belirlenmesi ve alması gereken yevmiyesinin tesbiti ile ücret farkı, akdi ilave tediye farkı, yasal ilave tediye farkı ve yıpranma prim farkı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
    Davalı vekili, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının davalı İdarede 20.06.2006 tarihinde geçici işçi statüsünde işe başladığını, 2008 tarihine kadar Tez-Koop Sendikası üyesi olduğunu, 2008 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 2010 yılında Yol-İş Sendikası üyesi oluncaya kadarki tarih arası için davalı İdare ile ferdi sözleşme imzaladığını, her iki sözleşmede de davacının derece kademe ilerlemesinin yapılmasına yönelik hiçbir ibare bulunmadığını, davacının ferdi sözleşmesinin 4. maddesinde; “Toplu İş Sözleşmesi sona erdiğinden, mağduriyetlerinin giderilmesi için bir defaya mahsus olmak üzere 2700 (ikibin yediyüz) YTL net prim ödemesi yapılacaktır.” hükmü yer aldığını, bu meblağın kişiye göre 2.700,00.-TL – 2.900,00.-TL arasında değiştiğini, Yol-İş Sendikası ile davalı İdare arasında imzalanan 2013-2015 dönemi Toplu İş Sözleşmesi’nin, bu dönemde davacı, davalı İdarede çalışmadığından davanın esasına hiçbir etkisi bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
    Mahkemece, yürürlükte bulunan 1475 sayılı İş Kanunu"nun 14/5. maddesinin 2. bendinde işçilerin kıdemlerinin, iş sözleşmesi devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanacağının düzenlendiği; davalı işverenin davacının işçi olarak geçen hizmet sürelerini kıdemine dahil etmeyerek sendika üyesi olduğu tarih itibariyle işe yeni başlamış bir işçi gibi düşük derece ve kademe üzerinden ücret ödeyerek davacının emsal işçilere göre eksik ücret almasına sebebiyet verdiği ve dolayısıyla ücrette adalet ve eşit davranma ilkesini ihlal ettiği; ayrıca davacının üye olduğu dönemde yürürlükte bulunan Toplu İş Sözleşmesi"nin 98, 99 ve 100. maddeleri derece ve kademe ilerlemesi değerlendirme durumlarını içermekte olup, Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinde ücretlendirme sisteminin, derece ve kademe sistemine dayalı olduğundan, davacı durumunda olanların intibakında da bu durumun gözetilmesinin eşitlik ilkesi gereği olduğu, Toplu İş Sözleşmesi"nde bunu engelleyen bir geçiş hükmünün bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; davalı vekilinin temyizi üzerine karar Özel Dairece, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmuştur.
    Mahkeme, önceki gerekçeleri genişletmek suretiyle verilen kararda direnmiş; hükmü davalı vekili temyize getirmiştir.
    Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacının geçici işçi olarak çalıştığı toplam sürenin derece ve kademe tesbitinde dikkate alınıp alınmayacağı ve buna bağlı olarak 2010 yılında sendika üyeliği sırasında yapılan intibakının (derece ve kademe ilerlemesinin) kanun ve Toplu İş Sözleşmesine uygun yapılıp yapılmadığı noktalarında toplanmaktadır.
    Davalı ile Türkiye Yol-İş Sendikası arasında 17.04.2011 tarihinde imzalanan 01.03.2009-17.04.2011 yürürlük süreli II. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin 17. maddesinde, “01.03.2005 tarihinden sonra işe ilk defa alınacak işçilere uygulanacak ücret skalası Ek1/B"de belirlenmiştir. Bu işçilerin intibakları işe alındıkları pozisyonun başlangıç derecesinin birinci kademesine yapılır. Bu işçiler TİS hükümlerinden yararlanırlar.” hükmü öngörülmüştür.
    Aynı Toplu İş Sözleşmesi"nin kademe ilerlemesi başlıklı 98. maddesi ise;
    “En az bir yıl iş sözleşmesi ilişkisi bulunmak, bulunduğu kademede en az bir yıl çalışmak, bulunduğu derecede ilerleyeceği kademe bulunmak, değerlendirme fişinde kişisel davranış bakımından en az 7 puan almak ve toplam 60 puan almak şartıyla her yıl Şubat ayı içerisinde işçilere bir kademe ilerlemesi yaptırılır ve izleyen Mart ayı başından itibaren uygulanır.
    Bir işçinin kişisel davranış puanı, işçinin Disiplin Kurulu"na girmiş veya ceza alması halinde 7 puandan aşağıya düşürülebilir.
    Mazeretinden dolayı, iş sözleşmesi devam etmekle beraber, işinden ayrı kalan işçinin kademe ilerlemesi yapabilmesi için yukarıdaki şartlara ilaveten, o yıl içinde tatiller dahil, bulunduğu kademe terfii tarihinden geriye doğru toplam 90 gün çalışması gerekir.
    İşe ilk defa veya tekrar alınan işçilere, bu maddedeki şartlarla kademe ilerlemesine hak kazandıkları takdirde; bir yılını doldurduğu tarihle, izleyen Mart ayının birinci günü arasındaki süre içinde, bulunduğu kademe ile ilerleyeceği kademe arasındaki ücret farkı tutarı, bir defaya mahsus olmak üzere sözü edilen Mart ayı içinde ödenir. Bu ödeme başka ödemeleri etkilemez. İşçinin kademesinde ilerleme sayılmaz.” hükmünü içermektedir.
    Derece terfi başlıklı 99. maddesinde de;
    “İşçilerin çok dereceli pozisyonlarda, alt derecelerden üst dereceye terfii edebilmeleri için;
    a) Bulundukları derecede 2 yıl çalışmış olmaları,
    b) Kademe ilerlemesine hak kazanmaları,
    c) Bir önceki yıl kademe ilerlemesi yapmış olması ve son yıla ait değerlendirme fişinde de en az 70 puan almış olması
    d) Terfii edebileceği üst derece olması şarttır.
    Derece terfii, kademe ilerlemesi yapıldıktan sonra ve kademe ilerlemesine hak kazanacağı dönemlerde yaptırılır.
    Derece terfii ile işçi ancak bir üst dereceye yükselebilir.
    Derece terfiine hak kazanan işçi, kademe ilerlemesi yaptırıldıktan sonra bulunacak gündeliğine, bulunduğu derece ile yükseltileceği derecenin birinci kademe gündelikleri arasındaki fark ilave edilmek suretiyle bulunacak rakam, yükseltileceği derecenin kademeleri arasında mevcutsa bu kademeye, değilse bu rakama en yakın lehte kademeye intibak ettirilir.
    Derece terfiine esas tarihler ve derece terfiine esas teşkil eden kademeye 103. maddeye göre tesbit edilen 1 Mart günü esas teşkil eder.” hükmü yer almaktadır. Aynı maddeler, 16.07.2007 tarihinde imzalanan 01.03.2007-28.02.2009 yürürlük süreli Toplu İş Sözleşmesi"nde de bulunmaktadır.
    Dosya kapsamına göre, davacının 17.10.2001 tarihinde davalıya ait işyerinde işe başladığı; 17.10.2001, 03.01.2002, 03.01.2003, 02.01.2004, 04.01.2005, 07.01.2007 tarihli işe giriş bildirgelerinin Sosyal Güvenlik Kurumuna verildiği; 2001 yılında 87 gün ve 2002 yılında 358 gün, 2003 yılında 359 gün, 2004 yılında 357 gün, 2005 yılında 345 gün, 2006 yılında 332 gün, 2007 yılında 359, 2008 yılında 360 gün, 2009 yılında 360 gün, 2010 yılında 360 gün, 2011 yılında 304 gün davalıya ait işyerinden primi ödenmiş sigortalı hizmeti bulunduğu, 18.11.2011 tarihinde de davalıya ait işyerinden çıkışı verildiği; 12.08.2008 tarihinde taraflar arasında belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalandığı ve davacının 27.08.2010 tarihinde işyerinde faaliyette bulunan Yol-İş Sendikasına üye olduğu anlaşılmaktadır.
    4857 sayılı İş Kanunu sistematiğinde, eşit davranma borcu, işverenin genel anlamda borçları arasında yerini almıştır. 4857 sayılı Kanun"un 5. maddesinin ikinci fıkrasında, tam süreli-kısmî süreli işçi ile belirli süreli-belirsiz süreli işçi arasında farklı işlem yapma yasağı öngörülmüştür. Anılan hükme göre, İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmi süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz.
    Davalı işverence, davacının işçi olarak geçen hizmet süreleri kıdemine dahil edilmeyerek, sendika üyesi olduğu tarih itibariyle işe yeni başlamış bir işçi gibi düşük derece ve kademe üzerinden ücret ödenmesi, eşit davranma borcuna aykırılık teşkil etmekte ve davacının emsal işçilere göre eksik ücret almasına sebebiyet vermektedir. Hemen hemen tüm yılı kapsar şekilde sigorta primleri yatırılan davacının, davalı idare tarafından bir yıldan az çalışmalarının hukuken yok sayılması adaletsiz sonuçlar doğurmaktadır. Davacıya yeni işe girmiş gibi işlem yapılmasının yasal bir dayanağı da bulunmamaktadır.
    Öte yandan, 4857 sayılı Kanun"un 120. maddesi hükmüne göre, yürürlükte bırakılan 1475 sayılı İş Kanunu"nun 14. maddesinde, iş sözleşmesinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceği de hükme bağlanmıştır.
    Görüşmeler sırasında bir kısım üyeler tarafından Toplu İş Sözleşmesi"nin 98. ve 99. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, işyerinde daimi olarak çalışan işçilerin kademe ve derece ilerlemelerinin nesnel şartlara bağlandığı, anılan maddelere göre, davacının geçici işçi olarak çalıştığı dönemler dikkate alınarak toplam kıdemine göre kademe ve derece ilerlemesi yaptırılamayacağı belirtilerek, yerel mahkeme direnme kararının bozulması gerektiği yönünde görüş bildirilmiş ise de, bu görüş yukarıda belirtilen nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
    Hal böyle olunca, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararı yerindedir.
    Ne var ki, Özel Daire bozma nedenine göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazları incelenmediğinden, bu yönde inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçe ile direnme uygun bulunduğundan, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 22. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 02.12.2015 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.




    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi