1. Hukuk Dairesi 2015/6256 E. , 2018/6950 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ...ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."nün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil, olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakan ... Bilir’in, 15, 75, 338, 813 ve 1047 parsel sayılı taşınmazlarını davalıya ölünceye kadar bakma akdi ile temlik ettiğini, işlemin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, mirasbırakana kendilerinin baktıklarını ileri sürerek davalı adına olan kayıtların iptali ile mirasçılar adına payları oranında tescile, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, mirasbırakanın mal kaçırma maksadı taşımadığını, adına kayıtlı başka taşınmazlar da olduğunu, mirasbırakanın ölümünden yaklaşık iki yıl önce davacılardan bakımı konusunda yardım istediğini, bakmayacaklarını belirtmesi üzerine davalıyı yanına çağırdığını ve davalının miras- bırakanın her türlü ihtiyacını karşıladığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, temliğin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu"nun (TBK) 611. maddesine göre ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir akittir. Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer. (TBK m.614)
Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.
Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır (TBK m.19). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu"nun 1.4.1974 günlü ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur.
Miras bırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi içinde, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir.
Somut olaya gelince; mirasbırakan ... Bilir"in 08.12.2012 tarhinde öldüğü geriye mirasçıları davacılar ... ve ... ile davalı ..."ın kaldığı, mirasbırakanın, 15 parsel sayılı 8.800 m2 miktarlı ... nitelikli taşınmaz, 75 parsel sayılı 8.625m2 miktarlı ... nitelikli taşınmaz, 338 parsel sayılı 4.825m2 miktarlı ... nitelikli taşınmaz, 813 parsel sayılı 9.550m2 miktarlı ... nitelikli taşınmaz ve 1047 parsel sayılı 1.680 m2 miktarlı ... ... ... ve ahır nitelikli taşınmazlarını ... 1. Noterliği 29.06.2011 tarih 5909 yevmiye numaralı ölünceye kadar bakım akdi ile davalıya bıraktığı, taşınmazların 17.08.2011 tarihinde davalı adına tescil edildiği, mirasbırakan ... terekesinde temlike konu bu yerler dışında 187 (750 m2, ...), 275 parsel (1.250 m2, ...), 531 (5.100 m2, ...), 534 (3.700m2, ...) 696 (3.750 m2, ...), 880 (800 m2, ...), 928 (875 m2, ...) sayılı taşınmazların bulunduğu sabittir.
Yukarıda değinilen ilkeler ve olgular gözetildiğinde; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Şöyle ki; mirasbırakanın malvarlığı araştırılmamış, temlikin makul sınırlar içinde kalıp kalmadığı yönünde inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır.
Hâl böyle olunca; mirasbırakanın terekesinin tamamının değerinin saptanması, ölünceye kadar bakma akti ile yapılan temlikin makul sınırlar içinde kalıp kalmadığının belirlenmesi, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda deliller değerlendirilmek suretiyle mirasbırakanın gerçek iradesinin açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken anılan hususların gözardı edilmiş olması doğru değildir.
Davalının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.03.2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.