21. Hukuk Dairesi 2016/1072 E. , 2017/8254 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar, iş kazası sonucu maluliyetten doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ve davalılardan ... vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, kanuni geciktirici nedenler ile temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının ve yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece; maddi tazminat isteminin kısmen, manevi tazminat talebinin ise kabulune karar verilerek, davacı sigortalı ... için bakıcı gideri de dahil olmak üzere 406.203,91 TL maddi, takdiren 20.000,00 TL manevi, anne ... için takdiren 5.000,00 TL manevi, eş ... için takdiren 7.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27/01/2011 tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine hükmedilmiştir.
Dosya kapsamından davacının iş kazası sonucu % 100 oranında sürekli iş göremezliğinin bulunduğu ve iş kazasının meydana gelişinde davacı sigortalının % 40 oranında müterafik kusuru olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davalı yararına reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden 11.591,04 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Uyuşmazlık maddi tazminat taleplerinin reddinde, karşı taraf lehine, vekalet ücreti verilip verilmeyeceği noktasındadır.
“Maddi tazminat isteminin tamamen veya kısmen reddi davacıya Kurumca ödenen gelirlerin yargılama sırasında peşin sermaye değerindeki artışlardan veya 818 sayılı BK" nun 43 ve 44. (6098 sayılı TBK. M 51 ve 52 ) maddeleri uyarınca yapılan takdiri indirimden kaynaklanıyorsa (ki çoğu kez böyledir) davalı yararına avukatlık ücreti takdir olunmaz. Çünkü, davacının dava açarken bu durumu bilmesi mümkün değildir.” (Ali Güneren - İş Kazası Veya Meslek Hastalığından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat Davaları - Genişletilmiş 2. baskı – Ankara 2011 - Sayfa 1491)
“Yargılama giderlerinden sayılan ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri kanunun 323., Avukatlık Kanunun 169. ve Avukatlık Ücret Tarifesinin 1. maddelerinde düzenlenen, ancak müstakil bir varlığı olmayan ve ait olduğu davanın konusu teşkil eden hak ve alacağa sıkı sıkıya bağlı bulunan avukatlık ücretinin, davadan haksız çıkan tarafa yükletilmesi gerekir. Çünkü, haksız davranışta bulunan bir kimsenin, bu haksız davranışının bütün sonuçlarından sorumlu tutulması, hukukun genel kurallarındandır. 6100 sayılı Yasa"nın 329. maddesinin birinci fıkrası bu ilkeye dayanmaktadır. Avukatlık (vekalet) ücreti, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323/1 - ğ maddesinde açıkça belirtildiği üzere yargılama giderlerindendir. Bu itibarla, diğer yargılama giderleri gibi müstakil bir varlığı olmayan ve ait olduğu davanın konusu teşkil eden hak ve alacağa sıkı bir suretle bağlı feri haklardandır. Feri hakların sonuçlandırılması ve karara bağlanması, asıl hakkın sonuçlandırılmasına ve karar verilmesine bağlı olacaktır.
Gerek yasal, gerekse hakkaniyet ve takdir indirimler nedeniyle davanın kısmen kabul edilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım yönünden davalı yararına vekalet ücreti takdir edilip edilemeyeceği önem kazanmaktadır. Dairemizin önceki kararlarında fazla tatil ücretlerinden yapılan indirimler sebebiyle davalı tarafın kendisini avukat ile temsil ettirmesi durumunda reddedilen kısım için davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği ifade edilmekteydi. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 11/02/2010 gün, 2008/17722 E, 2010/3192 K.) Ancak, davanın açıldığı veya ıslah yoluyla dava konusunun arttırıldığı aşamada, mahkemece ne oranda ve miktarda indirim yapılacağı işçi tarafından bilinememektedir. Dairemizce, 2011 yılı itibariyle maktu ve nispi vekalet ücretlerinin yüksek olduğu da dikkate alınarak, konunun yeniden ve etraflıca değerlendirilmesine gidilmiş ve her türlü indirimden kaynaklanan ret sebebiyle davalı yararına avukatlık ücretine karar verilmesinin adaletsiz sonuçlara yol açtığı sonucuna varılmıştır. Özellikle seri davalarda indirim sebebiyle kısmen reddine karar verilen az bir miktar için dahi, her bir dosyada zaman zaman işçinin alacak miktarında aşan maktu avukatlık ücretleri ödetilmesi durumu ortaya çıkmaktadır. Yine daha önceki kararlarımızda fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinden yapılan indirim sebebiyle ret vekalet ücretine hükmedilmekte, buna karşın Borçlar Kanunun 325/son, 161/son (6098 Sayılı kanunun 408/son, 182/son) maddeleri ile 43 ve 44. (6098 S. TBK. m. 51,52) maddelerine göre ve yine 5953 sayılı Yasa"da öngörülen yüzde beş fazla ödemelerden yapılan indirim sebebiyle reddine karar verilen miktar için avukatlık ücretine karar verilmemekteydi. Bu durum uygulamada hakkaniyete aykırı sonuçlara yol açmaktadır. Konuyla ilgili olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde de herhangi bir kurala yer verilmediğinden Dairemizce önceki uygulamadan vazgeçilmiş ve fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinden indirim yapılması durumunda, reddine karar verilen miktar bakımından kendisini vekille temsil ettirmiş olan davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir. Bu itibarla, Borçlar Kanunun 43, 44, 161/son ve 325/son (6098 Sayılı Kanunun 51, 52, 182/son, 408/son) maddelerinin uygulamasından kaynaklanmış olsa dahi, kısmen reddedilen miktar için davalı yararına vekalet ücret takdir edilemez.” (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin vekalet ücretine ilişkin Daire ilke Kararları)
“Maddi tazminat davası, SGK (SSK) tarafından bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin tazminatı karşılaması nedeniyle reddedilirse, davalı yararına vekalet ücreti hükmedilemez. Dava, hakkaniyet indirimi veya SGK" nın bağladığı peşin sermaye değerinin düşülmesi nedeniyle kısmen reddedilirse, yine davacı aleyhine avukatlık ücreti takdir edilmemesi gerekir.” (... - İş Kazası veya Meslek Hastalığı Davaları Uygulaması - Genişletilmiş 2. Baskı - Ankara 2011 - Sayfa 1039)
Somut olayda, mahkemece; davacı sigortalı için hesaplanan bakıcı giderinden %50 oranında indirim yapılarak buna göre hüküm verilmesi yerinde ise de hesaplanan bakıcı giderlerinden bir indirim yapılıp yapılmayacağı yapılacak ise bu indirimin ne oranda olacağının davacı tarafından önceden bilinmesi mümkün olmadığından, hakkaniyet gereği yapılan bu indirimden dolayı reddedilen maddi tazminat kısmının davacı aleyhine olarak vekalet ücreti takdirinde dikkate alınması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HMK"nın geçici 3. maddesi delaletiyle HUMK’nun 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Hüküm fıkrasının vekalet ücretine yönelik 6. fıkrasının tamamen silinmesine ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden ..."ne yükletilmesine, 24/10/2017 gününde oybirliği ile karar verildi.