1. Hukuk Dairesi 2015/8662 E. , 2018/8224 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ...ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen ... iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."nün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı ... iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakan ... Curaoğlu’nun 1338 ve 344 ... sayılı taşınmazlarını ... çocuklarından mal kaçırmak amacıyla, muvazaalı olarak davalıya temlik ettiğini ileri sürerek, davalı adına olan kaydın iptali ile tereye iadesine, tüm mirasçılar adına miras payları oranında tescile karar verilmesini istemişler, 21.01.2014 tarihli ıslah dilekçesinde, 344 ... sayılı taşınmazın 1/2 payına isabet eden (taşınmazın satılmış olması nedeniyle) 14.993,00 TL bedelin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili ile 1338 ... sayılı taşınmazın 225 m²"lik kısmına ait ... kaydının iptali ile yarı yarıya adlarına tescile karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, muvazaanın söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, sûbut bulan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan ... Curaoğlu’nun 01.07.1984 tarihinde öldüğü, geriye mirasçıları davalı oğlu ... ile 01.07.2013 tarihinde ölen ...ı ...’nin çocukları davacılar ...in kaldıkları, dava konusu 1338 ... sayılı 900 m² miktarlı... ... ... nitelikli taşınmazın tamamı mirasbırakan adına kayıtlı iken ½ payını 24.03.1971 tarihinde, kalan ½ payın yarısını da 24.11.1976 tarihli satış akdiyle davalıya temlik ettiği, ¼ payın halen mirasbırakan adına kayıtlı olduğu, davalı adına kayıtlı ¾ paydan 100/900 payın, 19.04.1985 tarihli bağış işlemi ile davalı tarafından oğlu ...’e devredildiği, çekişme konusu 344 ... sayılı 1880m2 miktarlı tarla nitelikli taşınmazın mirasbırakan tarafından 24.03.1971 tarihli akitle davalı ...’e satış suretiyle temlik edildiği, taşınmazın 3. kişilere aktarıldığı, bilahare kamulaştırma ve ifraz neticesinde 547 ve 548 ... sayılı taşınmazların oluştuğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanununun 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." Yine 6100 sayılı HMK"nın 190/1 maddesi gereğince "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmektedir. Anılan maddeler uyarınca herkes iddiasını ispat etmekle mükelleftir.
Somut olayda, davacının tek tanığı mirasbırakanın gelirinin olmadığını, davalı ile birlikte yaşadığını ve tüm ihtiyaçlarının davalı tarafından karşılandığını, temlikler konusunda bilgisinin olmadığını, davalı tanıkları da; mirasbırakanın, davacıların annesi olan ...ı ile bir sorununun olmadığını, taşınmaz üzerindeki evin davalı tarafından inşaa edildiğini bildirmişlerdir. Dava konusu 1338 ... sayılı (900 m²) taşınmazın 1/2 payının 24.03.1971 yılında, kalan 1/2 payın yarısının (1/4) 24.11.1979 tarihinde satıldığı, 344 ... sayılı (1880 m²) taşınmazın da 24.03.1971 tarihinde satıldığı, mirasbırakanın 1338 ...de (1/4) payı üzerinde bıraktığı açıktır.
Tüm bu olgular birlikte değerlendirildiğinde davacıların muvazaa iddiasının ispatlandığını söyleyebilme olanağı yoktur. Bedeller arasındaki fark tek başına muvazaanın delili değildir.
Hal böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması isabetsizdir.
Davalının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.03.2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
-KARŞI OY-
Dava, muris muvazaası hukuki sebebine dayalı pay oranında ... iptal tescil, 344 sayılı ... açısından ıslah ile bedel talebine ilişkindir.
Sayın çoğunluk, muvazaanın usulünce ispatlanamaması nedeniyle davanın reddi gerektiği görüşündedir. Aramızda çıkan görüş ayrılığı, taşınmazların intikalinin muvazaalı olup olmadığı noktasında düğümlenmektedir.
Yerel mahkeme, gerekçeli kararında muris muvazaasının ispatında aranan genel şartları belirtmiştir. Somut olayda bu unsurların bulunup bulunmadığına gelince, Davacıların murisi ile davalı iki kardeştir. Davalı muris ile birlikte yaşamaktadır.
Davacılar ise ... dışındadırlar. Davacı tanıkları her ne kadar açıkça muvazaa olgusunu ispatlar ifadelerde bulunmamışlarsa da bu davanın ispatında tanık beyanları yalnızca delillerden bir tanesidir. Taşınmazların intikal şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, murisin taraflardan biri ile birlikte yaşayıp yaşamadığı, hayatın olağan akışı gibi bir çok veri birlikte değerlendirilmek suretiyle muris muvazaasının bulunup bulunmadığı sonucuna varılmalıdır.
Sonuç itibariyle, her iki ... açısından temlikin muvazaalı yapıldığı kanaat ve sonucuna ulaşmakla birlikte, davacı, 1338 ...in 1971 yılında satışı yapılan ½ payını dava konusu yaptığına göre davacıların her biri için 450/3600 oranında iptal tescile karar vermek gerekirken 575/3600 oranında iptal tescile karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bu açıdan bozulması gerekirken muvazaanın ispatlanamadığı gerekçesiyle bozulması yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
ÜYE