3. Hukuk Dairesi 2016/13126 E. , 2018/3023 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 27.03.2018 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden davalı vekili Av....geldi. Karşı taraf davacılar vekili Av.... geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunan vekillerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00"e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar; 22.09.2013 tarihinde 5 yaşında olan ..."in evlerinin önünde oyun oynadığı esnada,..."a ait elektrik direğinde armatür balasının patlaması ve kısa devre yaparak elektrik direğine akımın geçmesi nedeniyle elektrik direğinin zeminle temas ettiği yerde elektrik akımına kapıldığını akabinde uzun bir süre yoğun bakım ünitesinde tedavi gördüğünü, şuan itibariyle aile bireylerini tanıyamadığını, konuşamadığını, el-kol ve bacaklarını kullanamadığını, yatağa bağımlı vaziyette yaşamını sürdürmeye çalıştığını, davalı şirketin gerekli bakım ve onarım işlemlerini yapmaması nedeniyle vahim olayın meydana geldiğini ileri sürerek ... için 10.000,00 TL (ıslahla 921.550,66 TL) maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminat, davacı anne ve baba için ayrı ayrı 50.000"er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı; dava konusu olayda kendilerine atfedilecek bir kusurun bulunmadığını, Batman İli onarım ve bakım işinin ihale usulüyle Sevim Mühendislik San. Ve Tic.Ltd.Şti. tarafından üstlenildiğini, 3. kişilere verilecek zararlardan söz konusu şirketin sorumlu olduğunu, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın usul ve esastan reddini dilemiştir.
Mahkemece; ... yönünden 921.550,66 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın, davacılar ... ve ... yönünden ayrı ayrı 15.000,00"er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Davalı vekilinin maddi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,
2- Davacılar vekili ve davalı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Davalı şirkete ait demir şebeke direğindeki aydınlatma armatüründeki balastın patlaması, bunun sonucunda kısa devre meydana getirmesi ve direk üzerinden elektrik akımı geçmesi sonucunda olay tarihinde 5 yaşında olan, evlerinin önünde oyun oynayan küçük Ramazan"ın direğe temas etmesi sonucu somut olayın meydana geldiği anlaşılmaktadır.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 56.maddesi hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı, adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat, bozulan ruh huzurunun, duyulan elem ve ızdırabın kısmen ve imkan nispetinde iadesini amaçladığından hâkim, M.K"nun 4.maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tespit etmelidir.
Hakim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, duyulan elem ve ızdırabı gözetmelidir (Hukuk Genel Kurulunun 28.05.2003 gün 2003/21-368-355 ve 23.06.2004 gün 2004/13-291-370 sayılı kararları )
Tüm bu bilgiler ışığında somut olay irdelendiğinde; takdir edilen manevi tazminat miktarının, meydana gelen zararın ağırlığı karşısında, manevi huzuru gerçekleştirmeye yeterli bulunmadığı, yaşanan olayın özellikleri, davacının tespit olunan maluliyet oranı nazara alındığında, takdir edilen manevi tazminat miktarının az olduğu anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca mahkemece, davacılar için daha yüksek oranda bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus da bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin maddi tazminata ilişkin bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, ikinci bendde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacılar yararına BOZULMASINA, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacılar için takdir edilen 1.630 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 6100 sayılı HMK"nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.03.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.