9. Hukuk Dairesi 2016/2240 E. , 2017/21812 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile kötüniyet tazminatı ve sözleşmesel tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatınca istenilmesi davalı avukatınca duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 19/12/2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına kimse gelmedi. Karşı taraf adına Avukat ... geldi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 14/04/1997 tarihinde başladığı görevine davalı Şirket bünyesinde genel müdür olarak 12/01/2012 tarihine kadar devam ettiğini, müvekkilinin savunması alınmadan ve de feshe dayanak yapılan raporun bir kopyası kendisine verilmeden 15 yıllık hizmeti hiçe sayılarak muğlak ifadelerle haklı sebebin varlığından bahisle işine son verildiğini, davalı firmanın yüksek olan fesih bedelinden kaçınmak için bu yolu seçmiş bulunduğunu, şirket bünyesinde genel müdür olarak görev yaptığı dönemde uluslararası denetim firması olan ... Şirketince faaliyetlerinin daha önce de denetlendiğini, raporlar hazırlandığını, söz konusu raporlar temel alınarak her yıl yapılan davalı şirket genel kurallarında müvekkilinin aklanarak ibra edildiğini, müvekkilinin yaptığı işlemlerde herhangi bir eksikliğinin ve kusurunun olmadığını, çalışmaları sonucu davalı firmanın Türkiye"nin ikinci büyük asansör firması haline geldiğini, fesih esnasında müvekkiline sözleşmeden ve kanundan kaynaklanan herhangi bir ödemenin yapılmadığını, firma bünyesindeki çalışmasının 14.04.1997-28.02.2002 tarihleri arasında yazılı iş sözleşmesi olmadan devam ettiğini, 2007 yılında ise müvekkiline sunulan iş sözleşmesini müzakere etmesine imkan tanınmadan kabul etmek zorunda bırakıldığını iddia ederek kıdem, ihbar, kötüniyet ve sözleşmesel tazminat alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının tüm alacak ve tazminat taleplerinin zaman aşımına uğradığını, haksız ve mesnetsiz davanın husumet yönünden de reddini gerektiğini, müvekkili şirkete ilk olarak 14.04.1997 tarihinde işe girdiğini, 28/02/2002 tarihinde de emeklilik nedeni ile hizmet sözleşmesinin sona erdiğini, davacının tekrar 15/03/2002 tarihinde işe girdiğini ve iş sözleşmesinin 12/01/2012 tarihinde İş Kanunu"nun 25/II. maddesi gereğince haklı nedenle feshedildiğini, müvekkili şirkette 14.04.1997-12.01.2012 tarihleri arasındaki çalışmasının kesintili olduğunu, davacının son olarak genel müdür konumunda bulunduğunu ve son brüt 25.071,93 TL aylık ücret aldığını, iş akdinin bağımsız denetim şirketince yapılan denetim sonucu haklı nedenle feshedildiğini, davacının doğruluk ve sadakat borcunu ihlal ederek, çıkar çatışması yarattığını, şirketin güvenini kötüye kullandığını, bu sebeple kıdem ve ihbar tazminatı talep etmesinin mümkün olmadığını, sözleşmesel tazminat taleplerinin de yerinde olmadığını, davaya konu olay bakımından kötü niyet tazminatı şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkeme, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak akdin tazminat gerektirmeyecek şekilde feshedildiğinin ispat yükü üzerinde olan davalı işverenlikçe hükme esas alınan bu raporlarda ayrıntılı olarak izah edildiği gibi akdin haklı nedenle fesh olunduğunun ispat edilemediği, bu tespitlere ilave olarak davalı tanığı ..."un "... ben şirkette genel müdür olarak başlayacaktım fakat planlanan davacı ile 3 ay beraber çalışacaktık, davacı zaten emekli olacaktı, böyle bir planlama yapıldı, ben işe başladıktan 40-45 gün sonra davacının hizmet akdi sona erdirildi, şirkete ihbar gelmiş, uluslararası bir denetim firmasından araştırma istendi, bu araştırmada davacının uygun olmayan işlemleri tespit edildi, bu nedenle iş akdinin feshi istendi.." şeklindeki yeminli beyanı ile feshe gerekçe yapılan raporu yazan bağımsız denetim şirketinin davacıya hitaben yazdığı 14.04.2014 tarihli "Raporumuzu ekte sunarken, iş bu raporun ... firmasının talebi üzerine ve bu firmaya hitaben 07.12.2011 tarihli sözleşmede yer alan kapsamla sınırlı kalmak üzere hazırlandığını, dolayısıyla raporumuzun bahsi geçen davaya konu olan hususlara yönelik hazırlanmadığını hatırlatmak isteriz... " şeklindeki cevabi yazı davacının davalı yanın kendisine feshe bağlı alacaklarını ödememek için bu yola girdiği, istifa etmeyi kabul etmeyince bu şekilde akdin feshedildiği iddiasını doğrular mahiyette görüldüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu"nun 25 inci maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır.
Somut uyuşmazlıkta; davalı Şirkette genel müdür olarak çalışan davacının iş sözleşmesi ... Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti."nin 10.01.2012 tarihli bağımsız denetim raporu ve yapılan genel araştırmalar neticesinde tespit edilen eylem, işlem ve davranışları üzerine haklı nedenle feshedildiği savunulmuştur.
Mahkemece iki ayrı heyetten alınan bilirkişi raporlarına dayanılarak kıdem ve ihbar tazminatının kabulüne karar verilmiştir.
Davalı işyerinde montajdan sorumlu genel müdür yardımcısı olarak çalışıp aynı bağımsız denetim şirketi raporuna dayanılarak işine son verilen başka bir işçinin açtığı davanın Dairemizce yapılan temyiz incelemesinde verilen 25/04/2017 tarihli ve 2015/20182 E. sayılı kararı ile, “Rapor içeriği itibariyle sabit olan usulsüzlükler (özellikle çelik alımı, kullanımı, faturalandırılması v.b.) davacının yetki ve sorumluluk alanında cereyan etmiştir. … davacının kendisine tanınan yetkileri kullanma biçimi doğruluk ve bağlılığa uygun değildir.” gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatının kabulüne dair mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Dairemizin 2015/20182 E. sayılı dosyasında davacıya atfedilen usulsüz çelik kullanımına ilişkin eylemlerin işbu davanın davacısının fesih nedenleri arasında da gösterildiği görülmüştür.
Ayrıca, fesih nedenleri arasında davacının “... Türkiye"nin pazarlama tedarikçisi olan ... Ticaret Limited Şirketi ("...") kurucularının oğlunuz ... ile kızınız ... olduğu; ..."nın genel kontrolünün fiilen tarafınızca yürütüldüğü tespit edilmiştir, iş Sözleşmesi ile "Yönetim ve Davranış Kuralları"nı ihlal eder şekilde Şirketimizden saklanan ve Şirketimizin size olan güvenini ortadan kaldıran bu durumun "doğruluk ve sadakat" borcunuzu ihlal eder şekilde çıkar çatışması yarattığı,” şeklindeki eylemi de sayılmış olup, Mahkemece alınan 24.02.2014 tarihli raporda da davacının kızı ve oğlunun ortak olduğu Şirket ile ilişkisinin bulunduğunun ortada olduğu şeklinde bir tespitin yapıldığı, ancak buna ilişkin dayanakları ve bu ilişkinin kapsamı hakkında denetime açık bir belirlemenin yapılmadığı görülmüştür.
Bu durumda Mahkemece yapılacak iş, Dairemizin 2015/20182 E. sayılı dosyasında saptanan usulsüz çelik alımına ilişkin faturalarda davacının imzasının olup olmadığının araştırılması, ayrıca davalı Şirkette Genel Müdür olarak çalıştığı dönemde oğlu ve kızının kurucusu olduğu Şirket ile yaptığı işlerde işverenine yönetim ve davranış kuralları uyarınca gerekli bildirimleri yapıp yapmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre davacının doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarının olup olmadığının değerlendirilerek uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesinden ibarettir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde sonuca gidilmesi bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.