1. Hukuk Dairesi 2015/8642 E. , 2018/8587 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ...ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen ... iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi,Tetkik Hâkimi ...’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, ehliyetsizlik ve vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenlerine dayalı ... iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, tecrübesizliği,saflığı, yaşlılığı ve yalnızlığından yararlanılması ve hile ile iradesinin fesada uğratılması sonucu davalı ...’ın tayin edildiğini, vekilin vekalet görevini kötüye kullanarak maliki olduğu 8 ada 54 ... sayılı taşınmazı, diğer davalı ...’a 02.08.2010 tarihinde satış yolu ile temlik ettiğini,yapılan işlemlerin geçersiz olup davalıların el ve işbirliği içinde hareket ettiklerini ileri sürerek taşınmazın davalı ... adına olan ... kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş, davacının vasisi ... ... bilahare yargılmaya katılmış ve açılan davaya icazet verdiğini beyan etmiştir.
Davalı ..., taşınmazı davacıdan satın aldığını, davalı ... ise çekişme konusu taşınmazı ... kaydına güvenerek ve iyiniyetli olarak davalı vekil ...’den geçerli bir satış işlemiyle edindiğini, parasını peşin ödediğini, vekil ile vekil edeni arasındaki iç ilişkiyi bilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece; davacının işlem tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğu ve çekişme konusu taşınmazın satışına dayanak vekaletnamenin hile ile alındığının ve davalıların el ve işbirliği içinde hareket ettiklerinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının 30.07.2010 tarihinde düzenlenen vekâletname ile davalı ...’e dava konusu taşınmazın satışını teminen vekâlet verdiği, vekil ...’in 8 ada 54 ... sayılı taşınmazı 02.08.2010 tarihli akitle satış suretiyle diğer davalı ...’a temlik ettiği, davacının yargılamanın seyri sırasında TMK 408. maddesi gereğince kısıtlanarak kızı ... ...’un vasi tayin edildiği, vesayet makamından husumete izin kararı alındığı, ... Kurumu 4. ... Kurulu’nun 08/09/2014 tarihli raporuna göre, davacının 30.07.2010 vekalet tarihinde hukuki işlem ehliyetini haiz olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, davacının işlem tarihinde ... olduğunun ... Kurumu raporuyla saptanmak suretiyle davanın, ehliyetsizlik iddiası yönünden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Ancak vekaletin hile ile alındığı yönündeki iddianın, vekalet görevinin kötüye kullanılması iddiasını da içerdiği açıktır.
6098 s.... Kanunu"nda (TBK) ... ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. (818 s. ... Kanunu"nun (BK) 390.) maddesinde aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.
Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, ... ve özenle yürütmekle yükümlüdür.
Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir (TBK"nin 504/1). Sözleşmede vekâletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, ... ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK"de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK"de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekâlet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekâlet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
Ne var ki; üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK"nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur.
Oysa bütün ... hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda hükme yeterli bir araştırma yapıldığını söyleyebilmek mümkün değildir.
Hâl böyle olunca; yerinde keşif yapılarak çekişme konusu taşınmazın akit tarihindeki gerçek bedelinin saptanması, gerçek bedelin ilk el davalı tarafından ödenip ödenmediğinin, bir başka deyişle davacının zararlandırılıp zararlandırılmadığının açıklığa kavuşturulması ve varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.