3. Hukuk Dairesi 2016/10025 E. , 2018/3178 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraflarca temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; kiracı olarak bulunduğu ve market olarak işlettiği iş yerinin 11/08/2014 tarihinde çıkan yangında içerisindeki malzemelerle birlikte yandığını, yangından yaklaşık bir ay önce iş yerindeki sayaç ve tesisatın değiştirilmesi gerektiğinden bahisle dilekçe ile davalıya müracaat etmesine rağmen, davalının arızalı sayaç ve tesisatta herhangi bir değişiklik yapmayarak olaya sebebiyet verdiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 40.000,00 TL maddi tazminat ile 5.000,00 TL manevi tazminatın reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı; dava konusu iş yerinin elektrik abonesinin dava dışı ...olduğunu, adı geçenin 11/07/2014 tarihli başvurusu üzerine birim şefi tarafından personel görevlendirilerek sayaç değişimi için ilgili yere gidildiğini, ancak uygun olmaması nedeni ile kendisine şifahen tesisatını düzeltmesi gerektiğinin söylendiğini, aynı kişinin 12/08/2014 tarihinde ikinci başvurusu üzerine çıkan yangın nedeniyle tesisat takılacak herhangi bir yer olmadığı görülerek denetim formu düzenlendiğini, olay nedeniyle sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, 12.217,50 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde taraflarca temyiz edilmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının tüm temyiz itirazları yerinde değildir
2) Davacının temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Dava, tehlike sorumluluğuna dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacının dava dilekçesinde; yangın nedeniyle iş yerinde bulunan ve satışa sunulan malzemelerin de zarar gördüğünü iddia ettiği, yargılama sırasında dava öncesi yaptırılan delil tespitinde sadece elektrik ve inşaat kalemlerine ilişkin tespit yapıldığını ancak gıda ve temizlik gibi satışa sunulan malzemelere ilişkin tespit bulunmadığını, dosya içerisindeki faturalar dikkate alınarak dosyanın bir hesap bilirkişisine gönderilmesini istediği anlaşılmıştır.
... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/55 E., K sayılı Değişik İş dosyasının incelenmesi neticesinde; 14.08.2014 tarihinde yapılan keşif sırasında dükkan içerisindeki raflarda bulunan gıda ve temizlik ürünlerinin yanarak zayi olduğu gözlemine yer verildiği, tespit sonrasında elektrik ve inşaat bilirkişisinden oluşan heyet tarafından sunulan 21/08/2014 tarihli raporda; “...yangın neticesinde markette bulunan buzdolabı, derin dondurucu, klima regülatör masa pvc kapı ve pencereler ürünlerin sergilendiği ahşap raflar, gıda ve temizlik ürünlerinin yanarak kullanılamayacak hale geldiği...” tespitine yer verilerek yanan elektrik tesisatı ve inşaat kalemleri yönünden hasar miktarının 12.217,50 TL olduğu bildirilmiştir.
Temyiz incelemesine konu davada ise mahkemece, elektrik bilirkişinden kusur yönünden yeniden rapor alınmakla yetinildiği; davacının yanan gıda ve temizlik ürünlerine ilişkin tazminat istemi yönünden herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın, elektrik ve inşaat kalemlerine ilişkin delil tespiti ile belirlenen hasar miktarına göre hüküm kurulmuştur.
Somut olayda; olayın üzerinden uzun bir süre geçmiş olması nedeniyle, tam bir zarar hesabının yapılamayacağı açık ise de; zararın tam olarak belirlenememesi halinde hangi yöntemin uygulanacağı Türk Borçlar Kanununda düzenlenmiştir.
6098 sayılı TBK"nın 50. maddesi uyarınca; "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." Buna göre; Zararın varlığını ve tutarını kanıtlamak zorunda olan davacının, zararın gerçek tutarını kanıtlamakta zorlandığı veya kanıtlanmasının davacıdan beklenemeyeceği durumlarda hakim, işlerin olağan gidişi ve zarar görenin aldığı önlemleri gözeterek zarar tutarını kendiliğinden belirler.
Yukarıda belirtilen yasa maddesinin ikinci fıkrasına göre, zararın gerçek tutarının kanıtlanamaması durumunda, hakim olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararı ve kapsamını doğrudan araştırmakla ve uzman bilirkişi aracılığıyla tutarını hesaplamakla yükümlüdür.
Bu itibarla; mahkemece, davacı tarafından işyeri içerisinde bulunan ve yanan emtiaların ( gıda ve temizlik vb. malzemelerin) miktar ve değerleri konusunda yeterli kanıt ortaya konulamasa bile, mahkemece TBK 50/2 çerçevesinde zarar ve kapsamını tespite yönelik uzman bilirkişiden Yargıtay denetimine uygun rapor alınıp, hasıl olacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ve araştırmaya dayalı karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
3-Bozma nedenine göre, davacının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK"nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, üçüncü bendde açıklanan nedenle davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.03.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi."