Abaküs Yazılım
22. Hukuk Dairesi
Esas No: 2019/8754
Karar No: 2019/24584
Karar Tarihi: 26.12.2019

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2019/8754 Esas 2019/24584 Karar Sayılı İlamı

22. Hukuk Dairesi         2019/8754 E.  ,  2019/24584 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
    DAVA TÜRÜ : ALACAK

    Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı ve davalı ... Nakliyat Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

    Y A R G I T A Y K A R A R I

    Davacı isteminin özeti:
    Davacı vekili verdiği dava dilekçesinde özetle, davacının, 26.10.2000-30.01.2013 tarihleri arsında davalı işyerinde uluslararası tır şoförü olarak çalıştığını, davalı şirketler arasında organik bağ bulunduğunu, 2004 yılında emekli olmasına rağmen aralıksız çalışmasına devam ettiğini, çalışma sürelerinin tasfiye edilmediğini, davacının aralıksız çalışma yapmasına karşılık sigorta primlerinin eksik ödendiğini, yıllık ücretli izin alacağının ve resmi tatillerde yapılan çalışmasının karşılığının ödenmediğini, hizmet akdinin işverence haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti alacağı ile resmi ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan karar verilmesini talep etmiştir.
    Davalı cevabının özeti:
    Davalı ... Nakliyat San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının, davalı işyerinde iki dönem halinde çalışma yaptığını, birinci dönem çalışmasının diğer davalı şirkette geçtiğini, 2010 yılı Eylül ayından 2012 yılı Mayıs ayına kadar sigorta primlerinin ... Nakliyat tarafından ödendiğini, 23.03.2012 tarihinde iş akdini kendi isteği ile sona erdirdiğini, buna rağmen kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin haklarının ödendiğini, 02.04.2012 tarihinde yeniden çalışmaya başlayıp 28.01.2013 tarihine kadar çalıştığını, bu dönem çalışmasının ise 1 yıllık süreyi doldurmadığından kıdem tazminatını hak edemeyeceğini, davalılar arasında organik bağ bulunmadığını, talep edilen dava konuus tüm alacaklarının ödendiğini savunup davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    Davalı ... Petrol Ürünleri San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının iddia ettiği hususların gerçek dışı olduğunu, zamanaşımı def"i ileri sürdüklerini, çalışma süresinin 26.10.2000-20.12.2004 tarihleri arasında olduğunu, 2010-2012 arasında ise diğer davalı şirkette çalıştığını, davalı şirketler arasında organik bağ olmadığını, davacının aralıksız çalışmasının olmadığını, işi kendisinin emeklilik nedeniyle sona erdirdiğini beyanla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
    Mahkeme kararının özeti:
    Mahkemece yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller, tanık beyanları ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Temyiz başvurusu:
    Karar süresi içinde davacı vekili ve davalı ... Nakliyat Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekilince temyiz edilmiştir.
    Gerekçe:
    1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, hükmü temyiz eden tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
    2-Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, davacının hizmet süresi ve davalı işverenler nezdindeki çalışmalarının kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin alacağına etkisi konusunda toplanmaktadır.
    1475 sayılı Yasanın 14/2. maddesi, işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğini hükme bağlamıştır. O halde kıdem tazminatına hak kazanmaya dair bir yıllık sürenin hesabında da işçinin daha önceki fasılalı çalışmaları dikkate alınır. Bununla birlikte, her bir fesih şeklinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde gerçekleşmesi hizmet birleştirmesi için gerekli bir koşuldur, işçinin önceki çalışmaları sebebiyle kıdem tazminatı ödenmişse, aynı dönem için iki defa kıdem tazminatı ödenemeyeceğinden tasfiye edilen dönemin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması mümkün olmaz. Yine istifa etmek suretiyle işyerinden ayrılan işçi, kıdem tazminatına hak kazanamayacağından, istifa yoluyla sona eren önceki dönem çalışmaları kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmaz.
    Aynı şekilde, 4857 sayılı İş Kanunu"nun 54. maddesinde, yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında, işçinin aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştığı sürelerin birleştirilerek göz önüne alınacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda, işçinin daha önce aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerinde geçen hizmetlerinin yıllık izne hak kazanma ve izin süreleri hesabı yönlerinden dikkate alınması gerekir. Bununla birlikte, işçiye önceki feshe bağlı olarak kullanmadığı izin ücretleri tam olarak ödenmişse, bu dönemin sonraki çalışma sürelerine eklenerek izin hesabı mümkün değildir. Önceki çalışma döneminde izin kullandırılmak veya fesihte karşılığı ödenmek suretiyle tasfiye edilmeyen çalışma süreleri, aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerindeki çalışmalara eklenir. İşçinin aralıklı olarak aynı işverene ait işyerinde çalışması halinde, önceki dönemin kıdem tazminatı ödenerek feshedilmiş olması, izin yönünden sürelerin birleştirilmesine engel oluşturmaz. Yine, önceki çalışılan sürede bir yılı doldurmadığı için izne hak kazanılmayan süreler de, işçinin aynı işverene ait işyeri ya da işyerlerindeki sonraki çalışmalarına eklenerek yıllık izin hakkı belirlenmelidir.
    Somut uyuşmazlıkta, davacı davalı işyerinde iki dönem çalıştığını, ilk dönem çalışmasını emekliliğe hak kazanması nedeniyle haklı sebeple feshettiğini, tarafına kıdem tazminatı ödemesi yapılmadığını, ikinci dönem çalışmasının ise işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak sonlandırıldığını beyan ederek kıdem tazminatını ve bir kısım işçilik alacaklarını talep etmiş, davalı, davacının ilk dönem çalışmasının emeklilik nedeniyle sona erdiğini, ayrıca ilk dönem çalışması yönünden ise ibraname ile kendisine ödeme yapıldığını daha sonra gerçekleştirilen çalışmanın 1 yıllık yasal süreyi doldurmadığını ve kendi isteği ile işten ayrıldığı için talep konuus alacaklara hak kazanamayacağını savunmuştur. Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre davacı, 26.10.2000-20.12.2004 tarihleri arasında davalı ... Petr. Ürnl. San.ve Tic.A.Ş. nezdinde çalıştığı görülmekte olup, 21.09.2010-28.01.2013 tarihlerihleri arasında ise diğer davalı ... Nakl. San. ve Tic. A.Ş.de çalışmıştır. Dosya kapsamına göre davalılar arasında organik bağ bulunduğuna ilişkin mahkeme kabulü isabetlidir. Davacının her iki hizmet dönemi arasında 17.01.2005-07.08.2005 tarihlerinde çalışması görünen 1020261 sicil no.lu işyerinin ise dava dışı ...’a ait olup bu işveren ile davalılar arasında ne tür bir hukuki ilişkinin olduğu ise dosya içeriğinden anlaşılamamaktadır.
    Mahkemece, yapılan değerlendirmede davacının davalılar nezdinde iki dönem çalışması bulunduğunun kabulü ile her dönem için ayrı ayrı hesaplama yapılarak uyuşmazlık konusu alacaklar hüküm altına alınmış, ayrıca ilk dönem çalışması için yıllık izin ücreti alacağı yönünden zamanaşımı süresi geçtiğinden bahisle sadece ikinci dönem çalışması için yıllık izin ücreti alacağı hesaplanmıştır. Ne var ki mahkemece yapılan değerlendirme ve varılan sonuç dosya kapsamı ile ve tarafların iddia ve savunmalarıyla örtüşmemektedir. Tüm dosya kapsamından davacının, aralarında organik bağ bulunan davalı şirketler nezdinde fasılalı iki dönem çalışmasının bulunduğu, ilk dönem çalışmasını emekliliğe hak kazanması nedeniyle haklı sebeple feshettiği anlaşıldığından makla iki dönem çalışması birleştirilerek, uyuşmazlık konusu alacakların belirlenen toplam çalışma süresi için son aldığı ücret üzerinden hesaplanması ve ibranamade yazan miktarın hesaplanacak miktardan mahsup edilerek bir sonuca gidilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
    Taraflar arasında işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı konusunda da uyuşmazlık bulunmaktadır.
    4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
    Aktin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret, işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar.
    4857 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinde, yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında, işçinin aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştığı sürelerin birleştirilerek göz önüne alınacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda, işçinin daha önce aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerinde geçen hizmetlerinin yıllık izne hak kazanma ve izin süreleri hesabı yönlerinden dikkate alınması gerekir. Kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmetlerin de aynı gerekçeyle izin hesabı yönünden birleştirilmesi zorunludur. İşçinin aralıklı olarak aynı işverene ait işyerinde çalışması halinde, önceki dönemin kıdem tazminatı ödenerek feshedilmiş olması, izin yönünden sürelerin birleştirilmesine engel oluşturmaz. Yine, önceki çalışılan sürede bir yılı doldurmadığı için izne hak kazanılmayan süreler de, işçinin aynı işverene ait işyeri ya da işyerlerindeki sonraki çalışmalarına eklenerek yıllık izin hakkı belirlenmelidir.
    Yıllık izin, özde bir dinlenme hakkı olup, aralıklı çalışmalarda önceki dönem zamanaşımına uğramaz.
    Yıllık izin hakkı Anayasal temeli olan bir dinlenme hakkı olup, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında ücrete dönüşmez ve bu haktan vazgeçilemez. İşçinin iş sözleşmesinin devamı süresinde kullanmadığı yıllık izinlere ait ücreti istemesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında izin hakkının bulunduğunun tespitini istemesinde hukuki menfaati vardır.
    Somut olayda, davacı, davalı işyerinde yukarıda belirtilen tarihlerde fasılalı olarak çalışmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda izin ücreti hesabı yapılırken, davacının 2 dönem çalışmasının olduğu, ilk dönemin 20.12.2004 tarihinde bittiği ve 5 yıllık zamanaşımı süresi de geçtiğinden dolayı ilk dönemin hesaba dahil edilmeyeceği, hesaplamanın sadece ikinci dönem çalışması üzerinden yapılacağı belirtilerek rapor düzenlenmiş; Mahkemece söz konusu rapora itibar edilerek karar verilmiştir. Yukarıda ilke kararında da belirtildiği üzere davacı, davalı iş yerinde iki dönem halinde çalışmış olup aralıklı çalışmalarda önceki dönem zaman aşımına uğramaz. Bu sebeple davacının her iki çalışma süresinin toplamı üzerinden yıllık izin ücreti hesaplanarak hüküm altına alınması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
    Sonuç:
    Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililerine iadesine, 26.12.2019 gününde oybirliği ile karar verildi.

















    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi