
Esas No: 2019/6274
Karar No: 2019/11979
Karar Tarihi: 10.09.2019
İş yeri dokunulmazlığının ihlâli - Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2019/6274 Esas 2019/11979 Karar Sayılı İlamı
18. Ceza Dairesi 2019/6274 E. , 2019/11979 K.
"İçtihat Metni"
KARAR
İş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan sanık ..."nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 116/2-4, 43/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl süre ile denetime tâbi tutulmasına dair İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/12/2018 tarihli ve 2018/532 esas, 2018/944 sayılı kararına yönelik itirazın, katılanın zararının giderilmediği gerekçesiyle kabulüne ilişkin İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/01/2019 tarihli ve 2019/27 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02/05/2019 gün ve 43920 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “Dosya aslının, diğer suç yönünden istinaf yoluna başvurulması nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiği anlaşılmakla, dosya sûreti üzerinden yapılan incelemede;
Dosya sûreti kapsamına göre, her ne kadar İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesince işyeri dokunulmazlığını ihlâl suçunun müstakil olmayıp hırsızlık suçuyla birlikte işlendiği, dolayısıyla suç sonucunda oluşan zararın iş yeri dokunulmazlığını ihlâl suçu için de geçerli olduğu ve bu zararın da giderilmediği gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı yapılan itirazın kabulüne karar verilmiş ise de; katılana ait işyerine girerek hırsızlık yapan sanığın, buraya izinsiz girmesinin, 5237 sayılı TCK"nın 116/2. maddesinde tanımlanan işyeri dokunulmazlığının ihlâli suçu yönünden “müstakil bir zarar” yaratmadığı, hırsızlık suçundan ayrıca cezalandırılmasına da karar verildiği dikkate alındığında; merciince yukarıda bahsedildiği şekilde somut olay ile örtüşmeyen gerekçeyle itirazın kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanabilmesi için öncelikle,
- Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olması,
- Suçun CMK’nın 231. maddesinin 14. fıkrasında yazılı suçlardan olmaması,
- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
- Sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına itirazının olmaması,
- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesine ilişkin koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Anılan bu objektif koşulların gerçekleşmesi ile birlikte ayrıca “Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmasına” ilişkin takdire dayalı subjektif koşulun da gerçekleşmesi halinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanması olanağı bulunmaktadır.
CMK’nın 231/6. maddesinde öngörülen zararın giderilmesi koşulu, maddi ve ekonomik kayba yol açan suçlarda, belli bir yargılama ve hakim takdirine ihtiyaç duyulmayan, uzman bir bilirkişi aracılığıyla saptanabilen hallere ilişkin olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının koşulları içinde değerlendirilebilir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16/02/2010 tarih ve 4/253-28 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CYY’nın 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucunu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Koşullu bir düşme nedeni oluşturan “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesi, objektif koşulların (mahkûmiyet, suç niteliği ve ceza miktarı, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmama, sanığın kabulü, zararın giderilmesi) varlığı halinde mahkemece, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce ve re’sen değerlendirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde, hiçbir isteme bağlı olmaksızın öncelikle uygulanmalıdır.
Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03/02/2009 tarih ve 2008/11-250 Esas-2009/13 Karar sayılı içtihadında; “Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından birisi de suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesidir. Burada, uğranılan zararlardan kast edilen maddi zararlar olup, manevi zararlar bu kapsamda değerlendirilmemelidir.
Maddi zararın bizzat sanık tarafından yerine getirilmesi gerekmeyip, sanık adına onun bilgisi ve rızası tahtında üçüncü kişiler tarafından da tazmin, aynen iade veya eski hale getirme suretiyle giderilmesi de olanaklıdır. Ancak, herhangi bir zararın doğmadığı veya zarar doğurmaya elverişli bulunmayan suçlar yönünden bu koşul aranmayacaktır.” şeklinde karar verilmiştir.
İnceleme konusu somut olayda; sanık hakkında işyeri dokunulmazlığının ihlali suçundan 1 yıl 15 gün hapis cezası verildikten sonra hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, yapılan itiraz üzerine mercii tarafından zararın giderilmediği gerekçesiyle itirazın kabulüne karar verildiği, sanığın adli sicil kaydının bulunmadığı, işyeri dokunulmazlığının ihlali suçunun somut zarar suçu olmadığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtilen objektif koşulların yanı sıra mahkemece takdire dayalı subjektif koşul da ortaya konularak, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin belirlenmesi gerektiği, somut zarar suçu olmayan işyeri dokunulmazlığının ihlali suçundan “müşteki zararının giderilmediği” şeklindeki hatalı gerekçeyle sanık hakkında bu suç açısından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara yapılan itirazın reddi yerine kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"nın, kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1-) İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/01/2019 tarihli ve 2019/27 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK"nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2-) Aynı yasa maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, 10/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.