Hukuk Genel Kurulu 2013/1354 E. , 2014/422 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Kadirli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 29/03/2013
NUMARASI : 2013/118-2013/205
Taraflar arasındaki "alacak ve menfi tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kadirli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce davanın reddine dair verilen 09.03.2006 gün, 2005/435 E. – 2006/88 K sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 07.11.2012 gün, 2012/18247 E. – 22850 K sayılı bozma ilamı ile;
“...Davacı vekili dava dilekçesinde; tapuda hazine adına kayıtlı 102 parsel sayılı taşınmazın haksız işgal edildiği gerekçesi ile davalı kurum tarafından tahakkuk ettirilen 11.475,00 TL ecrimisil bedelinin davacı tarafından davalı idareye ödendiğini ayrıca 01.01.2004–31.12.2004 tarihleri arasında da 6.120 TL ecrimisil bedeli tahakkuk ettirilerek ödenmesinin talep edildiğini ancak söz konusu 102 parselde davacının hiç yer kullanmadığını belirterek davacıdan haksız olarak alınmış olan 11.475,00 TL alacağın sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği davalı idareden tahsili ile davacıdan ecrimisil ihbarnamesi ile talep edilen 6.128 TL"lik ecrimisil alacağına ilişkin olarak davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın görev yönünden ve esastan reddini savunmuştur.
Mahkemece; iadesi istenilen alacak ile borçlu olmadığının tespiti istenilen alacağın davalı idarenin yapmış olduğu işlemler ve kararlardan kaynaklanmış olması nedeniyle İdari Yargının görevli olduğu belirtilerek görev nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davada, ecrimisil ihbarnamesinin iptali talebi olmaksızın, davalı Hazineye ait 102 parsel sayılı taşınmazın haksız kullanımından ötürü tahakkuk ettirilen ve davacıdan tahsil edilen ecrimisil bedelinin davalı idareden geri alınması ve tahakkuku yapılıp da henüz tahsil edilmeyen ecrimisil bedelinden dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti talep edilmektedir. Bu durumda ise davaya bakmaya adli yargı görevli olmakla davanın esası hakkında karar vermek gerekirken, yargı yolu bakımından reddi yerinde görülmemiştir.
6100 sayılı HMK."nun 31.maddesi ile Hâkimin davayı aydınlatma görevinin bulunduğu, aynı yasanın 30.maddesine göre de usul ekonomisi ilkesine uyulması gereklidir. Hâkimin, uyuşmazlığın aydınlatılması bakımından neler yapabileceğinin hüküm altına alındığı bu madde 1086 sayılı HMUK."nun 75/2, 3.fıkralarını karşılamaktadır. Maddi anlamda davayı sevk yetkisinin düzenlendiği görülmektedir. Mukayeseli hukuktaki gelişim sonucunda, iddianın taraflarca, muktezanın tayininin ise duruşma hâkiminde olduğu açıktır.
Bu bağlamda, mahkemece; davanın esasına girilerek taraflardan delilleri sorulmak suretiyle oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçe ve görev nedeni ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir ...” gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, Hazinece tahsil edilen ecrimisil bedelinin iadesi ve tahakkuk ettirilen yeni ecrimisil bedeline yönelik borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı vekili; müvekkilinin eşi ve müvekkili adına davalı hazineye ait 102 parsel sayılı taşınmazın haksız kullanımından ötürü tahakkuk ettirilen ve müvekkilinden tahsil edilen 11.475,00 TL alacağın haksız zenginleşme hükümleri gereğince davalı idareden alınması ayrıca tahakkuku yapılıp da tahsili yapılmayan 6.128,00 TL lik alacak için müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti isteğinde bulunmuştur.
Davalı vekili; iddia edilen hususların idari yargının görev alanına girdiğini bildirip görevsizlik kararı verilmesini istemiştir.
Mahkemece; iadesi istenilen alacak ile borçlu olmadığının tespiti istenilen alacağın davalı idarenin yapmış olduğu işlemler ve kararlardan kaynaklandığı gerekçesiyle, davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, davacı vekilinin temyizi üzerine, Özel Dairece yukarıda açıklanan nedenlerle verilen karar bozulmuştur.
Yerel Mahkemece, önceki gerekçeler genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiş, direnme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; eldeki davaya adli yargı yerinde mi yoksa idari yargı yerinde mi bakılacağı noktasında toplanmaktadır.
Bilindiği gibi, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle işgal tazminatı, hak sahibinin kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararında “…fuzuli işgalin kiraya benzetilemeyeceği; …haksız bir eylem sayılması gerektiği, …bir zarar meydana gelirse bunun tazmin ettirileceği, …Medeni Kanunun (eski) 908 inci maddesi anlamında zilyedin faydalanmasından doğan bir istem olduğu…” vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır.
a)Haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklindeki olumlu zarar,
b)Kullanmadan doğan olumlu zarar,
c)Malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir.
Yargıtay’ın ilgili Daireleri ve Hukuk Genel Kurulu kararlarında, özetlenen bu ilkeler esas alınmaktadır. Bu bakımdan ecrimisilin tahsili için açılacak davaların genel mahkemelerde görülmesi gerekir. Diğer taraftan, 2886 Sayılı “Devlet İhale Yasası” nın 75 inci maddesinde “Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan malların gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden bu Kanunun 9. maddesindeki yerlerden (Ticaret Odası, Sanayi Odası, borsa veya bilirkişiler) sorulmak suretiyle 13. maddede gösterilen komisyonca (ilgili idare memurunun başkanlığında en az bir uzman veya maliye memuru) takdir ve tespit edilerek ecrimisil istenir. Ecrimisil talep edilebilmesi için Hazinenin işgalden dolayı bir zarara uğramış olması gerekmez ve fuzuli şagilin kusuru aranmaz. Ecrimisil fuzuli şagil tarafından ödenmez ise 6183 Sayılı “Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur...” hükmü öngörülmüştür.
Ayrıca; Uyuşmazlık Mahkemesinin 20.02.1989 tarih 2/1 sayılı ilke kararında da “...2886 Sayılı Devlet İhale Kanununun 75. maddesi uyarınca, tebliğ olunan ihbarname ile istenilen ecrimisil nedeniyle açılan davaların çözüm yerinin, ecrimisilin belirlenmesi ve işgalciden istenilmesi işlemlerinin idari niteliği itibariyle idari yargı yeri olduğu açıklanmıştır.
Gerçekten de; 2886 Sayılı Yasa’nın 75.maddesine göre, Hazinece ecrimisili ihbarnamesinin düzenlenip tebliği işleminden sonra, ecrimisil gerekmediği veya fazla talep edildiği iddiasına dayalı olarak ihbarnamenin iptaline yönelik işlerin ve davaların idari nitelikte bulunduğu çözüm yerinin idari yargı olduğu kuşkusuzdur.
Somut olayda; davacı taraf ecrimisil ihbarnamesinin iptali talebi olmaksızın, davalı Hazineye ait 102 parsel sayılı taşınmazın haksız kullanımından ötürü tahakkuk ettirilen ve tahsil edilen ecrimisil bedelinin davalı idareden geri alınması ve tahakkuku yapılıp da henüz tahsil edilmeyen ecrimisil bedelinden dolayı borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Bu durumda, haksız işgal ve haksız eylemin varlığının tespitine yönelik davaya bakmaya adli yargı görevlidir.
O halde, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen, Özel Daire bozma kararına uyulup davanın esası hakkında karar bir verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle yargı yolu bakımından davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan direnme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Hukuk Genel Kurulu tarafından da benimsenen Özel Dairenin bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, aynı kanunun 440/III-3 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 28.03.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.