Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2013/1026
Karar No: 2014/429
Karar Tarihi: 02.04.2014

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2013/1026 Esas 2014/429 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Genel Kurulu         2013/1026 E.  ,  2014/429 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Bakırköy 4. İş Mahkemesi
    TARİHİ : 26/03/2013
    NUMARASI : 2013/76-2013/225

    Taraflar arasındaki “alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bakırköy 4. İş Mahkemesi’nce açılmamış sayılmasına dair verilen 04.07.2012 gün ve 2006/3212 E., 2012/470 K. sayılı kararın incelenmesi davacı tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 24.12.2012 gün ve 2012/29240 E., 2012/29386 K. sayılı ilamı ile;
    (...Davacı, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini iddia ederek ihbar ve kıdem tazminatları ile bir kısım işçilik alacağının ödetilmesi istemi ile 11.12.2006 tarihinde dava açmıştır. Davalı, davanın reddini talep etmiştir.
    Mahkemece, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 320/4. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş verilmiştir.
    İncelen dosya içeriğine göre, yargılamanın 07.03.2012 tarihli oturumunda davanın takip edilmeyerek dosyanın yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verildiği ve davacının başvurusu yenilenerek dosyanın tekrar ele alındığı, bu sefer 04.07.2012 tarihinde takip edilmemesi sebebiyle mahkemece, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 320. maddesinin 4. fıkrasına dayanılarak davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
    Karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"ndan önce, seri yargılama usulünün geçerli olduğu 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu döneminde açılmıştır. Anılan Kanun döneminde, iş davaları sözlü yargılama usulüne tabi olup bu usulde ikiden fazla takipsiz bırakılması halinde açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekmekte idi. Hukuk Muhakemeleri Kanunu"na göre, iş davaları basit yargılama usulüne tabi olup 6100 sayılı Kanun"un 320. maddesinin 4. fıkrasında belirtilen "basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır", kuralı ile basit yargılama usulünde davanın birden fazla takipsiz bırakılması halinde açılmamış sayılmasına karar verileceği hükme bağlanarak Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"ndan farklı bir düzenleme yapılmıştır.
    Her ne kadar usul kanunları yürürlüğe girmekle derhal etkisini meydana getirdiği ve tamamlanmamış usul işlemlerine de uygulanacağı gerekmekte ise de dava sözlü usulün geçerli olduğu dönemde açılmış ve yargılama devam etmekte iken davanın tabi olduğu usulde değişiklik yapılarak basit yargılama usulüne tabi kılınmıştır. Bu durumda, davanın açıldığı tarihte davanın tabi olduğu usule göre davacının davayı birden fazla takipsiz bırakma hakkının bulunduğu ve yargılama devam etmekte iken usul değişikliğinin yapıldığı hususları dikkate alındığında da mahkemece davanın açılmamış sayılması durumuna gelmiş olmasının kabul edilmesi; hakkı daraltıcı nitelikte olacağından mahkemece 6100 sayılı Kanun"un 320/4. maddesine istinaden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
    Yukarıda açıklanan sebeplerle, davacı tarafın 07.02.2012 tarihli duruşmaya katılmamış olması gerekçesi ile 1086 sayılı Kanun"un 409. maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, 6100 sayılı Kanun"un 320/4. maddesi gereği davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir... )
    gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

    Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
    Davacı, davalıya ait iş yerinde işçi olarak 17.04.2005-20.06.2006 tarihleri arasında çalıştığını daha sonra iş yerinden çıkarıldığını, aylık ücretinin 900,00 YTL olduğunu buna rağmen 2006 yılı Mayıs ve Haziran ayı maaşlarının eksik olarak 650,00 YTL ödendiğini, ödenmeyen maaşları nedeniyle 1.150,00 YTL ücret alacağı bulunduğunu, ayrıca kıdem ve ihbar tazminatının da ödenmediğini ileri sürerek, 1000,00 YTL ihbar tazminatı, 1.000,00 YTL kıdem tazminatı ve eksik ödenen iki aylık ücreti nedeniyle 1.150,00 YTL alacağının fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak davalı işverenden en yüksek banka faizi üzerinden faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
    Davalı; iş yerinde sigortasız işçi çalıştırılmadığını, davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davayı kabul etmediğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece, HMK’un 320/4. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, davacı vekilinin temyizi üzerine hüküm, Özel Dairece, yukarıda başlık bölümünde metni aynen yazılı olan ilam ile verilen karar bozulmuş, mahkeme önceki kararda direnmiştir.
    Hükmü temyize davacı vekili getirmiştir.
    İşin esasına geçilmesinden önce, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi üzerine verilen yenileme dilekçesi sonrası duruşma gününün tebliği için davacı adına çıkarılan tebligatın bila ikmal iade edilmesi halinde, duruşma gününün davacıya usulüne uygun tebliği için yeniden tebligat çıkarılmasına gerek olup olmadığı hususu ön sorun olarak tartışılmıştır. Hukuk Genel Kurulu’nca yapılan görüşmede, yenileme dilekçesinde yeni adresini bildirilmeyen ve yeterli masraf bulunmaması nedeniyle önceki adrese çıkarılan tebligatın yeterli olduğu sonucuna varılarak, ön sorun bu şekilde aşılarak işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
    Dava, davacının kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve ücret alacaklarının tahsili istemine ilişkin olup, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu"nun 7.maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 316/1-g maddesi uyarınca iş mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır.
    Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davanın 06.12.2006 tarihinde açıldığı, mahkemece 07.03.2012 tarihinde ilk kez dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacı tarafından 08.03.2012 tarihli dilekçe ile davanın yenilendiği ve duruşmanın 04.07.2012 tarihine bırakıldığı, anılan celseye tarafların gelmediği anlaşılmaktadır.
    Mülga 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 409.maddesi;
    “Oturuma çağrılmış olan tarafların hiçbiri gelmediği veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.
    Oturum gününün belli edilmesi için tarafların başvurması gereken hallerde, gün tespit ettirilmemiş ise, son işlem tarihinden başlayarak bir ay geçmekle birinci fıkra hükmü uygulanır.
    Yukarıdaki fıkralar hükmü gereğince dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurması üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, oturum, gün, saat ve yerini bildiren çağrı kağıdı ile birlikte taraflara tebliğ olunur.
    Dava dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenilenirse yeniden harç alınır. Bu harç yenileyen tarafından ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, yeni bir dava sayılmaz.
    İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar açılmamış sayılır ve mahkemece bu hususta kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.
    Birinci ve ikinci fıkralar gereğince işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilemeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi halde beşinci fıkra hükmü uygulanır.” hükmünü içermektedir.
    Öte yandan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun konu ile ilgili 150.maddesi ise; “ (1) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir…
    (6) İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır….” şeklinde düzenlenmiştir.
    Bunun yanı sıra 6100 sayılı HMK"nun 320/4. maddesinde, basit yargılama usulüne tabi davalarda aşağıdaki düzenlemelere yer verilmiştir;
    “…(4) Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır.” Bu düzenlemeler, basit yargılama usulü uygulanan davalarda, davanın birden fazla takipsiz bırakılamayacağı hususu kabul edilmiştir.
    Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun yürürlükte olduğu dönemde açılan davada; 6100 sayılı HMK’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra, 04.10.2011 günlü celsede, davanın ilk kez takipsiz bırakılmış olması nedeniyle işlemden kaldırılmasına karar verildikten sonra, tekrar 06.12.2011 günlü celsede de takipsiz bırakılması üzerine, HMK’nun 320/4.maddesi uygulanarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olmasının isabetli bulunup bulunmadığı, eldeki davada, 1086 sayılı HUMK hükümlerinin mi, yoksa, 6100 sayılı HMK’nu hükümlerinin mi uygulanması gerektiği noktasında toplanmaktadır.
    Bir usul hükmünün yürürlüğe girmesinden sonra bir dava açılırsa, bu davaya yeni usul kurallarının uygulanması esastır. Dava konusu işlemin daha önce yapıldığı ileri sürülerek, o sırada geçerli kuralların uygulanması istenemez. Ancak yeni hükümlerin ne zaman yürürlüğe gireceği açıkça düzenlenmişse, bu düzenleme dikkate alınacaktır. Buna ilişkin hüküm yoksa, usul işleminin tamamlanıp tamamlanmadığına bakılması gerekir. Eğer bir usul işlemi tamamlandıktan sonra yeni kural yürürlüğe girerse o işlem geçerli olarak kalır.Buna karşılık bir usul işlemi henüz tamamlanmamış veya başlamamış ise, yeni kanun, kural olarak hemen yürürlüğe girecektir. Çünkü genel olarak kanunlar hemen etkili olur ve uygulanırlar (Prof.Dr.Hakan Pekcanıtez ,Medeni Usul Hukuku, Ankara 2000,syf 47 vd.)
    Mülga 1086 sayılı HUMK"nun hangi hükümlerinin uygulanmaya devam edeceği hususu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nda aşağıdaki maddelerde düzenlenmiştir:
    6100 sayılı HMK"nun Geçici 1. maddesi: “ (1) Bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri, Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmaz.
    ( 2) Bu Kanunun, senetle ispat, istinaf ve temyiz ile temyizde duruşma yapılmasına ilişkin parasal sınırlarla ilgili hükümleri Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan dava ve işlerde uygulanmaz.”
    Kanun"un Geçici 3.madde de: “ (1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete"de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
    (2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
    (3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır.” denilmek suretiyle 1086 sayılı HUMK"nun uygulanacağı haller belirtilmekle beraber, anılan maddelerde 1086 sayılı HUMK"nun 409.maddesine değinilmemiştir.
    Somut olayda dava, 06.12.2006 tarihinde henüz 6100 sayılı yeni HMK yürürlüğe girmeden açılmış, mahkemece dava ilk olarak 07.03.2012 tarihinde, 6100 sayılı HMK"nun yürürlüğe girmesinden sonra işlemden kaldırılmıştır.
    Hukuk Genel Kurulu görüşmeleri sırasında davanın mülga 1086 sayılı HUMK döneminde açıldığı, anılan Kanun"un 409.maddesindeki düzenlemelerin davacı yanın lehine olduğu ve kazanılmış hak teşkil edeceği görüşü ileri sürülmüş ise de, aşağıdaki gerekçe ile bu görüş azınlıkta kalmıştır.
    1086 sayılı HUMK 578 maddesinde: “ İşbu kanun müktesep hakları ihlal etmemek şartiyle makabline şamildir.” hükmünü içerse de; 6100 sayılı HMK "nun zaman bakımından uygulanma başlığını taşıyan 448.maddesinde “ (1) Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır.” denilmek suretiyle usul hükümlerinin zaman bakımından uygulanmasında derhal uygulanırlık ilkesi benimsenmiş olup, somut olayda dosya, yeni 6100 sayılı Kanun döneminde ilk kez işlemden kaldırıldığına ve mülga 1086 sayılı Kanun döneminde henüz bir işlemden kaldırma kararı verilmediğine göre kazanılmış bir haktan da söz edilemeyecektir.Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu"nun 15.05.2013 gün ve 2012/17-1623 E., 2013/700 T. sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
    O halde, mahkemece 6100 sayılı HMK"nun 320/4.maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi yerinde olup, direnme kararı onanmalıdır.
    SONUÇ: Davacının temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, eksik kalan 0,90 TL harcın temyiz edenden alınmasına, 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440/III maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 02.04.2014 gününde oyçokluğu ile karar verildi.




    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi