Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2013/653
Karar No: 2014/431
Karar Tarihi: 02.04.2014

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2013/653 Esas 2014/431 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Genel Kurulu         2013/653 E.  ,  2014/431 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Kütahya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
    TARİHİ : 11/10/2012
    NUMARASI : 2012/395-2012/348

    Taraflar arasındaki “kooperatif ortaklığının tespiti” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kütahya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce davanın reddine dair verilen 10.02.2011 gün ve 2010/348 E., 2011/28 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 28.12.2011 gün ve 3583/2931 E., K sayılı ilamı ile;
    (...Davacı vekili, müvekkilinin, davalı kooperatifin ortağı iken ihracına karar verildiğini, ihraç kararının iptaline yönelik açtıkları davanın reddedildiğini, kararın kesinleştiğini, davalının ihraç kararından sonra şerefiye bedelinin tahsili için açtığı davanın kabul edildiğini, ihraç kararına rağmen davacının yaptığı aidat ödemelerinin kabul edildiğini, yine genel kurul toplantısına ortak sıfatıyla davet edilen davacının toplantıya katıldığını, tüm bu durumların davacının davalı kooperatif ortaklığının devam ettiği anlamına geldiğini ileri sürerek, davacının kooperatif ortağı olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.
    Davalı vekili, davanın reddini talep etmiştir.
    Mahkemece, iddia, savunma, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bozma ilamı ve dosya kapsamına göre, kooperatifin davalı hakkında açmış olduğu şerefiye bedelinin tahsili davasının, ihraç kararının kesinleşmesinden önce sonuçlandığı, davacının genel kurula çağrılma sebebinin anasözleşmenin 28. maddesine göre, toplantı tarihinden 30 gün evvel çağrı yapılması gerektiği, davacının ihraç kararının iptaline yönelik açılan davanın reddine yönelik karar kesinleşmediğinden çağrı yapıldığı, davacının üyeliğinin devam etmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
    Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
    Dava, kooperatif üyeliğinin tespiti istemine ilişkindir. Davacı vekili, ihraç kararının kesinleşmesinden sonra müvekkilinin aidat yatırdığını ve kooperatif tarafından şerefiye alacağının istendiğini ileri sürmüştür. Her ne kadar kooperatif tarafından davacı aleyhine açılan şerefiye alacağı davası, ihracın kesinleşmesinden önce ise de, mahkemece, davacı vekilinin anılan iddiası ele alınarak, ihraç kararının kesinleşmesinden sonra davacıdan şerefiyeye ilişkin para alınıp alınmadığı, hakkında takip başlatılıp başlatılmadığı, aidatların ne zaman yatırıldığı, kooperatifin davacı tarafından yatırılan paraları ne zaman emanet hesabına aldığı, paralar üzerinde harcama yapılıp yapılmadığı ve bağlantılı olarak paraların benimsenip benimsenmediği üzerinde durulması ve sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamıştır...)
    gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

    Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
    Dava, davacının, davalı kooperatif ortağı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
    Mahkemece, davacı ortağı genel kurula çağrı işleminin ve şerefiye bedelinin tahsili için açılan dava tarihinin davacı ortağın ihraç kararının kesinleşmesinden önce olduğu, bu nedenle genel kurula çağrı yapılmasının ve şerefiye borcunu tahsili için dava açılmış olmasının kooperatifin ihraç iradesinden vazgeçtiği şeklinde yorumlanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Davacı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle bozulmuştur.
    Yerel Mahkemece, önceki kararda direnilmiş; hükmü temyize davacı vekili getirmiştir.
    Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; ihraç kararının kesinleşmesinden sonra davacıdan şerefiyeye ilişkin para tahsil edilip edilmediği ile aidatların ne zaman yatırıldığı ve bu ödemeler üzerinde harcama yapılarak davacının aidat ödemelerinin kooperatif tarafından benimsenip benimsenmediğinin araştırılmasının gerekli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
    Kooperatiflere üyelik kaydı, yetkili organlarının bu hususta verecekleri açık bir kararla olabileceği gibi, ortak olmak isteyen kişiden aidat tahsilâtı yapılmak suretiyle, ya da kişinin genel kurul toplantılarına çağrılması türünden kişiyi ortak olarak kabul eden işlemlerin yapılması suretiyle zımnen de gerçekleşebilir.
    Somut olayda, davacı ortağın akçeli yükümlülüklerini yerine getirmediği için kooperatif ortaklığından ihracına 13.06.2005 tarihinde karar verildiği ve bu karara karşı açılan iptal davasının ret edilerek 06.06.2007 tarihinde kesinleştiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
    Davacı vekili dava dilekçesinde, ortaklıktan ihraç kararı sonrasında aidatlarını tam olarak yatırdığını ve şerefiye bedelinin ödenmesi için kooperatif tarafından açılan dava neticesinde ödeme yaptığını, bu paranın da kooperatif hesabına geçtiğini ileri sürmüştür. Buna rağmen yerel mahkemenin direnme gerekçesinde şerefiye bedelinin ödendiği hususunda tarafların bir beyanın olmadığı belirtilmiş ise de, dosyada bulunan 14.05.2008 tarihli duruşma zaptında beyanı yer alan davacı vekili; şerefiye parasının bir kısmının davalı tarafından tahsil edildiğini söylemiş ve ayrıca 18.06.2010 tarihli karar düzeltme dilekçesinde şerefiye borcunun kalan kısmının icraya konulduğunu ifade etmiştir.
    Öte yandan, davacı tarafından yatırılan aidatların ortağa iadesi için kooperatif tarafından tevdi mahalli kararı alındığı savunulmuş ise de, anılan bu karar 24.11.2010 tarihini taşımakta olup, 24.03.2008 dava tarihi itibariyle iki yılı aşkın bir süre sonrasına ilişkindir. Ayrıca, ihraç kararının kesinleşmesinden sonra, davacı ortak tarafından aidat yatırılıp yatırılmadığı ile nezdindeki paralar üzerinde kooperatif tarafından tevdi mahalli kararına kadarki süreçte ne şekilde işlem yapıldığı konusunda yerel mahkemece bir araştırma da yapılmış değildir.
    Bu itibarla, davacının ihracına ilişkin kararın kesinleşmesinden sonraki aşamada davacının zımnen ortaklığa kabul edilmesi anlamı doğuracak işlemlerin yapılıp yapılmadığının araştırılması için taraf delilerinin toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesini gerektiği açıktır.
    O halde, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
    Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
    SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, aynı kanunun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 02.04.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.




    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi