1. Hukuk Dairesi 2015/9902 E. , 2018/8914 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 10.04.2018 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalılar vekili Avukat ... geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir.
Mirasbırakan ... 07.05.2013 tarihinde ölünce, geride mirasçıları olarak eşi ..., oğulları ... ve ... ile kızı ... ; mirasçılardan ... eldeki davayı açarak, babası ..."in dava konusu 4115, 4119 ve 4120 parsel sayılı taşınmazlarını mirastan mal kaçırmak amacıyla oğlu ... damatları olan davalılara muvazaalı biçimde aktardığını ileri sürerek miras payı oranında tapu iptali-tescile karar verilmesini istemiştir.
Mirasbırakan oğullarından ..."in damatları olan davalılar ..., ... ve ... ise, satış işlemlerinin gerçek olduğunu, taşınmazların bedellerinin ödendiğini belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, mirasbırakanın mal kaçırmak amacıyla hareket ettiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Getirtilen kayıt ve belgelerden, dava konusu 4119, 4120 ve 4115 parsel sayılı taşınmazların mirasbırakan ..."e ait iken, mirasbırakan tarafından; 26.11.1997 tarihli aynı resmi akitte, 4119 nolu parselin oğlu ... damadı olan ..."e ve 4120 nolu parselin oğlu ... diğer damadı olan ..."e, 15.11.2002 tarihli resmi akitte de, 4115 nolu parselin komşusu ..."a satışlar suretiyle temlik edildikleri; ..."ın 4115 nolu parseli 23.12.2003 tarihinde mirasbırakanın oğlu ... sattığı; anılan taşınmazın ... tarafından da 23.07.2013 tarihinde bir diğer damadı olan ..."na satış yoluyla devredildiği, görülmektedir.
Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında vurgulandığı gibi, görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu"nun 706, Türk Borçlar Kanunu"nun 237. (Borçlar Kanunu"nun 213.) ve Tapu Kanunu"nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki, bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün, diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de, Ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı hususlarının araştırılmasında ve satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olayda, mirasbırakanın dava konusu taşınmazlarını satması için geçerli ve makul sayılabilecek bir sebebinin olmadığı, oğlu ... ile aynı avlu içinde oturdukları, taşınmazlarının oğlu ... tarafından işlendiği, davacı ..."nın kaçarak evlenmiş olması nedeniyle mirasbırakanın babası ve annesi ile aralarında kırgınlık bulunduğu dosya içeriği ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, dava konusu taşınmazlardan başka mirasbırakanın dava dışı 3884, 1136, 1488 ve 649 nolu parsellerini de oğulları ... ve ... 05.02.1991 tarihinde ölünceye kadar bakım şartıyla temlik ettiği kayden sabittir.
Açıklanan olgular, yukarıda değinilen ilkeler ve tüm dosya içeriğiyle birlikte değerlendirildiğinde; mirasbırakanın davacı kızından mal kaçırmak amacıyla hereket ederek dava konusu taşınmazlarını davalılara aktardığı; 4115 nolu parselin ara maliki ..."ın da mirasbırakan ..."ın yan komşusu olduğu ve muvazaalı işleme aracılık ettiği sonuç ve kanaatine varılmaktadır.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile reddedilmesi isabetsizdir.
Davacının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 30.12.2017 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 1.630.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenlerden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.