20. Hukuk Dairesi 2016/13997 E. , 2018/7108 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği ... mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, vergi kaydı bulunduğunu ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre ortak murisleri adına tescilini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, (A) ile gösterilen 24000 m² yüzölçümündeki taşınmazın, muris ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş, davalılar Hazine ve Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle hüküm, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 11/03/2009 tarihli ve 2009/877 E - 4058 K sayılı kararıyla bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle: "Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme yeterli olmadığı gibi, taraf teşkili dahi sağlanmadan hüküm kurulması yerinde değildir.
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin olup, taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu yapıldığı ve 1996 tarihli orman kadastrosu bulunduğu anlaşılmasına rağmen, genel arazi kadastrosunun ne zaman yapıldığı ve taşınmazın ne olarak tapulama dışı kaldığı sorulmamış, pafta getirtilip denetlenmemiş, orman kadastrosuna ilişkin tutanak ve haritalar getirtilip yerine uygulanmamıştır. Ayrıca, alınan bilirkişi raporlarında taşınmazın içinde çok sayıda çam ve meşe ağaçları bulunduğu, bu gibi yerlerin tescile tâbi olmadığı üzerinde durulmamıştır.
Mahkemece yapılan araştırma yetersiz ise de davacı, ortak muris ..."dan kalan taşınmazın tüm mirasçıları adına tescili istemi ile dava açmış olduğuna ve taşınmazın da muris ... mirasçıları adına tescile karar verilmiş bulunduğuna göre, TMK"nın 701. vd. maddeleri gözönünde bulundurulduğunda iştirak halinde (elbirliği) mülkiyete tâbi taşınmazların tescilinin istenmesi halinde miras bırakanın davacı dışındaki diğer mirasçılarının davaya katılımlarının sağlanması veya dava hakkında muvafakatlarının alınması ya da TMK"nın 640. maddesi uyarınca tereke temsilcisi huzuruyla davanın görülmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan yazılı olduğu gibi işin esasına girilip karar verilmiş olması usûl ve kanuna aykırıdır."denilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, davanın kabulüne, 07/01/2008 tarihli fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen yüzölçümü 2000 m² olan taşınmazın, ..."a ait Orhaneli Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/285 E - 297 K sayılı verâset ilâmı gözönüne alınarak mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş, daha sonra tarihsiz ayrı bir kararla hüküm fıkrasında 2000 m² olarak yazılan yüzölçümünün 07/01/2008 tarihli fen bilirkişisi raporunda belirlenen yüzölçümü 24000 m² olarak tashihine dair şerh düzenlenmiş, hüküm dahili davalı ... Yönetimi vekili tarafından taşınmazda 30 yaş üzerinde 201 adet meşe ve
20-90 yaş arasında değişen 115 çam ağacı bulunduğu, zilyetliğin bırakılmış olduğu gerekçesi ve re"sen gözönüne alınacak nedenlerle temyiz edilmiş ve davacı ... vekili tarafından katılma suretiyle kararın onanması istenmiş, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 14.01.2014 tarih, 2013/10979- 2014/517 E.K. sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle:""Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; dairemiz bozma kararında muris ... mirasçıları adına tescile karar verilmiş bulunduğuna göre, TMK"nın 701. vd. maddeleri gözönünde bulundurulduğunda iştirak halinde (elbirliği) mülkiyete tâbi taşınmazların tescilinin istenmesi sözkonusu olması halinde miras bırakanın davacı dışındaki diğer mirasçılarının davaya katılımlarının sağlanması veya dava hakkında muvafakatlarının alınması ya da TMK"nın 640. maddesi uyarınca terekeye atanacak bir temsilci huzuruyla davanın görülmesi gerektiği belirtilmiş ve mahkemece de bozma kararına uyma kararı verilerek yargılamaya devam olunmuş ise de, terekeye temsilci tayinine ilişkin Orhaneli Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/559 E - 2010/569 K sayılı kararının 23/11/2011 tarihinde kesinleşmesinden sonra tereke temsilcisinin davayı takip edebilmesi için duruşmanın ertelenerek yeni duruşma gününün davetiye ile kendisine bildirilmediği ve tereke temsilcisi huzuru ile yargılamaya devam olunmadığı, 2007 yılında yapılan keşif sonrasında düzenlenen 12/12/2007 havale tarihli ilk rapor ve bilâ tarihli ziraat bilirkişi ek raporu ve 20/06/2012 havale tarihli ziraat bilirkişi raporunda muhtelif yaşlarda kesilenlerle birlikte 115 adet çam ve 205 adet meşe ağacı bulunduğunun belirtildiği, 05/02/2008 havale tarihli orman bilirkişi raporunda taşınmazda 5-70 yaşlı 115 adet çam ağacı, 5-30 yaşlarında 201 adet meşe ağacı bulunduğu, 06/06/2012 havale tarihli orman ve fen bilirkişilerce düzenlenen raporda ise arazi üzerinde 10-80 yaşlı karaçam, meşe ve bu ağaçlara ait 80-120 yaşlarında 6 ay ile bir yıl arasında motorlu testere ile kesilmiş damgasız yaşlı kütükler, az sayıda ceviz çok sayıda meşe ve çam ağaçları bulunduğu bildirilmiş olmasına rağmen, ziraat mühendisi bilirkişilerden üzerinde 316 adet ağaç bulunan yerin nasıl imar ve ihya edildiği ve orman bilirkişilerden ise üzerinde 5-70/10-80 yaşlarında olduğu bildirilen 316 adet orman ağacı bulunan bir yerin nasıl orman sayılmayan yer olduğu konularında gerekli bilimsel açıklamaları içerir rapor alınmadığı anlaşılmaktadır. Eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.
Bu nedenle; mahkemece, tereke temsilcisine duruşma gün ve saatinin tebliği, çekişmeli taşınmaza en yakın kadastro parsel tapulama tutanakları ve eklerinin, varsa dayanak tapu ve vergi kayıt örneklerinin tüm tedavülleriyle birlikte, davalı iseler dava dosyalarının, kesinleştilerse kadastroca oluşan tapu kayıt örneklerinin, çekişmeli taşınmaz ve en yakın kadastro parselleri ile birlikte geniş çevresini gösterir orjinal kadastro paftasının getirtilmesi, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman yüksek mühendisi, üç ziraat mühendisi ve bir bir fen elemanı marifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler marifetiyle yerine uygulattırılıp usulüne uygun raporlar alınmalıdır.
Yukarıda açıklanan yöntemlerle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, davacı gerçek kişi yararına 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddeleri gereğince imar ve ihya ile zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının araştırılması gerekeceğinden, bu kez dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ilişkin olarak 1980-1985 yıllarına ilişkin 1/20000 ve 1/25000 ölçekli stereoskopik hava fotoğrafları ile aynı
yıllara ilişkin fotogrametri yöntemiyle düzenlenmiş harita bulundukları yerlerden getirtilmeli, üç orman yüksek mühendisi, üç ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla birlikte hava fotoğrafları; topoğrafik harita ve kadastro paftası ile çakıştırıldıktan sonra mahalline uygulanmalı, stereoskop aletiyle incelenmeli, fen, ziraat ve orman bilirkişi tarafından taşınmaz üzerinde tam olarak hangi tarihten itibaren zilyetliğin başladığı belirlenmeli, zilyetlik olgusunun maddî olaylara dayalı olmasından hareketle, maddî olayların ancak tanık, bilirkişi ve benzeri anlatımlarla kanıtlanacağı gözetilmeli (H.G.K. 30/03/1994 gün ve 1993/8-939-1994/176 sayılı kararı), komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; tarafların bildirecekleri zilyetlik tanıkları ile kadastro tesbit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tespit tarihine kadar davacı kişi yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı, çekişmeli taşınmazın fiilî durumunu da belirtir şekilde, üzerinde 5-70/10-80 yaşlarında 316 adet orman ağacı olduğu bildirilen bir yerin nasıl, ne şekilde imar ve ihya edildiği ve imar ve ihyanın hangi tarihte tamamlandığı hususlarında açıklayıcı rapor alınmalı, imar ve ihya üzerinde durulup, bu konuda ve zilyetliğin tespiti yönünden tanık beyanlarına başvurulmalı, tarafların bildirecekleri zilyetlik tanıkları HUMK’nın 259. ve 265. maddeleri gereğince taşınmaz başında dinlenip; taşınmazın öncesi itibariyle niteliğinin ne olduğu, kime ait olduğu, zilyetliğin nasıl meydana geldiği, ne kadar süre ile ne şekilde devam ettiği, bunun ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların bilgi ve görgülerinin hangi eylemli olaylara dayandırıldığı belirlenmeli, yerel bilirkişinin imar ve ihya ile zilyetlik olgusunu hangi olaylarla nasıl hatırladıkları saptanmalı, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır."" gereğine değinilmiştir.
Mahkemece davanın HMK"nın 150/5 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, karar verilmiş hüküm davacı ... tarafından vekalet ücreti yönünden temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce, 30/10/1998 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre davanın açılmamış sayılmasına yönünde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, davalılar ... ve Orman Yönetimi aleyhine tek bir vekalet ücreti verilmesi gerekirken ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Bu sebeple, hüküm kısmında yer alan 4 ve 5 nolu bentlerin çıkarılarak yerine ""Davalılar ... ve Orman Yönetimi kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesaplanan 1500 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... ve Orman Yönetimine verilmesine"" ibaresinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla HUMK"nın 438/7. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 06/11/2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.