21. Hukuk Dairesi 2016/4848 E. , 2017/9248 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, ... sigortalılığının bitiş tarihinin 31.05.2008 tarihi olduğunun tespitine, 01.04.2014 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına, birikmiş aylıkların faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Dava, davacının 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığının 31/05/2008 tarihinde sona erdiğinin ve 05/03/2014 tarihli tahsis talep tarihini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın yazılı şekilde kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 04/10/2000-28/02/2011, 25/09/2012-08/10/2012 ve 25/02/2014-21/04/2014 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa (5510 sayılı Yasanın 4/1-b maddesine) kapsamında, 01/04/2008-01/02/2010 ve 02/02/2010-28/02/2011 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa ( 5510 sayılı Yasa"nın 4/1-a maddesi) kapsamında çakışan sigortalılığının bulunduğu, davacının 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığına ilişkin şahsi sicil dosyasının tamamı dosya kapsamında bulunmadığı, dava dilekçesi ve davalı Kurumun cevap dilekçesinden davacının ... sigortalılığının ... ortaklığı nedeniyle devam ettiğinin anlaşıldığı, ..."nin vergi kaydının 31/05/2008 tarihinde son bulduğu, davacının 05/03/2014 tarihli tahsis talebinin ...sigortalılığından sonra 1260 gün şartını gerçekleştirmediği ve ... sigortalılığından dolayı prim borcu bulunduğu gerekçesiyle reddedildiği anlaşılmaktadır.
1479 sayılı Yasa"nın 24. maddesinde; limited şirket ortaklarının bu kanun kapsamında sigortalı sayılacağı, yine aynı Yasa"nın sigortalılığın bitimini düzenleyen 25/1-c maddesinde şirketlerle ilgisi kalmayanların, çalışmalarına son verdikleri veya ilgilerinin kesildiği tarihten, 25/1-e bendinde ise; iflasına karar verilmiş olan tasfiye halindeki şirket ortaklarının, mahkemece tasfiyesine karar verildiği tarihten bir gün önce sigortalılığın sona ereceği düzenlenmiştir.
./..
Ayrıca, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa"nın sigortalı olmayı düzenleyen 4/b-3 maddesinde limited şirketin tüm ortaklarının sigortalı sayılacağı düzenlenmiştir. Aynı Yasa"nın 9. maddesinde ise; sigortalılığın sona erme halleri düzenlenmiş olup anılan maddenin 3. fıkrasında; limited şirket ortaklarından hisselerinin tamamını devreden sigortalıların, hisse devrinin yapılmasına ortaklar kurulunca karar verildiği tarihten, anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortaklarının yönetim kurulu üyeliklerinin sona erdiği tarihten, iflas veya tasfiye durumu ile münfesih duruma düşen şirketler için ortağın talep etmesi halinde, mahkeme kararı ile iflasın, tasfiyenin açılmasına, ortaklar kurulu kararı ile tasfiyenin başlamasına veya şirketin münfesih duruma düşmesine karar verildiği, ortakların talepte bulunmaması halinde, mahkemece iflasın kapatılmasına karar verildiği, tasfiyesi sonuçlanan şirketlerin ortaklıklarının ise tasfiye kurulu kararının ticaret sicili memurluğunca tescil edildiği tarihten itibaren sona ereceği düzenlenmiştir.
Söz konusu hükümler doğrultusunda, şirket ortakları yönünden ... kapsamında sigortalı sayılabilmek için limited şirket ortağı olmak yeterli olup şirketin vergi kaydının sona ermesinin bir önemi bulunmamaktadır. (HGK. 06.12.2017 gün 2015/21 -1233 E. sayılı kararı aynı yöndedir.)
"Çakışan sigortalılık sorununu" gerek 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve gerekse 1479 Sayılı ... Kanunu birbirlerine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp sigortalının önceden başlayıp devam ede gelen sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır. Yasa sistemimize göre bir kimsenin Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamına girebilmesi için hizmet akdine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması gerekir. Anılan yasanın 3. maddesinin I. ( F ) bendinde "Kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların" ( K ) bendinde ise. "Herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların" sigortalı sayılmayacağı" belirtilmiştir. Aynı şekilde 1479 Sayılı...Kanunu"nun 24. maddesinin I. ve II. Fıkralarında da bir kimsenin ... kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında. başkaca sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşulu getirilmiştir. Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp, önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır (03.10.2001 gün ve E: 2001/21-627, K: 2001/659 Sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı).
5510 sayılı yasanın 6111 sayılı yasanın 33. maddesi ile değişik 53. maddesinde “Sigortalının, 4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statüleri ile (c) bendinde yer alan sigortalılık statüsüne aynı anda tabi olacak Kanun kapsamına girmesi halinde öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde ise aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır.” hükmü yer almaktadır. 5510 sayılı yasanın 53. maddesinde 6111 sayılı yasanın 33. maddesi ile yapılan bu değişiklik 01/03/2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olup bu tarihten önceki süreler için uygulanamayacaktır.
5510 sayılı yasanın 53. maddesinin 6111 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki halinde ise; “Sigortalının, 4. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılır.” hükmü bulunmaktadır.
./..
Ayrıca, 04/04/2015 tarih ve 6645 sayılı Kanunun 56. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna geçici 63. madde eklenmiş olup “Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, Kuruma kayıt ve tescilleri yapıldığı hâlde, bu maddenin yayımlandığı ayın sonu itibarıyla 12 ay ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ay başından itibaren üç ay içinde ödememeleri veya ilgili kanunları uyarınca yapılandırmamaları hâlinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur.” hükmü getirilmiştir.
Somut olayda, davacının zorunlu 1479 sayılı Yasa"ya (5510 sayılı Yasanın 4/1-b maddesine) tabi sigortalılığının limited şirket ortaklığına istinaden devam etmesi ve bu sigortalılığın 04/10/2000 tarihinde başlayıp önceden başlayıp devam eden sigortalılık olması nedeniyle, davalı Kurumca davacının 04/10/2000-28/02/2011, 25/09/2012-08/10/2012 ve 25/02/2014-21/04/2014 tarihleri arasında kapsamında 1479 sayılı Yasa (5510 sayılı Yasanın 4/1-b maddesi) kapsamında tescil işleminde hata bulunmamaktadır. Ancak, davacının 04/04/2015 tarih ve 6645 sayılı Kanunun 56. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna geçici 63. madde gereğince sigortalılığının durdurulmasını isteme imkanı bulunmaktadır.
Yapılacak iş, davacının ... sigortalılığı ile ilgili olarak prim borcu olup olmadığını ve 6645 sayılı Kanunun 56. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 63. madde kapsamında davacının...sigortalılığının durdurulmasının mümkün olup olmadığını Kurumdan sormak, söz konusu hüküm gereğince davacının sigortalılığının durdurulması mümkün ise hangi tarih itibariyle durdurulabileceğini belirleyip sonucuna göre yaşlılık aylığı şartlarının oluşup oluşmadığı değerlendirmekten ibarettir.
Kabule göre de, davacının tahsis talep tarihi itibariyle prim borcu bulunup bulunmadığı araştırılmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14/11/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
...