12. Ceza Dairesi 2017/6251 E. , 2020/5744 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 2863 sayılı Kanunun 65/1, TCK’nın 62, 52/2, 53. maddeleri gereğince mahkumiyet
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulunun 3.5.1985 gün ve 997 sayılı kararıyla korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli ve Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 27.11.1990 gün ve 1500 sayılı kararıyla tescil kaydının devamına karar verilen 482 ada 32 nolu parselde bulunan korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli taşınmazla ilgili olarak Karabük Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 07.04.2011 tarih 2288 karar sayılı kararıyla, tescilli taşınmazın mevcut durumunun esaslı onarım gerektirdiğinden rölöve çizimleri, restitüsyon ve restorasyon projelerinin ivedilikle hazırlanmasına, ancak bu aşamada yapının yaşamını sürdürebilmesi için basit onarım talebi doğrultusunda; çatı örtüsünün geleneksel alaturka kiremit ile onarılması, çatı altı ahşaplarının ve diğer çatı elemanlarının mevcut çatı eğimi korunarak ve özgün malzeme kullanılarak onarılması, bacaların sıvanarak onarılması ile geleneksel kent dokusuna uygun baca şapkası yapılması suretiyle basit onarım, tadilat ve tamirat kapsamında uygun olduğuna, verilen onarım izninin 1 yıl süre ile geçerli olduğuna karar verildiği, ancak 04.01.2013 tarihli İmar ve Şehircilik Müdürlüğüne hitaben düzenlenen raporda; 07.04.2011 tarihinde yalnızca çatı örtüsü ve bacasının onarımı için 1 yıllık süre içerisinde verilen basit onarım izni doğrultusunda onarımın halen devam ettiği, tescilli taşınmazda 03.01.2013 tarihinde yerinde yapılan incelemede taşınmazın iç ve dış duvarlarında bazı tadilatların yapıldığı, çürüyen ahşap dikmelerin değiştirildiği, dış duvar dolgu malzemesinin gazbeton ile yenilendiği, taşınmazın arka cephesinde bulunan taşıyıcı ahşap dikmelerin altına beton atıldığı, arka bahçeye taş duvar örüldüğü, verilen basit onarım izni kapsamını aşan müdahalelerin yapıldığı belirtildiği, buna istinaden Karabük Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu 23.01.2013 tarihinde yerinde inceleme yaptırdığı, düzenlenen raporda; taşınmaz ile yol arasında bulunan alana beton dökülerek oluşturulan ve 7 basamaktan oluşan beton bir kısım yapıldığı, taşınmazın görünen tüm cephelerinin sıvanarak boyandığı, giriş kapısının değiştirildiği, arka cephesindeki bahçe kısmına taş kaldırım üzerine beton döküldüğü ve taş duvar örüldüğü, arka cephede yer alan ahşap dikmelerin değiştirildiği ve altlarına beton döküldüğü, arka cepheye çıkış kapısının değiştirildiği, zemin katta yer alan ve depo olarak kullanılan odanın taş duvar olan iç duvarları sıvanmış, önceden ahşap kirişleme olan tavan ahşaplarının ise ahşap kirişlemeler yok olacak şekilde yenilendiği, bu oda kapısının yenilendiği, asma kattaki odaların iç duvarları alçı ile sıvandığı, teras katta yer alan ve önceden ahşap kirişleme olan küçük odaların tavanları kontrplak ile kapatılarak alçı ile sıvandığı, yapılan dosya ve arşiv araştırmasında tüm bu uygulamalar için herhangi bir izin alınmadığı ve uygulamaların izinsiz olarak yapıldığının tespit edildiği, bu doğrultuda Karabük Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 04.04.2013 tarih 782 karar sayılı kararıyla, 07.04.2011 tarih ve 2288 sayılı kararda taşınmazın mevcut durumu esaslı onarım gerektirdiğinden rölöve çizimleri, restitüsyon ve restorasyon projelerinin ivedilikle hazırlanarak kurula iletilmesi gerektiğine, yapının yaşamını sürdürebilmesi için basit onarım talebi doğrultusunda sadece çatı onarımının yapılabileceğinin belirtilmesine rağmen taşınmazda yapılan uygulamaların basit onarımı aşarak esaslı onarıma gidilmiş olmasından dolayı 2863 sayılı Kanunun 9. maddesine aykırılık teşkil eden bu izinsiz uygulamalar nedeniyle suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği ve sanık hakkında korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli olan taşınmazda izinsiz uygulamalarda bulunduğu iddiasıyla dava açıldığı,
Mahallinde yapılan keşif sonrası inşaat mühendisi ve sanat tarihçi bilirkişiler tarafından ortak düzenlenen raporda; müdahalenin basit onarımı aştığı, röleve çizimleri, testitüsyon ve restorasyon projeleri gerektiren “esaslı onarım” statüsüne girdiği ve bu haliyle 2863 sayılı Kanunun 9. maddesine aykırılık oluşturduğunun belirtildiği, sanığın aşamalardaki savunmasında tapuda malik olarak gözükmemesine rağmen taşınmazın kendisine ait olduğunu, izin doğrultusunda binanın zarar görmemesi için suça konu tadilatları yaptığını, suç işleme kastının olmadığını belirterek atılı suçlamayı kabul etmemiş ve temyiz aşamasında suça konu yer ile ilgili yapı kayıt belgesi sunmuş ise de; 2863 sayılı Kanunun 9. maddesinde, Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşai ve fiziki müdahalede bulunulmayacağının düzenlendiği, anılan düzenlemeye aykırı olarak, izin alınmaksızın inşai ve fiziki müdahalede bulunulmasının ise, aynı Kanunun 65. maddesi ile yaptırım altına alındığı, buna karşılık, 3194 sayılı İmar Kanununa 11/05/2018 tarih ve 7143 sayılı Kanunun 16. maddesi ile eklenen geçici 16. maddede, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla yapı kayıt belgesi verilebileceği hükme bağlanmış olup, 2863 sayılı Kanuna tezahürü bulunmayan bahse konu düzenlemenin, anılan Kanunun 65. maddesinde tanımlanan inşai ve fiziki müdahale suçlarının unsurlarını etkilemeyeceği, zira, yapı kayıt belgesi verilmesinin, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınmasını sağlamakla birlikte, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında, kültür varlıkları yönünden koruma bölge kurullarından, tabiat varlıkları ve doğal sit alanları yönünden Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinden izin alınmaksızın gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleleri hukuka uygun hale getirmeyeceği, tüm dosya kapsamından sanığın Karabük Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 07.04.2011 tarih 2288 karar sayılı kararıyla sadece çatı onarımı için verilen iznin dışına çıkarak esaslı onarım yaptığının sabit olduğu, ancak; sanığın kollukta alınan beyanında belediye ve koruma kurulunun isteği üzerine eski ve yeni halini gösterir proje sunduğunu belirttiği, ayrıca tapuda malik görünen Alaaddin Demir tarafından kurula sunulmak üzere statik rapor düzenlenmesi talebi üzerine Karabük üniversitesinde görevli inşaat yüksek mühendisi tarafından 17.07.2014 tarihli teknik rapor düzenlendiği ve bunun üzerine Alaaddin Demir tarafından Safranbolu Belediyesi İmar Müdürlüğüne hitaben sunulan dilekçede tescilli taşınmazın rölöve – restitüsyon ve restorasyon projelerinin yapıldığı ve ilgili kurumlara gönderilmesi talebine dair dilekçe sunulduğu anlaşılmakla;
Projenin akıbeti ile suça konu tescilli taşınmaza ilişkin olarak, onaylanmış olan bir tadilat projesi bulunup bulunmadığının araştırılması, varlığı halinde, taşınmaza yönelik dosya kapsamında mevcut olmayan tüm proje/projeler getirtilip, olay yerinde inşaat mühendisi, mimar ve sanat tarihçi bilirkişiler refakate alınarak yeniden keşif yapılıp, suça konu müdahaleler yerinde tespit edilerek,
bu uygulamaların tescilli kültür varlığının bütünü ve dolayısıyla orjinal dokusu ile uyumlu olup olmadığı, yapıda geri dönüşümü mümkün olmayacak derecede zarar meydana getirip getirmediğinin belirlenmesi, taşınmazın bu nitelikte bir zarar gördüğünün anlaşılması durumunda, başka herhangi bir husus araştırılmaksızın sanıkların, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/1-1. cümlesi uyarınca cezalandırılması, dava konusu uygulamalar sebebiyle tescilli kültür varlığına geri dönüşümü mümkün olmayacak derecede zarar verilmediğinin ve taşınmazın mevcut son halinin, onaylanan restorasyon tadilat projesine uygun olduğunun tespit edilmesi halinde, sanığın üzerine atılı suçun manevi unsuru oluşmayacağından beraatine karar verilmesi, tescilli kültür varlığına geri dönüşümü mümkün olmayacak derecede zarar verilmemekle birlikte, taşınmazın mevcut son durumunun onaylı restorasyon tadilat projesine aykırı olduğunun belirlenmesi durumunda, bünyesinde koruma, uygulama denetim büroları kurulan idarelerden izin almaksızın veya izne aykırı olarak izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunanların, 2863 sayılı Kanunun 65/4 maddesi gereğince cezalandırılması gerekeceğinden, bu kapsamda, suça konu taşınmazın bulunduğu ilde suç tarihi itibariyle Büyükşehir Belediye Başkanlığı, İl Özel İdaresi veya İlçe Belediye Başkanlığı bünyesinde koruma, uygulama denetim bürosu kurulup kurulmadığı ve eğer kurulmuş ise suça konu taşınmazın bulunduğu yerin, koruma uygulama ve denetim bürosunun yetki alanı kapsamında kalıp kalmadığı araştırılarak, sonucuna göre 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/4. maddesi veya aynı Kanunun 65/1-2. cümlesi uyarınca sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,
Kabule göre de;
1- TCK"nın 52/4. maddesi gereğince ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrileceği ihtaratının yapılmaması,
2- Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 19.04.2013 olarak belirtilmesi,
3- T.C. Anayasa Mahkemesinin, TCK"nın 53. maddesine ilişkin olan 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanmış olması nedeniyle, iptal kararı doğrultusunda TCK"nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesi gerekliliğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 05/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.