21. Hukuk Dairesi 2016/3808 E. , 2017/9324 K.
"İçtihat Metni"...
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Dava, davacının 15/11/1991-03/05/2009 tarihleri arasında davalı işverene ait iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa"nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa"nın 86/8. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay"ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
506 sayılı Yasa"nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa"nın 86/8. maddelerine göre Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır. Yasada yer alan 5 yıllık süre hak düşürücü olup mahkeme tarafından kendiliğinden nazara alınması gerektiği gibi davacının aynı işyerinde çalışmasını sürdürmesinin veya 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının, hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağı ve hak düşürücü sürenin, kesilmesi ve durmasının mümkün bulunmadığı hukuksal gerçeği de ortadadır.
İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği Kanun"un 79/1.maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği"nin dördüncü kısmında işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi (... , dört aylık sigorta primleri bordrosu ...), sigortalı hesap fişi (...) vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması halinde artık Kanun"un 79/10 (eski 8) maddesinde yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir.
Maddede belirtildiği üzere yönetmelikle tespit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi) verilmesi durumunda hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi çalışmaların sigorta müfettiş raporu ile saptanması durumunda da hak düşürücü sürenin geçtiğinden sözedilemeyeceği açıktır. Bir sigortalının askere gitmeden önce çalıştığı işyerini askerliğe müteakip girmesi durumunda hizmet akdi mecburi hizmet nedeniyle kesilmiş olduğundan artık hak düşürücü sürenin oluştuğundan bahsedilemez. Davacıya ödenen ücretten sigorta primi kesilen hallerde, davacının iş ve sosyal sigorta mevzuatının öngördüğü sigorta hak ve yükümlülüklerini yerine getirmesi nedeniyle Kurumun Yasa"dan kaynaklanan denetim ve inceleme görevini yapmaması karşısında hak düşürücü sürenin işlemeyeceği kabul edilmelidir.
Davacının sigortalı çalışmalarının Kuruma kısmen bildirildiği hallerde, eksik bildirimlere yönelik olarak açılan davada hak düşürücü süre işlemeyecektir. (Hukuk Genel Kurulunun 23.06.2004 gün ve 2004/21-369 E, 2004/371 K. sayılı kararı )
Ayrıca çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi, mevsimlik çalışmanın bulunması ve bu çalışmanın yıllar itibariyle kesintisiz sürdüğünün kabulü halinde de çalışılmayan dönemde hizmet akdi askıda olduğundan hükme esas alınan 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak, mevsimlik çalışmanın sona erdiği yılın sonu esas alınması gerekir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 01/02/1992-05/03/1992 tarihleri arasında...ünvanlı ...sicil nolu işyerinden bildirimlerinin yapıldığı, 23/12/1997-30/11/1998 tarihleri arasında isteğe bağlı ...sigortalısı olarak prim ödediği, 07/12/2004-11/12/2004 tarihleri arasında ... ait 1005718 sicil nolu işyerinde çalışmalarının olduğu, 01/01/2005-08/12/2011 tarihleri arasında ... sigortalılığının bulunduğu, 14/12/1993-04/07/1995 tarihleri arasında askerlik yaptığı, ...ait işyerinden verilen işe giriş bildirgesindeki imzanın davacının elinden çıktığını gösterir yeterlilik ve nitelikte bulgu saptanmadığı, bordro tanıklarının beyanlarının alındığı ve tanıkların davacının dava konusu dönemde davalı işyerinde kesintisiz çalıştığını bildirdikleri anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacının 01/02/1992-05/03/1992 tarihleri arasında bildirimi yapılan ...ait işyeri ile davalı şirkete ait işyerinin adreslerinin aynı olduğu ve ... davalı şirketin ortağı olduğu anlaşıldığından bu işyerleri arasında organik bağ bulunduğu, işyerinin ait iken ortağı olduğu şirketin kurulmasından sonra işyerinin şirket tarafından işletildiği anlaşılmaktadır.Bu durumda, 1992 yılında kısmi bildirimi yapılan davacının 1991 yılından itibaren çalışmalarının kesintisiz devam ettiğinin tespit edilmesi halinde hak düşürücü sürenin geçmesi söz konusu değildir. 14/12/1993-04/07/1995 tarihleri arasında yerine getirdiği askerlik görevi sırasında da iş aktinin askıda olduğu dikkate alındığında askerlikten sonra devam çalışmaları bakımından da hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.07/12/2004-11/12/2004 tarihleri arasında ...e ait işyerinde geçen çalışmaları bakımından da işe giriş bildirgesindeki imzanın davacının elinden çıktığını gösterir yeterlilik ve nitelikte bulgu saptanmadığı tespit edilmesine rağmen bu çalışmaların geçerli kabul edilmesi halinde bile 1992 yılında yapılan bildirimlerinden sonra kesintisiz devam eden çalışmaları bakımından hak düşürücü süre dolmamıştır.Ayrıca, ....üzelkişiliğine ait işyerinden yapılan bildirimlerinden sonra çalışmalarının 12/12/2004-03/05/2009 tarihleri arasında kesintisiz olduğunun tespit edilmesi durumunda da dava tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin geçmediği ortadadır.
Mahkemece, davacının 23/12/1997-30/11/1998 tarihleri arasındaki isteğe bağlı sigortalılığının ve 01/01/2005-08/12/2011 tarihleri arasında da ... sigortalılığının bulunması nedeniyle çalışmalarının sürekli olmadığı kabul edilmiş ise de söz konusu sigortalılık durumlarının bulunması davacının hizmet akti ile bir işveren yanında çalışmasına engel bir durum teşkil etmemektedir.Davacının davalı işveren yanında dava konusu dönemde kesintisiz çalıştığının tespit edilmesi halinde ortaya çıkan çakışan sigorta sorunu yasal mevzuat kapsamında çözülmesi gereken bir durum olup eldeki davada hizmet aktiyle çalışmanın tespitinde sakınca bulunmamaktadır.
Yapılacak iş, bordro tanıklarının davacının dava konusu dönemde kesintisiz çalıştığına dair beyanlarını göz önünde bulundurarak ve hak düşürücü süre ile çakışan sigortalılıkları bakımından yukarıda yer alan açıklamalar doğrultusunda değerlendirme yaparak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,
16/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.