21. Hukuk Dairesi 2016/6610 E. , 2017/9409 K.
"İçtihat Metni"...
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Dava; davacının, 01.01.1982 – 01.04.2012 tarihleri arasında davalı ... Köyü köy tüzel kişiliğinde çalışmış olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece; davacının işveren ..."na ait tescilsiz iş işyerinde 01.05.1982 – 01.04.2012 tarihleri arasında (12.04.2000-12.04.2002 tarihleri dışında kalan ) 10.050 gün asgari ücret ile çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı ... tüzel kişiliği nezdinde su sayaçlarını okuduğunu, bekçilik ve muhtar tarafından verilen işleri yaptığını beyan eden davacı adına davalı işyeri tarafından düzenlenen işe giriş bildirgesi ve davalı Kurum"a bildirilen çalışma bulunmadığı, ancak davacının 17.08.1981 – 30.01.1982, 01.04.1982 – 01.07.1982 ve 06.12.1982 – 31.12.1982 tarihleri arasında farklı işyerlerinde çalışmasının bulunduğu, dosya kapsamından söz konusu işyerlerinin ve davalı işveren ile bağlantısı bulunup bulunmadığının tespit edilemediği, davalı ... tüzel kişiliğinin 01.11.1984 – 31.05.1991 tarihleri arasında elektrik işyerinin 506 sayılı Yasa kapsamında bulunduğu, dönem bordrolarının dosya arasına alınmadığı, ancak talep edilen dönemde muhtar olarak görev yapan ..."nun dinlenildiği, söz konusu tanığın beyanında; kendisinin muhtar olduğu dönemde davacının iki yıl kadar çalışmadığının beyan edildiği, davacının da ... ile anlaşamadığı için 2001 – 2002 yıllarında çalışmadığı yönünde beyanda bulunduğu, davacıya köy bekçisi olarak teslim edilen bir silah bulunmadığı, davacıya davalı muhtarlık tarafından 15.04.2002 – 31.10.2012 tarihleri arasında “ su bakım ücreti, tamirat ücreti, açma -kapama işlerinde çalışma ücreti ” olarak her ay düzenli para ödendiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa"nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa"nın 86/8. maddelerine göre Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurum"ca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır. Yasa"da yer alan 5 yıllık süre hak düşürücü olup mahkeme tarafından kendiliğinden nazara alınması gerektiği gibi davacının aynı işyerinde çalışmasını sürdürmesinin veya 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının, hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağı ve hak düşürücü sürenin, kesilmesi ve durmasının mümkün bulunmadığı hukuksal gerçeği de ortadadır.
İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kurum"a vermesi gerektiği Yasa"nın 79/1. maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan ...Yönetmeliği"nin dördüncü kısmında işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi (...) , dört aylık sigorta primleri bordrosu (...), sigortalı hesap fişi (...) vs.dir. Yönetmelik"te sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması halinde artık Yasa"nın 79/10 (eski 8) maddesinde yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurum"un işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir.
Maddede belirtildiği üzere yönetmelikle tespit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi) verilmesi durumunda hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi çalışmaların sigorta müfettiş raporu ile saptanması durumunda da hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemeyeceği açıktır. Bir sigortalının askere gitmeden önce çalıştığı işyerini askerliğe müteakip girmesi durumunda hizmet akdi mecburi hizmet nedeniyle kesilmiş olduğundan artık hak düşürücü sürenin oluştuğundan bahsedilemez. Davacıya ödenen ücretten sigorta primi kesilen hallerde, davacının iş ve sosyal sigorta mevzuatının öngördüğü sigorta hak ve yükümlülüklerini yerine getirmesi nedeniyle Kurum"un Yasa"dan kaynaklanan denetim ve inceleme görevini yapmaması karşısında hak düşürücü sürenin işlemeyeceği kabul edilmelidir.
Davacının sigortalı çalışmalarının Kurum"a kısmen bildirildiği hallerde, eksik bildirimlere yönelik olarak açılan davada hak düşürücü süre işlemeyecektir. (Hukuk Genel Kurulu"nun 23.06.2004 gün ve 2004/21-369 E, 2004/371 K. sayılı kararı )
Halen yürürlükte olduğu şekliyle dava açma süresi beş yıl olup hak düşürücü süredir. 506 sayılı Yasa"nın yürürlüğe girdiği tarihte beş yıl olan hak düşürücü süre 20.06.1987 tarih ve 3395 sayılı Kanun"un beşinci maddesiyle on yıla çıkarılmışken, 01.06.1994 tarih ve 3995 sayılı Kanun"un 3. maddesiyle tekrar beş yıla indirilmiştir.
Somut olayda; davacının hizmet cetvelinde bildirim bulunan işyerleri ile davalı muhtarlık arasında bağlantı bulunup bulunmadığı araştırılmadan, davacının davalı muhtarlıktan bildirilen çalışmalarının bulunmaması halinde davacı ve tanık ..."nun da beyanları dikkate alındığında iki yıllık kesintinin, davacının önceki çalışmalarının hak düşürücü süreye uğramasına sebep olacağı göz ardı edilerek sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; davacının hizmet cetvelinde bulunan çalışmalarının geçtiği işyerleri ile bu işyerlerinin davalı muhtarlık ile bağlantısı bulunup bulunmadığını araştırmak ve böylece toplanan deliller de değerlendirilerek varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalıların bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılardan ..."na iadesine, 13.11.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
...