1. Hukuk Dairesi 2016/8280 E. , 2018/9213 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ
Taraflar arasında görülen tapu iptali davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."nun raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, yolsuz tecil hukuksal nedenine dayalı tapu iptal isteğine ilişkindir.
Davacı, 849 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki payına ... 14. İcra Müdürlüğünün 2005/11258 sayılı ve ... 8. İcra Müdürlüğünün çeşitli dosyaları üzerinden haciz konulduğunu, ... İcra Müdürlüğünün 2006/116 talimat sayılı dosyasında taşınmazın cebri icra yoluyla usulsüz olarak satıldığını, satışa esas alınan hiçbir dosyanın yerinde olmadığını, şirketin böyle bir borçlandırmayı gerektirecek işleminin bulunmadığını, taşınmazın yolsuz olarak davalılar adına tescil edildiğini ileri sürerek taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın 29/06/2007 tarihinde ... İcra Dairesinin 2006/116 Talimat sayılı dosyasında gerçekleştirilen satış sonucu alındığını, taşınmazın açık ihale yoluyla ve objektif iyi niyet kuralları çerçevesinde iktisap edildiğini, davacının ihalenin feshi için hukuki bir yola başvurmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava dilekçesinin görev yönünden reddine dair verilen karar Dairece ‘’...davanın taşınmazın aynına yönelik olduğu gözetildiğinde bu hali ile HMK"nun 2. maddesi kapsamında bulunduğu, davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu tartışmasızdır...Hal böyle olunca, işin esasının incelenmesi, iddia ve savunma doğrultusunda tarafların bildirdikleri veya bildirecekleri tüm delillerin toplanması, hasıl olcak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken,yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.’’ gerekçesi ile bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda ihalenin usulsüz olduğu iddiasıyla ihalenin feshine ilişkin şikayette bulunulmadığı, ihalenin feshi davası açılmadığı gibi satışın dayanağı icra takibinde ödeme emrinin tebliğine dair işlemin usulsüz olduğu yönünde herhangi bir şikayetin ve davanın da bulunmadığı ve davalı ... Tesisler ve Yatırım Ticaret Anonim Şirkertinin diğer davalılar ile el ve işbirliği içinde olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle, ... Makina Anonim Şirketi ve ... aleyhine açılan davanın ise pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava konusu taşınmazdaki davacı şirkete ait 19496/19885 payın ... 14.İcra Müdürlüğü"nün 2005/11258 Esas sayılı dosyası ile alacaklı davalı ... tarafından başlatılan ilamsız takip sonucunda 20.07.2007 tarihinde ... İcra Müdürlüğü"nün 2006/116 talimat sayılı dosyası ile yapılan ihale neticesinde davalı ... Tesisleri ve Yatırım Tic. Ltd. Şti. adına 20.07.2007 tarihinde cebri satış sureti ile tescil edildiği kayden sabittir.
Hemen belirtmek gerekir ki; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu"nun 18. maddesi uyarınca icra yargılaması basit yargılama usulüne tabidir. Aynı Kanunun 134. maddesinin ikinci fıkrasında ise, "ihalenin feshini, Borçlar Kanununun 226 ncı (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu"nun 281.) maddesinde yazılı sebepler de dahil olmak üzere,….. yalnız tetkik merciinden şikayet yoluyla ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde isteyebilirler. İlgililerin ihale yapıldığı ana kadar cereyan eden muamelelerdeki yolsuzluklara en geç ihale günü ıttıla peyda ettiği kabul edilir" hükmü öngörülmüştür. Görüldüğü üzere bu hükümler, icra hukuku ile sınırlı olarak basit yargılamayı ve ihalenin hazırlanışı, ifası ve sonuçlandırılması sırasında vuku bulan ve de icra tetkik merciinden şikayet yoluyla istenebilen fesihleri tanımlamaktadır. Bu çerçevede kalan bir soruşturma ve değerlendirmenin mülkiyet hakkının illetini teşkil eden nedenin varlığına ya da yokluğuna delalet edemeyeceği kabul edilmelidir. Türk hukuk sisteminde, tapu kayıtlarının oluşumunda illilik prensibi esastır. İhalenin ayakta bulunması ya da feshi isteğinin reddedilmiş olması keyfiyeti, temelde yolsuz tescil nedenini ortadan kaldırmaz.
Somut olayda, dava dilekçesi içeriğinden ve iddianın ileri sürülüş biçiminden, çekişme konusu taşınmaz kaydının davalı taraf adına oluşumunun illetten yoksun bulunduğu, bu nedenle yolsuz tescil niteliğinde olduğu iddiasına dayanıldığı anlaşılmaktadır. Bu tür davaların mülkiyet hakkına dayalı olarak her zaman açılabileceği de kuşkusuzdur.
Öte yandan, mülkiyet hakkına dayanılarak açılan bir iptal davasında, ayrıca tescil isteğinde bulunulmamış olması iptal davasının reddi için başlı başına bir sebep teşkil etmez. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, iptal isteminin tescili kapsamadığı gözetilerek davacıya, ayrıca tescil davası açması için imkan tanımak ve dava açılması halinde her iki dava birleştirilerek karara bağlanmaktan ibarettir. Değişik anlatımla sadece iptal davasının kabulüne ve tapunun iptaline karar verilmesi, tapulu bir taşınmazın sicil dışı (kayıtsız) kalması sonucunu doğurur ki, böyle bir uygulama, devletin bütün taşınmazların hukuki ve geometrik durumlarını belirleyerek sicile bağlama yolunda benimsediği-dolu pafta sistemi –genel ilke ile bağdaşmaz. Ne var ki, davacı iptal değil, sadece tescil isteğinde bulunmuş ise Yargıtayın yerleşmiş ve kurallaşmış uygulamalarına göre, tescil isteği tapu sicilinde mevcut eski kaydın iptali isteğini de kapsadığı gözetilerek davacının ayrıca tapu kaydının iptalini de dava etmesine gerek yoktur. (YHGK 11.11.1983 Tarih, 981/8-80 Esas, 983/1162 sayılı Kararı.)
Ne var ki, somut olayda yukarıda değinilen biçimde açılmış bir tescil davası bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, öncelikle davacı tarafa tescil davası açması için önel verilmesi açtığı taktirde eldeki dava ile birleştirilmesi, ondan sonra davacının yolsuz tescil iddiası bakımından gerekli araştırma ve ve incelemenin yapılması, tarafların delillerinin eksiksiz toplanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yukarıdaki ilkelere uygun düşmeyen gerekçe ve noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.
Davacının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 18.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.