Abaküs Yazılım
14. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/6277
Karar No: 2018/7091
Karar Tarihi: 24.10.2018

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2016/6277 Esas 2018/7091 Karar Sayılı İlamı

14. Hukuk Dairesi         2016/6277 E.  ,  2018/7091 K.

    "İçtihat Metni"

    14. Hukuk Dairesi

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 19.12.2013 birleştirilen dosyada 09.01.2013 gününde verilen dilekçeler ile asıl davada elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil, birleştirilen dosyada temliken tescil veya bedel iadesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın kısmen kabulüne dair verilen 26.05.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı-birleştirilen dosya davacısı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

    _ K A R A R _

    Asıl dava mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi ve kal, birleştirilen dava temliken tescil veya kaim değerin ödenmesi taleplerine ilişkindir.
    Davacılar vekili; müvekillerinin maliki oldukları 318 ada 2 parsel sayılı taşınmazına komşu davalıya ait binanın taşkın olduğunu ileri sürerek; elatmanın önlenmesi, taşkın yapının kal"i isteklerinde bulunmuştur.
    Davalı; taşkın yapı olduğu iddia edilen binayı 1977 yılında yaptırdığını, taşınmazın imar uygulaması gördüğünü, bu nedenle taşkın duruma geldiğini, iyiniyetli malik olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuş ve birleştirilen davada; taşan kısmın bedelini ödemek kaydıyla TMK"nin 725. maddesi uyarınca mülkiyet hakkının devredilmesini talep etmiştir.
    Mahkemece; asıl davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Hüküm, davalı-birleştirilen dosya davacısı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Bilindiği üzere; yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz"ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus MK"nin 684. maddesinde açıkca vurgulanmıştır. Ne var ki, yürürlükten kalkmış olan 6785 sayılı Yasanın l605 sayılı yasa ile değişik 42/c ve halen yürürlükte bulunan 3l94 sayılı İmar Yasasının l8. maddelerinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmıştır.
    Öte yandan, zeminin maliki olan kişinin taşınmazı bizzat kullanma yetkisi sınırlanmış, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) durumunda olan yapı üzerinde tasarruf etme gücü özel yasa ile kısıtlanmıştır. 298l sayılı yasanın 3290 sayılı yasa ile değişik l0/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir.
    Gerçekten, bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşaa etmiş imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz. İşte bu nedenle yukarıda değinildiği gibi yasa koyucu imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duymuştur.
    O halde, yukarıda değinilen ilkelere göre somut olay değerlendirildiğinde;
    Mahkemece; idari işleme dayalı olarak taşkınlığın oluştuğu gözetilerek, davalının kusurunun bulunduğundan sözedilemeyeceği ve 3194 sayılı Yasa"nın 18. maddesi gereği binanın taşkın kısımlarının yıkımının, binanın tamamının yıkımına neden olacağı gerekçesiyle taşkın kısmın bedelinin depo ettirilerek davacının elatmanın önlenmesi ve kal davasının kabulüne karar verilmişse de yapılan araştırma ve incelemeler hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Dosya içerisinde dava konusu taşınmazlara ait tedavüllü (geldi-gitti) tapu kayıtlarının bulunmadığı ancak fen bilirkişisi raporunda; 3019 ve 3020 kadastral parsellerin imar uygulaması ile 318 ada 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 parsellerin oluştuğu davalıya ait binanın davalının maliki olduğu 318 ada 4 sayılı parsel üzerinde bulunmadığı, 54,10 m2"lik bölümünün davacıya ait 318 ada 2 sayılı parsel üzerinde, 3,88m2"sinin 318 ada 3 sayılı parsel üzerinde, 18.20 m2"sinin ise 318 ada 5 sayılı parsel üzerinde bulunduğu, taşkınlığın imar uygulamasından kaynaklandığı bildirilmiştir. Ne var ki, bilirkişi raporu da denetime elverişli değildir. Hal böyle olunca; mahkemece yerinde uzman bilirkişiler aracılığıyla yeniden keşif yapılmak suretiyle, tapu kayıtları tüm tedavülleriyle birlikte getirtilmeli, İmar uygulamasından önceki kadastral parsel sınırlarını gösteren kroki de getirtilerek hangi kadastral parselde davalının ne şekilde hissedar olduğu araştırılmalıdır.
    2- Davalıya ait ve imar uygulaması ile oluşmuş 318 ada 4 parselde davalının hangi tarihte, ne şekilde hissedar olduğu hususu da açıklığa kavuşturulmalı, taşkınlığın imar uygulaması ile oluşup oluşmadığı tüm bilgi ve belgeler dosya içerisine alınarak araştırılmalı, taşkınlık imar düzenlemesinden kaynaklanmışsa İmar Kanununun 18. maddesi uyarınca bir karar verilmeli, taşkınlığın imar düzenlemesinden önce de var olduğu saptanırsa elatmanın önlenmesi ve kal davası ile asgari levazım bedeli yönünden bir hüküm kurulmalıdır. Değinilen yönler bir yana bırakılarak davanın yazılı olduğu şekilde hüküm altına alınması doğru olmamıştır.
    3-Kabule göre; mahkemece birleştirilen dava yönünden hüküm sonucunda açıkça bir karar verilmemiş olması da doğru görülmemiş, bu nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.
    SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı-birleştirilen dosya davacısı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadsine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.10.2018 gününde oybirliği ile karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi