17. Hukuk Dairesi 2016/19591 E. , 2019/7778 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 19.6.2019 Çarşamba günü davacı vekili Av. ... geldi. Davalı tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davacıya ait işyerinin davalı nezdinde sigortalı olduğunu, işyerinden gerçekleşen hırsızlık olayında yaklaşık 130.000,00 TL"lik emtea- demirbaş- makinenin çalındığını, davalıya yapılan başvuruya rağmen hasarın teminat dışı olduğu gerekçesiyle ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL tazminatın 11.12.2002"den işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 02.12.2004 tarihli ıslah dilekçesiyle, taleplerini 100.000,00 TL"ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulü ile 96.405,26 TL tazminatın 11.01.2003 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazla isteğin reddine dair verilen hükmün, davalı vekili tarafından temyizi üzerine, 11. Hukuk Dairesi"nin 27.03.2008 tarih, 2006/9851 Esas ve 2008/3951 Karar sayılı ilamı ile; "zarar miktarının belirlenmesine ilişkin bilirkişi raporunun yetersiz olduğu, davacının önceki yıllara ait iş hacmi ve cirosu ile çay emteası fiyatları, davacı işyeri hacmi ve stok imkanı mahallinde keşifle incelenerek davacının zarar miktarının belirlenmesi gerekirken, yetersiz rapora göre karar verilmesinin hatalı olduğu" gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulü ile 21.222,63 TL. tazminatın 11.01.2003 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazla isteğin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince yapılan yargılamada toplanan delillerin takdirinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; davacı yanca temyiz edilmeyen ilk hükümdeki faiz türü yönünden, davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğundan, buna ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinin mümkün olmamasına göre; davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, işyeri sigorta poliçesi kapsamında tazminat istemine ilişkindir.
Mahkeme tarafından verilen ilk hüküm, davalı yanın hırsızlık olayının şüpheli olduğuna ilişkin savunmaları da gözetilerek, davacı işyerinden çalındığı iddia edilen unsurların tespiti bakımından yapılan araştırmanın yetersiz olduğu gerekçesiyle bozulmuş olup, bozma ilamının kapsamında zarar miktarının tespiti için yapılması gerekli araştırmalar vurgulanmıştır. Bozma ilamına uyan mahkeme tarafından, ilamda belirtilen hususlarda gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra alınan 09.12.2009 tarihli kök rapor ve 18.02.2015 tarihli ek rapor doğrultusunda, davacı isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükme esas alınan 18.02.2015 tarihli bilirkişi heyeti raporu incelendiğinde; sigortalı işyerinden çalındığı iddia edilen çay emtiası yönünden, olayın gerçekleştiği 2002 yılından önceki iki yıla ait emtia alım- satım miktarları baz alınarak riziko tarihinde işyerinde bulunduğu iddia edilen miktarın yarısının daha önce satılmış olabileceği kabulü ile hükümdeki bedelin hesaplandığı; çalındığı iddia edilen makine ve cihazlar içinse, davacı ticari defterlerinin kapanış tasdikleri bulunmadığından defterlere kaydedilen faturaların esas alınamayacağı, davacının bu malları aldığı firmalardan birinin 35.400,00 TL"lik makine bedelli faturayı kendi ticari defterine yasal sürede işlemediği ve makine- cihazların davacının sigortalı işyerine sevk edildiğine dair sevk irsaliyelerinin bulunmadığı gerekçesiyle makine- cihaz bedellerinin zarar hesabına dahil edilmediği görülmektedir.
Davacının çalındığını iddia ettiği çay emtiasına ilişkin alımların, hırsızlığın gerçekleştiği 2002 yılının Ekim ayında gerçekleştirildiği; 66.303,71 TL"lik mal alımının bilirkişi heyeti tarafından da davacının ticaret hacmine uygun bulunduğu dikkate alındığında, önceki yıllardaki satışların %90"ın üzerinde olduğu ve 2002 yılında satın alınan malların %8"inin satılmış olmasının şüpheli olduğu gerekçesiyle, malların %50"sinin satıldığına ilişkin bilirkişi görüşü yerinde olmamıştır. Zira, önceki yıllarda alınan emteanın %90"lık satış oranı tüm yıla ilişkin olduğu halde, rizikonun gerçekleştiği 2002 yılının bitimine sadece 2 ay kala alınan malların bu 2 aylık süreçteki %8"lik satış oranının şüphe yaratacak bir yönü yoktur. Diğer yandan; davacının makine satın aldığı şirketin, bu satıma ilişkin kestiği fatura ile bedelinin tahsiline ilişkin kestiği makbuzu, kendi ticari defterlerine yasal süreden sonra işlemiş olmasının, davacıyı ilgilendiren bir durum olmadığı, satıcı şirketin vergi usul hukukunu ilgilendiren bu tutumunun davacıya yapılan mal satımının gerçekliğini ortadan kaldırmayacağı açıktır. Bu itibarla, hükme esas alınan rapordaki görüş ve değerlendirmeler yerinde görülmemiştir.
Sigorta poliçesi kapsamında zararının tazminini isteyen sigortalı davacı, rizikonun gerçekleştiğini ve zararının miktarını ispatla mükelleftir. Davacı, zarar miktarını ispat bakımından delil olarak fatura ve ticari kayıtlarına dayanmış olup kendi defter kayıtlarının kapanış tasdikleri olmadığı için bu defterlerin tek başına davacı lehine delil teşkil etmeyeceğinin kabulünde bir usulsüzlük yoktur. Anılan bu sebeple de, davacının ticari defterlerindeki kayıtlar, ancak yan delillerle doğrulandığı takdirde davacı lehine delil teşkil edebilecektir. Bu yan delillerin tespiti bakımından, sigortalı işyerinde keşif yapılmış ve işyerinin alanı itibariyle, çalındığı iddia edilen çay emtiası ile makine ve cihazların işyerinde bulunmasının mümkün olduğu, esas alınan raporu düzenleyen bilirkişi heyeti tarafından tespit edilmiştir.
Ayrıca, rizikonun gerçekleşmesinden sonra davacının yaptığı başvuru üzerine, davalı ... şirketi tarafından görevlendirilen araştırma şirketinin, çalındığı iddia edilen emtia- makine ve cihazlar için davacıya satış faturalarını düzenleyen 4 ayrı şirket nezdinde araştırma yaptığı; bu araştırmalarda, satıcı şirketlerin yetkili müdür ve ortakları ile satılan malların taşımasını yapan araç sürücüleriyle görüşmeler yapılıp yazılı beyanlarının alındığı; alınan beyanlar ve satış yapan şirketlerin ticari kayıt incelemeleriyle, satış faturalarının gerçek ve yasal olduğu, ayrıca satılan malların davacıya tesliminin yapıldığının 14.01.2003 tarihli raporla saptandığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Anılan bu rapor dahi, davacı ticari kayıtlarında yer alan faturalardaki mal alımlarının gerçek olduğunu göstermektedir.
Açıklanan vakıalar karşısında mahkemece; daha önceki bozma ilamı kapsamında yapılan araştırmalarda saptanan hususlar, davaya konu edilen çalınan unsurlara ilişkin satım faturalarının gerçekliğini detaylı araştırmayla tespit eden davalının olaydan hemen sonra aldığı 14.01.2003 tarihli araştırma raporu, davacının yan delillerle desteklenen ticari defter ve kayıtları, mahallinde yapılan keşifte işyeri hacmi ve fiziksel koşullarına ilişkin yapılan tespitler hep birlikte dikkate alındığında, davacı yanın zararının miktarını ispat ettiği gözetilmek suretiyle; bozma ilamı doğrultusunda eksikleri giderilen 25.11.2006 tarihli bilirkişi raporu gereği hüküm tesisi gerekirken, eksik inceleme ve elverişsiz bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı biçimde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2.037,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 19/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.