17. Hukuk Dairesi 2016/19983 E. , 2019/7782 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacılar vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 19.06.2019 Çarşamba günü davacılar vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili; dava dışı bankadan kullandığı kredi nedeniyle davalı sigorta şirketi ile hayat sigortası poliçesi yapan davacıların murisinin 12/02/2013 tarihinde vefat ettiğini, hayat sigortası ile teminat altına alınan tüketici kredisi borcunun davacılar tarafından ödendiğini, davalı sigorta şirketinin sözleşmeden cayma hakkını kullanmadığını ve bu nedenle davalının sözleşmeden doğan hükümleri yerine getirmesi gerektiğini belirterek 120.000,00 TL"nin 11/03/2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; murisin kanser tanısının sigorta sözleşmesi akdedilmeden vefattan yaklaşık 6 ay önce bulunduğunu, murisin sigorta başvurusu ve sağlık beyan formunda önemli bir hastalık geçirmediğini beyan ettiğini ve bu nedenle davacıların talebinin teminat dışında kaldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davacıların murisinin sigorta poliçesi düzenlenmeden önce bildiği kanser hastalığını bildirmediği ve rizikonun da bu sebeple gerçekleştiği, ayrıca murisin yazılı bildirimi karşısında davacıların banka görevlilerinin bu durumu bilerek kredi verdiklerini ve poliçenin bu şekilde imzalandığı iddialarına itibar edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, hayat sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar murisi ... ile davalı sigorta şirketi arasında 16.11.2012 başlangıç tarihli hayat sigorta sözleşmesi düzenlenmiş; poliçenin düzenlenmesinden sonra, 12.02.2013 tarihinde davacılar yakını sigortalı vefat etmiştir. Davalı taraf, davacılar murisinin poliçe tanziminden önce mevcut olan kanser hastalığını bildirmeyip sözleşmenin kurulması sırasında beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı, bu aykırılık nedeniyle de zararın teminat dışı kaldığı savunmasında bulunmuştur. Mahkeme ise; davacıların murisinin sigorta poliçesi düzenlenmeden önce bildiği kanser hastalığını bildirmediği ve rizikonun da bu sebeple gerçekleştiği, ayrıca murisin yazılı bildirimi karşısında davacıların banka görevlilerinin bu durumu bilerek kredi verdiklerini ve poliçenin bu şekilde imzalandığı iddialarına itibar edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Poliçenin tanzim edildiği ve rizikonun gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK"nun 1435. maddesi ile, sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki sigortalının doğru bilgi verme (beyan) yükümlülüğü düzenlenmiştir. Sigorta hukukuna ilişkin genel düzenleme mahiyetinde olan bu hüküm, hayat sigortalarında da uygulanmaktadır.
6102 sayılı TTK"nun 1435. maddesinde "Sigorta ettiren, sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır" denilmek suretiyle; sigorta ettirenin, sözleşmenin kurulması sırasındaki doğru beyan yükümlülüğünün kapsamı düzenlenmiştir.
Gerek TTK"nun 1435. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.
Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise, aynı kanunun 1439/2. maddesinde, "rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder" şeklinde düzenlenmiştir.
Davacılar vekili, dava dışı banka tarafından muris ..."ye hayat sigortası yapılmadan kredi verilemeyeceğinin belirtildiğini, davaya konu hayat sigortasının 11.06.2012 tarihinde kanser teşhisi konulan ve sürekli çalıştıkları müşterisi olan ..."nün kanser hastası olduğu bilinerek (kemoterapî görmekte olup saçları dökülmüş ve zayıflamış halde iken murisin evinde) 16.11.2012 tarihinde imzalatıldığını ve ..."nün 12.02.2013 tarihinde vefat ettiğini, beyan yükümlülüğüne aykırı davranmadıklarını ileri sürerek taleplerinin teminat kapsamında kaldığını iddia etmiştir.
Davalı vekili ise; müteveffanın kanser hastalığının bulunup bulunmadığı sorusuna "hayır" cevabı verdiğini, sözleşmenin yapılmaması veya daha ağır şartlarla yapılmasını gerektiren hususların bildirilme yükümlülüğünün sigortalıya ait olduğunu ve bu nedenle talebin teminat dışında olduğunu savunmuştur.
Duruşmada dinlenen tanıklardan davacı tanığı ... beyanında, müteveffanın görüntüsünden sağlıklı olmadığının belli olduğunu, müteveffanın ... Bankası ile sürekli çalıştığından dolayı banka çalışanlarının müteveffayı iyi tanıdığını, davaya konu kredinin görüşmeleri esnasında rahatsızlığı nedeniyle hayat sigortası yapılması kaydıyla krediyi kullandırabileceklerinin belirtildiğini ve banka çalışanı ..."in eve gelerek müteveffanın evinde sözleşmeyi imzalattığını; davacı tanığı ... beyanında, ... Şubesi"nin müteveffanın sürekli çalıştığı banka olduğunu, bu nedenle banka çalışanlarının da müteveffayı birebir tanıdığını, banka görevlisi ..."i sözleşmenin imzalanması için müteveffanın evine kendisinin götürdüğünü, sözleşmenin yanında ve müteveffanın evinde imzalandığını, banka çalışanlarının bu dönemde müteveffanın kanser hastası olduğunu bildiklerini bildiğini ve görüntüsünden de hasta olduğunun anlaşıldığını; tanık banka çalışanı ... beyanında, ..."yü banka müşterisi olması nedeniyle tanıdığını, hasta olduğu dönemde evine giderek sözleşme şartlarının gereği görüşme yapmadan hayat sigortasını imzalatmadığını, poliçenin düzenlendiği zamanı hatırlamasa da kanser hastası olduğunu bildiğini belirtmiştir.
TTK"nun 1439/2. maddesindeki açık ifadelerle, sigortalının ihmali ile beyan yükümlülüğüne aykırı davranılması halinin tazminattan indirim sebebi olduğu kabul edilmiştir.
Bu durum karşısında; davalı sigorta şirketi acentesi sıfatı ile sözleşmeyi yapan dava dışı bankanın poliçenin imzalanması sırasında uzun yıllar çalıştıkları müşterileri olan davacıların murisinin kanser hastası olduğunu bilebilecekleri, murisinin dış görünüşünden önemli bir rahatsızlığı olduğunun herkes tarafından anlaşılabileceği, davalı sigorta şirketi yetkililerinin davacıların murisinin kanser hastası olduğunu bilmemesinin hayatın olağan akışına uygun olamayacağı, aksinin T.M.K. 2.maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceği ve yine de bu hususun muris tarafından açıkça poliçede belirtilmediği anlaşılmaktadır.
Açıklanan hukuki ve maddi olgular karşısında; iddia, savunma, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre dava dışı bankanın poliçeyi acente sıfatı ile yapmış olması ve yukarıdaki açıklamalara göre TTK"nun 1439/2. maddesinin ilk cümlesindeki ihmal suretiyle beyan yükümlülüğüne uymama hali için tazminattan indirim gerektiğinin düzenlendiği de gözetilmeden yapılan değerlendirme ile davanın tamamen reddi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, 2.037,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacılara verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 19/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.