1. Hukuk Dairesi 2015/10276 E. , 2018/9232 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakan anneleri ...’in 24.10.2010 tarihinde öldüğünü, davalı ...’in mirasbırakanın ölümünden yaklaşık iki buçuk yıl sonra, mirasbırakandan aldığı vekaleti kullanarak muris ...’nın 7466 ada 2 parsel sayılı taşınmazda yer alan 4.kat 16 nolu bağımsız bölümdeki paylarını temellük ettiğini, yapılan devrin usulsüz olduğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, mirasbırakan annesi ile arasında 25.12.2003 tarih 30422 yevmiye nolu taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme gereğince de mirasbırakana ait payların bedellerini mirasbırakana ödediğini, dava konusu taşınmaz bakımından ... 3.Sulh Hukuk Mahkemesince ortaklığın giderilmesine karar verildiğini, bu karar üzerine yapılan ihale sonucu taşınmazın maliki olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tapuda resmi işlem yapılırken davacı ve davalının tapu memuru huzurunda hazır bulundukları ve ... ölü olduğu halde ...’e ait vekaletname ile işlem yapıldığı, davacının yapılan bu işlem sırasında annesinin ölü olduğu için vekaletin geçersiz olduğunu bilebilecek durumda olduğu, bu nedenle vekaletin geçersizliğinin ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıdığı, taşınmazın davalı adına olmayıp dava dışı ... adına kayıtlı olduğu, davacının isteğini bedele çevirmediği gibi üçüncü kişiye yöneltilmiş bir dava da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; tarafların mirasbırakanı ...’in 20.04.2010 tarihinde öldüğü, geriye mirasçıları olarak çocukları davacı ... ile davalı ... ve dava dışı çocukları ...,...,...,... ve ...’in kaldıkları, 7466 ada 2 parsel sayılı taşınmazdaki 16 nolu mesken niteliğindeki bağımsız bölüm tarafların murisi ... adına kayıtlı iken 13.09.2012 tarih ve 15189 yevmiye nolu resmi senet ile ... 3.Noterliği’nin 25.12.2003 tarih ve 30423 yevmiye nolu vekaleti kullanılarak ... tarafından elbirliği mülkiyeti halinde tüm mirasçılar adına intikal yapıldığı, 17.09.2012 tarih 15304 yevmiye nolu resmi senet ile davalı ...’in, davacı ... dışındaki tüm mirasçılara vekaleten ... 3.Noterliği’nin 25.12.2003 tarih 30423 yevmiye nolu vekaleti kullanılarak, taşınmazdaki ... payları dışındaki tüm mirasçılara ait payların , davalı ... tarafından , kendisine satış suretiyle temlikinin yapıldığı, taşınmazın davacı ... ve davalı ... adına elbirliği mülkiyeti halinde kayıtlı duruma geldiği, davalının açtığı ortaklığın giderilmesi davası sonucu verilen ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 19.12.2012 tarih ve 2012/33 satış sayılı mahkeme kararı ile davalı ... adına tescil edildiği,davalı tarafça taşınmazın yargılama aşamasında dava dışı ...’ye satış suretiyle temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; dava açıldıktan sonrada sınırlayıcı bir neden bulunmadığı takdirde dava konusu malın veya hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi tasarruf serbestisi kuralının bir gereği, hak sahibi veya malik olmanın da doğal bir sonucudur.
Usûl Hukukumuzda da ayrık durumlar dışında dava konusu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun (HMK) 125. maddesinde dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki halinde yapılacak usûli işlemler düzenlenmiştir. Anılan düzenlemeye göre, iki taraftan biri dava konusunu (müddeabihi) bir başkasına temlik ettiği takdirde diğer taraf seçimlik hakkını kullanmakta dilerse temlik eden ile olan davasını takipten vazgeçerek davayı devralan kişiye yöneltmekte, dilerse davasına temlik eden kişi hakkında tazminat davası olarak devam edebilmektedir. Bu usûl kuralının kendiliğinden (re"sen) gözetilmesi gerektiği de açıktır.
Somut olaya gelince; yargılama aşamasında taşınmazın dava dışı ...’ye temlik edildiği sabittir.
Hâl böyle olunca, HMK’nın 125. maddesi uyarınca usûli işlemlerin tamamlanması gerekmektedir. Davacı taraf HMK’nın 125.maddesi gereğince isteğini taşınmazı temlik alan 3.kişiye karşı tapu iptal ve tescil istemi olarak devam etmek istemesi durumunda, davada mirasbırakanın dava dışı mirasçılarının bulunduğu görülmektedir. Bu durumda; davada taraf olarak yer almayan mirasçıların davaya olurlarının alınması ya da miras şirketine TMK"nin 640. maddesi uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi, davanın görülebilirlik koşulunun yerine getirilmesi gerekmektedir. Açıklanan tüm bu hususlar göz ardı edilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurularak sonuca gidilmesi doğru değildir.
Davacının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA,bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 18.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.