Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2013/1121
Karar No: 2014/626

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2013/1121 Esas 2014/626 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Genel Kurulu         2013/1121 E.  ,  2014/626 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Gaziantep 3.Asliye Hukuk Mahkemesi
    TARİHİ : 15/11/2012
    NUMARASI : 2012/720 E-2012/754 K.

    Taraflar arasındaki “rücuen tazminat ” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Gaziantep 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce davanın kabulüne dair verilen 15.09.2011 gün ve 2011/139 E-2011/543 K sayılı kararın incelenmesi davalılardan M.. T.. tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi’nin 12.04.2012 gün ve 2012/3620 E-2012/6285 K. sayılı ilamı ile;
    (...1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
    2-Diğer temyiz itirazlarına gelince; Dava, 2330 sayılı Yasa uyarınca ödenen nakdi tazminatın rücuen tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece istem kabul edilmiş, kararı davalılardan M.. T.. temyiz etmiştir.
    Mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda olay tarihindeki en yüksek devlet memuru aylığı esas alınarak rücu edilebilecek miktar olarak 13.685,00 TL ile davacının dava dışı polis memuruna ödeme yaptığı tarih ile dava tarihi arasındaki işlemiş yasal faizi olarak 1.851,74 TL hesaplanmış; mahkemece her iki miktarın toplamı esas alınıp taleple bağlı kalınarak 14.874,72 TL"nin ödeme tarihinden yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
    Davacının dava dışı polis memuruna haksız eylemde bulunanlardan rücuen isteyebileceği miktar olay tarihindeki ücrete göre yapılan hesaplama sonucu bulunan 13,685,00 TL"nin talep gibi ödeme tarihinden yasal faizi ile birlikte -rücu davası olduğundan- davalıların olaydaki kusur oranları gözetilerek kusurlarına düşen miktardır. Bu yön gözetilmeden ayrıca hem ödeme tarihinden itibaren yasal faize hükmedilip hem de ödeme tarihinden dava tarihine kadar hesaplanan işlemiş faize hükmedilmesi doğru olmadığı gibi rücu davasındaki kusura göre sorumluluk ilkesinin gözardı edilerek müştereken müteselsilen tahsiline karar verilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir...)
    gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

    Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
    Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
    Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, davalılardan M.. T..’un temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle bozulmuştur.
    Yerel Mahkemece, önceki kararda direnilmiş; hükmü temyize davalılardan M.. T.. getirmiştir.
    Hukuk Genel Kurulu’ndaki görüşmeler esnasında uyuşmazlığın esasının incelenmesinden önce, yerel mahkemenin gerekçeli kararı ile kısa kararı arasında çelişki olup olmadığı hususu önsorun olarak incelenmiştir.
    Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun (HMK) 297.maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
    HMK.nun 294.maddesinin 3.fıkrasında ise “Hükmüm tefhimi herhalde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur” hükmüne yer verilmiştir.
    Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar, hükmün hedefine ulaşılmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
    Diğer taraftan, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
    Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması, zorunludur.
    Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3.maddesi ile bu yönde düzenleme içeren HMK hükümleri, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
    Öte yandan, mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle ve kısa karar ile gerekçeli karar arasında tereddüte yol açacak çelişkiler taşımaması ile mümkündür.
    Mahkemece düzenlenecek kısa ve gerekçeli kararlara ilişkin hüküm fıkralarında, Özel Daire bozma ilamına hangi açılardan uyulup hangi açılardan uyulmadığının hüküm fıkrasını oluşturacak kalemler yönünden tek tek ve anlaşılır biçimde kaleme alınması, varsa hükmedilen miktarların doğru ve çelişki oluşturmayacak biçimde ortaya konulması; kararın gerekçe bölümünde de bunların nedenlerinin ne olduğu ve bozmanın niçin yerinde bulunmadığı ve dolayısıyla mahkemenin bozulan önceki kararının hangi yönleriyle hukuka uygun olduğunun açıklanması, kararın yargısal denetimi açısından aranan ön koşullardır.
    Nihayet, direnme kararları, yapıları gereği, Yasa’nın hukuka uygunluk denetimi yapmakla görevli kıldığı bir Yargıtay dairesinin bu denetimi sonucunda hukuka aykırı bularak, gerekçesini açıklamak suretiyle bozduğu bir yerel mahkeme kararının aslında hukuka uygun bulunduğuna, dolayısıyla bozmanın yerinde olmadığına ilişkin iddiaları içerdiklerinden, o iddiayı yasal ve mantıksal gerekçeleriyle birlikte ortaya koymak zorunda olduğu gibi, direnilen ve uyulan kısımları da kalem kalem net ve birbirine uygun bir biçimde içermelidir.
    Nitekim, aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulu"nun 19.3.2008 gün ve 2008/15-278 E. 2008/254K., 21.10.2009 gün ve 2009/9-397 E., 2009/453 K., sayılı kararında da vurgulanmıştır.
    Bu durumda gerekçeli kararın, tefhim edilen karar yanlışta olsa, buna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak Yargıtay yoluna başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir. Bu aykırılık kamu düzenine ilişkin olup diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi olur. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunmasının bozma sebebi olduğu ise, 10.04.1992 gün 1991/7-4 K. sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararı gereğidir.
    Bu genel açıklamaların ışığında somut olaya gelince, yerel mahkemece 15.11.2012 tarihli oturumda tefhim edilen kısa kararda, davanın hangi miktarla kabul edildiğine ilişkin bir açıklama yapılmaksızın “…müteselsilen tahsiline konusunda ısrar edilmesine” şeklinde hüküm fıkrası kurulmuş ve böylece bozma öncesi verilen kararda kısmen direnildiğinin açıklanmasıyla yetinilmiş, ancak buna rağmen gerekçeli kararda “13.685,00” TL’nin davalılardan tahsiline hükmedildiği yazılmıştır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki bu açık çelişkinin yanı sıra, hükmedilen tazminatın davalılardan “müteselsilen” tahsiline ilişkin kısa kararda yer alan ibareye, gerekçeli kararda yer verilmemiştir.
    Bu itibarla, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişkiler bulunduğundan yerel mahkemece usule uygun direnme hükmü kurulması için, işin esasına yönelik temyiz itirazları incelenmeksizin kararın usulden bozulması gerekmiştir.
    S O N U Ç : Davalılardan M.. T..’un temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının yukarıda açıklanan gerekçelerle 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429.maddesi gereğince usulden BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, aynı Kanunun 440/I.maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 07.05.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.







    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi