Hukuk Genel Kurulu 2013/1051 E. , 2014/627 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara 10.Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 24/01/2013
NUMARASI : 2012/587 E-2013/19 K.
Taraflar arasındaki “alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 10.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce davanın reddine dair verilen 20.09.2011 gün ve 2011/71 E- 2011/18 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 23.Hukuk Dairesi’nin 05.04.2012 gün ve 2012/819 E-2012/2674 K sayılı ilamı ile;
(...Davacı vekili, müvekkilinin 18.02.2008 tarihli noter ihtarnamesi ile kooperatif üyeliğinden ayrıldığını, aidat alacağının muaccel hale geldiğini, davacı yerine yeni üye kaydedilmesi, usulüne uygun bir karar alınmamış olması ve kooperatifin mali durumunun iyi olması nedenleriyle erteleme kararının yerinde olmadığını, ayrılan başka üyelere ödeme yapılarak eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 TL alacağın 06.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı üyeliğinin muvazaalı olduğunu, davacının, kooperatifin eski yöneticileri, yüklenici firma ve diğer bir kısım üye ile birlikte kooperatifi zarara uğrattığını, aidat ödemesi, bu kapsamda alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kooperatif üyesi olduğu, 18.02.2008 tarihinde istifa ettiği, 05.05.2009 tarihinde alacağının muaccel hale geleceği ancak istifa tarihinden sonra 11.05.2008 tarihli genel kurulda, kooperatiften ayrılan ortaklara yapılacak ödemelerin üç yıl ertelenmesine karar verildiği, bu kararın davacı dâhil istifa eden ortakları bağladığı, ayrılan ortaklara ödeme yapılmasının kooperatifin varlığını tehlikeye düşüreceği, erteleme kararı ortadan kaldırılmadığından davacının, dava tarihi itibariyle muaccel alacağının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı ile beraber davalı kooperatif üyesi 48 kişinin 18.02.2008 tarihinde istifa etmesi üzerine, davalı kooperatif tarafından olağanüstü genel kurul kararı alınmış, 11.05.2008 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulda istifa eden üyelerin çıkma paylarının üç yıl süre ile geri ödemelerinin ertelenmesine karar verilmiştir. Oysaki davacı 2008 yılında istifa ettiğinden erteleme kararının 2008 yılı bütçesinin görüşüldüğü 05.04.2009 tarihli genel kurulda görüşülüp karara bağlanması gerekmektedir. Zira davacının istifa tarihinden, 2008 yılı bütçesinin tartışılıp görüşüldüğü genel kurul tarihine kadar davalı kooperatifin mali durumunda değişiklik olması mümkündür. Ayrıca davalı kooperatiften istifa eden üyeler yerine yeni üye alındığı da anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, 2008 yılı bütçesinin görüşüldüğü 05.04.2009 yılı genel kurulunda erteleme kararı alınmadığından 11.05.2008 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan erteleme kararının davacıyı bağlayıp bağlamayacağının, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde tartışılıp, değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir...)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu"na eklenen "Geçici 3.madde" atfıyla uygulanmata olan 1086 sayılı H.U.M.K.nun 2494 sayılı Yasa ile değişik 438/II.fıkrası hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, kooperatif ortaklığından çıkma payı alacağı istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif üyesiyken 18.02.2008 tarihinde istifa ederek ayrıldığını, ayrıldığı yıl bilançosunun onaylandığını ve bir aylık sürenin geçerek alacağın muaccel hale gelmiş olmasına rağmen ödeme yapılmadığını, her ne kadar davalı kooperatif tarafından 3 yıl erteleme kararı alınmış ise de, gerek 32 tane yeni üye kaydedilmiş olması, gerekse de bilanço henüz hazırlanmadan usulüne uygun erteleme kararı alınmamış olması ve kooperatifin mali durumunun gayet iyi olması nedeniyle erteleme kararının yerinde olmadığını, kooperatifin ortaklarından 2008 yılı aidat tahsilatının 13.240.410,00 TL olduğunu, bunun da kooperatifin durumunun iyi olduğunun göstergesi olduğunu, kooperatifin bankadaki nakit parasının 3.466.700,00 TL miktarında olduğunun bilançodan anlaşıldığını ve kooperatifin malvarlığının 22.066.700,00 TL olması karşısında, talep edilen çıkma payının kooperatifin varlığını tehlikeye düşürmeyeceğini ileri sürerek, çıkma payı olarak şimdilik 10.000,00 TL’nin 06.05.2009 muacceliyet tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kooperatifteki üyeliğinin muvazaalı olduğunu, hiçbir hak ve alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, kooperatiften 2008 yılı Şubat ayında 48 ortağın istifa ettiği, bunun üzerine kooperatif olağanüstü genel kurulunun 11.05.2008 tarihli toplantısı ile çıkma paylarının ertelenmesi yönünde karar alındığı, alınan bu erteleme kararının davacıyı da kapsadığının kabulünün gerektiği, hükme esas alınan bilirkişi raporuyla da 2008 yılı bilânçosunun kabul tarihi olan 05.04.2009 tarihi itibariyle, ayrılan ortaklara ödeme yapılmasının kooperatifin varlığını tehlikeye düşüreceğinin tespit edildiği gerekçesiyle henüz muaccel olmayan alacak hakkında açılmış olan davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Daire’ce yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle bozulmuştur.
Yerel Mahkemece, önceki kararda direnilmiş; hükmü temyize davacı vekili getirmiştir.
Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; 11.05.2008 tarihli genel kurulda alınan erteleme kararının davacı ortak yönünden bağlayıcı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun (1163 sayılı KK) 10.maddesinde düzenlendiği üzere; “Her ortağın kooperatiften çıkma hakkı vardır. Çıkma keyfiyetinin kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürmesi halinde ayrılmak isteyen ortağın, muhik bir tazminat ödenmesine dahi hüküm anasözleşmeye konulabilir”
Kooperatiften çıkma hakkını kullanan veya çıkartılan ortak, "ayrılma payı" alır. Ayrılma payının “asgari” miktarı, pay sahibinin sermayeye katılma borcu için ödemiş olduğu bedeldir. Fakat, ana sözleşmelerle, buna ek olarak, ortakların veya mirasçıların kooperatif varlığı üzerinde hakları olup olmadığı ve bu hakların nelerden oluştuğu düzenlenebilir. Bu haklar, yedek akçeler hariç olmak üzere, ortağın ayrıldığı yılın bilançosuna göre hesaplanır. Kanundaki "yedek akçe" kelimesi sadece kanuni yedek akçelere inhisar ettirilmelidir (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, İstanbul 2010, s.887).
Ayrılma payının nasıl belirleneceği, 1163 sayılı KK’nun 17.maddesi ve örnek (tip) ana sözleşmenin 15.maddesinde düzenlenmiştir. Kooperatiften ayrılan ortak, ödemiş olduğu aidatın tamamını değil, ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanacak olan masraf hissesi düşüldükten sonra bakiyesinin iadesini talep edebilir. Bilançonun genel kurulca kabulü suretiyle kesinleşmesinden itibaren bir ay süre geçtikten sonra bu hak talep edilebilir.
1163 sayılı KK’nun 17.madde hükmü aynen; “Kooperatiften çıkan veya çıkarılan ortakların kendilerinin yahut mirasçılarının kooperatif varlığı üzerinde hakları olup olmadığı ve bu hakların nelerden ibaret bulunduğu anasözleşmede gösterilir. Bu haklar, yedek akçeler hariç olmak üzere, ortağın ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanır.
Kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikteki iade ve ödemeler, anasözleşmede daha kısa bir süre tespit edilmiş olsa bile genel kurulca üç yılı aşmamak üzere geciktirilebilir. Bu durumda kooperatifin muhik bir tazminat isteme hakkı saklıdır. Çıkan veya çıkarılan ortaklar ile mirasçılarının alacak ve hakları bunları isteyebilecekleri günden başlayarak beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
Çıkan veya çıkarılan ortağın sermaye veya mevduatından kısmen veya tamamen yoksun kalacağı hakkındaki şartlar hükümsüzdür” şeklindedir.
Bu yasa hükmü uyarınca; ayrılan ortağın hakları, ortaklıktan çıktığı (istifa) veya çıkartıldığı (ihraç) yılın bilançosu çerçevesinde iade edilir. Hakların geri ödenmesi ise, bu bilançonun kesinleşmesinden, başka bir anlatımla bilançonun genel kurulca kabulünden itibaren bir ay içinde yapılabilir. Dolayısıyla alacak, bilançonun genel kurulca kabulünden itibaren bir ay sonra muaccel hale gelir.
Aynı yasa hükmünün ikinci fıkrası gereğince, kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikteki iade ve ödemeler, anasözleşmede daha kısa bir süre tespit edilmiş olsa bile, genel kurulca üç yılı aşmamak üzere geciktirilebilir.
Erteleme kararı, kooperatife sadece yapacağı geri ödemeleri üç yıla kadar erteleme hakkı verir. Bu sürenin sonunda ortak, yine aynı yasa maddesi ile tip anasözleşmenin 15/1.maddesi uyarınca, yaptığı ödemelerin iadesini, ayrıldığı yılın bilanço tarihinden itibaren bir ay geçtikten sonraki tarihten itibaren faiziyle birlikte geri isteyebilir. Ancak, davacıya yapılacak geri ödeme, kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecekse, dolayısıyla erteleme kararı geçerliyse ve dava, erteleme süresi dolmadan açılmışsa, zamanından önce açılan davanın reddi gerekecektir.
Bu aşamada hemen belirtilmelidir ki, böyle bir erteleme kararı alınsa dahi, dava edilmesi durumunda, mahkemelerce öncelikle, ortağın istediği iade alacağının, kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürüp düşürmeyeceğinin kooperatif kayıtları incelenerek tespit ettirilmesi gereklidir.
Ayrıca, tip anasözleşmenin 15/2.maddesi aynen; “Ancak ortaklığı sona erenlerin yerine yeni ortak alınması halinde eski ortağın 21.madde uyarınca ödediği gider taksitleri derhal geri verilir” şeklinde düzenleme öngörmekte olup, somut olayda davalı kooperatifin anasözleşmesinde de bu düzenleme aynen yer almıştır.
Bu hüküm uyarınca, ‘daha önceden de boş olan ortaklık payları dışında’, ortaklıktan çıkan ortaklar ‘yerine’ yeni üye alınması halinde, çıkma payının derhal ödenmesi gerekecektir.Somut olayda davacı vekili, dava dilekçesinde erteleme kararının geçerli olmadığı iddiasının dayanağı olarak kooperatifin mali durumuyla ilgili veriler belirtmesinin yanı sıra, ayrılan ortaklara ödeme yapılmasının kooperatifin varlığını tehlikeye düşürmeyeceği iddiasının delili olarak, istifa eden ortakların yerine 32 adet yeni ortak alındığını ileri sürmüş ve dosyaya birtakım taşınmaz bilgilerini içerir kayıtlar sunmuş olup, yerel mahkemece bu iddia hakkında araştırma yapılmamıştır.
Bu nedenle, çıkma payının ödenmesinin üç yıl ertelenmesine ilişkin genel kurulun aldığı kararının yerinde olup olmadığı hususunun, ileri sürülen bu iddialar araştırılarak yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde varılacak sonuca göre belirlenmesi gereklidir.
Hal böyle olunca; mahkemece, ortaklıktan çıkan ortaklar yerine erteleme kararından sonra yeni ortaklar alındığına ilişkin iddialar araştırılarak elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden, kararının bu değişik gerekçeyle bozulması gerekmiştir.
Direnme kararı açıklanan bu değişik nedenlerle bozulmalıdır.
S O N U Ç : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, aynı Kanunun 440/1.maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.05.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.