Hukuk Genel Kurulu 2013/1100 E. , 2014/659 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 12/12/2012
NUMARASI : 2012/140-2012/263
Taraflar arasındaki “menfi tespit, istirdat ve çek iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Asliye 12.Ticaret Mahkemesi’nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 07.02.2011 gün ve 2010/125 E., 2011/34 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 13.07.2011 gün ve 2011/8379 E., 2011/9984 K sayılı ilamı ile;
(...1-Davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesinde hükme ilişkin itirazlarını da ileri sürmüş ise de, söz konusu dilekçe 10 günlük sürede olmadığı gibi temyiz defterine kaydedilmemiş ve harcının da yatırılmamış olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin temyiz isteminin bu nedenle reddi gerekmiştir.
2-Davalının temyiz itirazlarına gelince; Hükmüne uyulan 13.07.2009 tarih 2009/5609–6983 Karar sayılı bozma ilamında “...B.K:nun 182/2.maddesinde” hilafına adet veya mukavele mevcut değil ise satıcı ile alıcı borçlarını aynı zamanda ifa etmekle mükelleftir” hükmünü içermektedir. Bu yasal karinenin aksinin davacı yanca usulüne uygun delillerle kanıtlanması gerekir. Mahkemece bu yönün gözetilmeden ve ispat külfetinin tayininde hataya düşüldüğünden” bahisle bozulmuştur.
Bozmaya uyulmakla yapılan yargılama sonucu; İstanbul Ticaret Odası’na yazı yazılarak, konfeksiyon ürünü siparişlerde avans çek teslimatının teamül olup olmadığı sorulmuş, cevabi yazıda; karşılıklı güvene dayalı yapılabileceği şeklinde görüş bildirilmiş, anılan yazı ile yetinilerek başkaca araştırma ve inceleme yapılmadan bozmadan evvelki karar doğrultusunda karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, açıklanan bozma ilamı doğrultusunda, davacının bedelsizlik iddiasının HUMK.nun 290.maddesi gereğince yazılı delille kanıtlaması imkanı tanınarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile İstanbul Ticaret Odası’nın yazısı ile yetinilerek karar verilmesi doğru görülmemiştir...)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, menfi tespit, istirdat ve çek iptali istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerinin temyizi üzerine, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle karar bozulmuştur.
Yerel Mahkemece, önceki kararda direnilmiş; hükmü temyize davalı vekili getirmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’ndaki görüşme sırasında, işin esasının incelenmesinden önce, temyize konu kararın gerçekte yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı; dolayısıyla, temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulu"nca mı, yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiği hususu, ön sorun olarak değerlendirilmiştir.
Bilindiği üzere; direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için, mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir (6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 429. maddesi).
Eş söyleyişle; mahkemenin yeni bir delile dayanarak veya bozmadan esinlenerek gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması halinde, direnme kararının varlığından söz edilemez.
Somut olayda ise; yerel mahkemece, “menfi tespit, istirdat ve çek iptali” istemleriyle açılan davada verilen bozmaya konu kararda “...çeklerin iptaline, diğer ve fazla taleplerin reddine” şeklinde hüküm fıkrası oluşturulduğu halde, bozma ilamı sonrası direnme olarak adlandırılan kararda davacının ‘istirdat’ isteminin de kabulüne karar verilerek, “…çeklerin iptaline, yapılan bu ödemeler nedeniyle 62.734,19 TL bedelin davalıdan tahsiline, bu bedel için çeklerin ödeme tarihleri itibariyle davalıdan avans faiziyle tahsiline,” hükmedilmiştir.
Mahkemenin direnme olarak adlandırdığı temyize konu kararın bu haliyle, Özel Daire denetiminden geçmeyen tamamen yeni gerekçeye dayalı yeni bir hüküm niteliğinde olduğu her türlü duraksamadan uzaktır.
Hal böyle olunca; bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi, Hukuk Genel Kurulu’na değil, Özel Daireye aittir.
Bu nedenle, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 19. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu açık olmak üzere 14.05.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.